Bu ikiliye dikkat!

Bu ikiliye dikkat!
Bu ikiliye dikkat!
Burcu Esmersoy ve Tanem Sivar'ın sundukları 'Nedir Ne Değildir', iki sunucunun birbirini iyi anlayan, tamamlayan ve dengeleyen performansıyla ayırt ediliyor
Haber: TAYFUN ATAY - tayfun.atay@radikal.com.tr / Arşivi

Epeydir sürdürdüğüm ‘dizi takibi’nin yarattığı yorgunluğu atma yolunda ‘Nedir Ne Değildir’in karşısına geçip Burcu Esmersoy ve Tanem Sivar’ın performansını izlerken, ne yalan söyleyeyim, bir an Banu Alkan’la Serpil Çakmaklı’yı biraraya getirmiş, kendi tarzında kült bir film olan ‘Bu İkiliye Dikkat’i hatırlamadım değil! STAR’ın hafta sonu yayına koyduğu magazin programı, ‘sarışının adı-esmerin tadı’ deyişini de alabildiğine yankılayan iki sunucusu ile gözünüz takıldı mı kurtarmanız zor bir yapım gerçekten.
Burcu Esmersoy’un mesleki kariyeri ve estetik kapasitesine dair söylenecek her söz, malumu ilam olur. Tanem Sivar, programda onu mükemmel bir kıvamla tamamlamakta. O da popüler kültür evrenimizde yıldızı parlayan bir isim. Fakat yalnızca bu iki güzel kadının görsel belirimleriyle işin kotarıldığı ve kurtarıldığı bir program değil bu. Yapılan , magazin tarzı içindeki diğer örneklerle kıyaslandığında ortalama deyişle vasat, daha keskin bir deyişle bayağı pek çok üründen nitelikli.
Bunda iki sunucunun birbirlerini iyi anlayan, tamamlayan tabiatlarının payı büyük. Esmersoy, popüler kimliğinin bariz ağırlığını hiç hissettirmeyen ölçülü-mütevazı bir olgunluk içinde. Sivar da hiç kendisini ezik hissettirmeyen, sakin, telaşsız, doğal bir öne çıkış sergilemekte sık sık. Benzeri bazı programlarda ‘ekip’ olarak sunuculuk yapanlar arasında sık sık fark edilen, kimi zaman açık çoğu zaman örtük gerilim, uyuşmazlık, uyarsızlık bu ‘ikili’de yok. Yer yer ters düşseler de tatlı bir ‘organik dayanışma’ var onlarda ve oluşmuş denge, programı ilgiye değer kılıyor. Ama!..
Evet, bir ‘ama’ oluşturacak durum, belki de benim talihsizliğim olarak, programı izlediğim günde çıktı ortaya. Esmersoy ve Sivar’ın, her zamankinin aksine stüdyoda konukları yoktu. Daha önce gözüm takılan programlarda onların konuklarıyla diyalogları ve sohbetin kalitesi, kanlı-canlılığı çekmişti dikkatimi. Ses, sahne, film ve ekran dünyasında olup bitenlere ilişkin bilindik magazin malzemesi de makûl miktarda, stüdyodaki sohbet-tartışma performansını tamamlayıcı mahiyette işlerlikteydi.
Benim izlediğim gün, bu denklem tersine çevrildi. Stüdyoda konuk yoktu ve bol miktarda, üstelik de kanalın kendi yapımlarıyla (diziler, realiteler, vs.) ilişkili olay ve haber malzemesinin ağırlıklı olarak tezgâhlandığı bir ‘Star Pazarı’na dönmüştü program. Sunucularımız çok nadir belirdi ve önceki örneklerin aksine bu defa onlar ‘tamamlayıcı’, kaba deyişle ‘aksesuar’ konumuna oturdu. Oysa buna hiç lüzum yok. Bu tarzda (‘televole’ mahiyetli) yakışıklı bir erkek ya da seksî kadın sunucuların ‘minör’ aracılığıyla yürütülen magazin programı zaten kâfi miktarda var. Esmersoy ve Sivar’ın bu şekilde değerlendirilmesi bana pek uygun gelmedi.
Son olarak, magazinin salt bir ‘yanılsama dünyası’ndan ibaret olmaktan çıkabilmesi de onun içine canlı-spontan diyalog, söyleşi ve tartışmayı katabilmekle mümkün ancak. Onun dışında yapılan iş, şapkadan tavşan çıkarmaktan farksız oluyor.