Bu insanların yüzüne bakmaya korkmayın!

Bu insanların yüzüne bakmaya korkmayın!
Bu insanların yüzüne bakmaya korkmayın!
Fotoğrafçı Niko Guido, Irak Savaşı'nın 10'uncu yılında savaş mağdurlarını fotoğrafladı. Guido,'Bizi Rahat Bırakın' sergisiyle ilgili "O insanlar çok güzel, onları görmezden gelmemeliyiz" diyor.
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

Cihangir’de sabah saatlerinde sakin bir kafede buluştuğumuz Niko Guido, “Size önce sergide göstereceğimiz videoyu izletmeliyim” diyor. 10 dakikalık videoyu izledikten sonra boğazıma bir yumru oturuyor. Allak bullak olduğumu anlayan Guido, “İşte bunların sorumlusu biziz” diyor.
40 yaşına kadar turizm sektöründe yer alıp kendi deyimiyle ‘çarkların gerektirdiği gibi’ yaşayıp ardından fotoğrafçı olmaya karar veren Niko Guido, Irak Savaşı’nın 10’uncu yılında Ürdün’ün başkenti Amman’da ‘Sınır Tanımayan Doktorlar’ın açtığı plastik cerrahi hastanesinde Irak Savaşı’ndaki patlamalarda yaralanmış 24 savaş mağdurunu fotoğrafladı. Guido hastanede tanıştığı bir Iraklının, “Sizin medeniyetinizi, paranızı, modern yaşantınızı istemiyoruz. Sadece bizi yalnız bırakın” cümlesinden etkilenerek projeye ‘Leave us alone’ ismini vermiş. Sergide mağdurların nasıl yaralandıkları ve yaşadıkları da kendi cümleleriyle ve tiyatro oyuncularının sesleriyle yer alıyor. Cem Davran’dan Serra Yılmaz’a, Demet Evgar’dan Mustafa Alabora’ya pek çok tiyatro sanatçısının sesleriyle destek verdiği proje Türkiye ’de 30 noktada, yurtdışında ise İsveç, Londra ve Hindistan’da sergilenmeye başlandı.
Depremden sonra gerçekleştirdiği Haiti seyahatinin hayata ve fotoğrafçılığa bakış açısını değiştirdiğini söyleyen Guido, UNICEF’le işbirliği yaparak pek çok ülkede Haiti ile ilgili sergiler açmış. Guido “Fotoğraf benim dilim ve ben Haiti projesinin ardından dilimi toplumsal konularla ilgili projelerde kullanmaya karar verdim” diyor. Bugün isyan içinde olduğunu söyleyen Guido, “Irak Savaşı’nın 10. yıldönümünde dünya bu drama hâlâ gözlerini kapatıyor ve bu insanları görmüyor” diye konuşuyor. Irak’ta yüz binlerce insanın öldüğünü ve 4 milyon kişinin de kaçmak zorunda olduğu bir savaş yaşandığını ama bunu bugün hâlâ kimsenin umursamadığını ifade eden Guido, Obama’nın bugün hâlâ Irak’a giden askerleri saygıyla anmasını eleştiriyor ve 30-40 sene sonra insanlığın bu durumdan utanacağını söylüyor.


Guido bölgede patlayan bombalardan yaralanmış, yüzleri parçalanmış insanların tedavi gördüğü Amman’daki hastanede pek çok insan hikâyesi dinlemiş. Aralarında işçilerin, mühendislerin, ev hanımlarının ve akademisyenlerin de bulunduğu yaralılardan bazıları yaralarından utanıp poz vermek istememiş. Projeye katılmaya ikna olan 24 kişi ise en güzel kıyafetlerini giyip objektif karşısına geçmiş. Guido’yu en çok etkileyen kişi, sekiz yaşındaki Suru olmuş. Henüz üç yaşındayken patlayan bir bombanın etkisiyle yüzü parçalanan Suru’yu fotoğrafladıktan sonra Guido’nun üzerine bir ağırlık çökmüş. Daha sonra bu ağırlığın sebebini düşünürken onun yüzüne bakamadığını ve fotoğraf makinesinin arkasına saklandığını fark eden fotoğrafçı, küçük kıza bir mektup yazmış ve bu mektubu da sergiye koymuş. “Onların yüzleri yaralı ama onlar çok güzeller” diyen Guido “Onları bu hale getiren biziz ve onların yaralı yüzlerinden kaçmamalıyız” diye konuşuyor.
“Yüzleri çok küçükken yaralandığı için normal halini hiç hatırlamayan pek çok çocuk var” diyen Guido, bunların kolay ameliyatlar olmadığını ve insanların senelerce o hastanede yatmak zorunda kaldıklarını anlatıyor. İnternet sayesinde iletişime geçtiği 300 gönüllü ile bu projeyi gerçekleştiren Guido belediyelerin ilgisizliğinden şikâyetçi. Sergi 31 Mart’a dek İstanbul ’da Ataşehir Cemal Süreya Kültür Merkezi’nde görülebilir. Diğer şehirler ile ilgili yer ve zaman bilgisi için: www.leaveusaloneproject.org

Mağdurlar anlatıyor...

Haamed Mohammed:
2004 yılında vuruldum. Okuldan eve dönerken Amerikan askerleri ile silahlı bir grubun arasında kaldım. Çıkan çatışmada elime kurşun isabet etti. Okuldan dönen başka öğrenciler de vardı, onlara ne oldu bilmiyorum. O günden beri de hastanelerde tedavi görüyorum. Al Anbar’da bir, Bağdat’ta iki ameliyat geçirdim. Kardeşlerimi ve ailemi de çok özlüyorum ama elimi yeniden kullanabilmek ve eskisi gibi koşabilmek için katlanıyorum. Yeniden evime, aileme, arkadaşlarıma ve okuluma kavuşacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Fatima Khahtan Adnan: Hepimiz büyükbabamın evinde öğle uykusundaydık. Biz uyurken olmuş olanlar. Evin arka tarafında petrol dolu bir varil isabet almış. Patlamayla beraber kıyamete uyandığımızı sandık. Kız kardeşim ve ben hemen dışarı attık kendimizi. Annem bu kadarını bile yapamadı; üzerine düşen pencerenin altında kaldı, oracıkta can verdi. Ninem de öldü. Amerikalılar geldi bir süre sonra. Tedavim için memleketlerine götürdüler beni. Hayatımın sonuna kadar bu yarayla yaşayacağım. İçimdeki yara ise sonsuza kadar benimle kalacak.