Bu defa tadı değil oyunculuğu önemli

Bu defa tadı değil oyunculuğu önemli
Bu defa tadı değil oyunculuğu önemli

Tiyatronun kurucularından Pauline Kalker, ?İnsanlar günlük hayatta sıradanlaştırdıkları şeyleri bir karideste görünce önemsiyorlar. Faşist bir karides, faşist bir insandan daha çok gösteriyor faşizmin nasıl bir şey olduğunu? diyor.

Karidesin tavasını, güvecini, salatasını bilirdik de tiyatrosunu hiç duymamıştık. Rotterdamlı avangard tiyatro ekibi Hotel Modern Company, karidesleri birer oyuncuya dönüştürdü
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Karidesin nesi iyi olur? Tavası, güveci, salatası, bir de tiyatrosu. Hollandalı tiyatro ekibi Hotel Modern Company, şu sıra Avrupa’nın pek çok kentinde ‘karides tiyatrosu’ yapıyor. 300 adet karidesi takmışlar kukla oynatmaya yarayan alete benzer bir aparata, bildik insan hikâyelerini karideslere oynattırıyorlar. Provalar, ezberler derken bayatlayan karideslerin rengi hafif atmış, koyulaşmış ama sorun değil; zira izleyiciler bu kez karideslerin tadıyla görüntüsüyle değil oyunculuğuyla ilgileniyor. Yani karidesler dünyada ilk kez işleriyle gündeme geliyor.
Ekip, başka canlılar tarafından taklit edildiğinde, insanların ne kadar da absürd bir hayata sahip olduğunu iyi gösterdiği için ‘Shrimp Tale’ (Karides Masalı) adlı oyunu sahnelemeye karar vermiş. Hepsi profesyonel komedyen ve karideslerin hareketlerinden, repliklerinden onlar sorumlu. ‘Shrimp Tale’ fikri ilk olarak tiyatronun kurucularından da olan Pauline Kalker’ın aklına gelmiş. “Karidesler insanlar gibi konuşsa, onlar gibi davransa komik olur diye düşündüm. İnsanlar günlük hayatta sıradanlaştırdıkları şeyleri bir karideste görünce önemsiyorlar. Faşist bir karides, faşist bir insandan daha çok gösteriyor faşizmin nasıl bir şey olduğunu” diyor.
Rotterdam menşeli oyunun senaryosu bildik senaryolardan değil. Nasıl desem, bir nevi ‘Seinfeld’. Karidesler dişçiye gidiyor, araba tamir ediyor, boks maçı yapıyor, kafede buluşup sohbet ediyor, karşı cinsi çekiştiriyor, spor yapıyor, âşık oluyor, sevişiyor, ağlıyor, gülüyor, olaylar gelişiyor...
Geçenlerde Strasbourg’daki Maillon Tiyatrosu’nda sahnelenen oyun, Fransızlardan büyük ilgi gördü. Ekip bunu Fransızların hem deniz ürünlerini hem de tiyatroyu sevmesine bağlıyor.
Türkiye’ye gelseler ne olur diye düşünüyorum... İlk olarak karideslerini yanlarında getirmeliler herhalde çünkü bizde oyunculuk yapacak kadar bol ve ucuz karides yok. Bir de nimetin zayi edilmesi pek hoş karşılanmaz. En iyi karides, tavadaki karidestir.
1997 yılında kurulan ekip, Hollanda çağdaş tiyatrosuna yeni bir soluk getirmiş. Bildik tiyatrolardan değiller. Sahnede kendileri değil, ellerinde oynattıkları bibloları, kuklaları, oyuncakları, böcekleri falan oluyor. ‘The Great War’ ve ‘Kamp’ adlı oyunları mesela; dekoru, kostümlerin işçiliği, ışığın mükemmelliğiyle keşke buraya da gelseler dedirtiyor.