Bu kıyametin 'hazırı var'

Bu kıyametin 'hazırı var'
Bu kıyametin 'hazırı var'
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Bu sabah eğer bu gazeteyi alıp okuyabiliyorsanız demek ki hâlâ gelecekten kıyamet hikâyelerinin tadını çıkarma imkânımız var demektir. İşte sinemanın kıyamet ve sonrası külliyatından hazırladığımız seçki.../ Termİnatör: Gelecek tasavvurunun bu kadar karanlığına, insanın içine kurt düşürenine daha sonra pek rastlanmadı. Sonraki ‘çabaları’ boş verin, Arnold’un tüm haşmetiyle döktürdüğü ilk iki Terminatör’e dikkat kesilin. Serinin öngördüğü kıyamet 2029’a epey yaklaştık, yakın gelecekte pek öyle ‘tekno-fobik’ bir ortam da beklemiyor gibi bizi. Ama ‘Terminatör’ sağ olsun kıyamet sonrasından gelen katil androidlerin tehdidinin soğukluğunu ensenizde hissetmiyor musunuz?
Yarından Sonra: 1990’lar ve 2000’lerdeki felaket filmi ‘revival’ın en dikkate değer yapımlarından ‘Yarından Sonra’yı gündemle bağlantısıyla ayrı bir yere koymak lazım. Küresel ısınma sonrası ‘gelişmiş’ ülke vatandaşlarının, ekinokslar arasında kalan ve zamanında hor gördükleri ülkelere sığınmak durumunda kalmaları ise hâlâ filmin yâd ettiğimiz ironik yanını oluşturuyor.
12 Maymun: Terry Gilliam’ın ‘12 Maymun’u kendi başına da kıyamet hikâyeleri arasında özel bir yere sahip. Ama onu böyle bir seçkide daha da özel kılan, aynı zamanda Chris Marker’ın 1962 tarihli deneysel filmi ‘La Jetée’den söz etme imkanı sunması. Gilliam’ın temel esin kaynağı ‘La Jetée’, sadece fotoğraflarla ilerleyen yapısıyla üçüncü dünya savaşı sonrası ve öncesi arasında beyin damarlarını açacak güçte bol zikzaklı bir zaman yolculuğu kurgular. Gilliam da sadece kendisinin altından kalkabileceği o ‘uçuk’ üslubuyla zaman yolculuğunun ve tabii kıyamet sonrası tahayyülünün en tuhaf hallerinden birini ana akım sinemaya armağan eder.
Maymunlar Cehennemİ: En travmatik kıyamet sahneleri sıralaması yapılsa Franklin J. Schaffner imzalı orijinal ‘Maymunlar Cehennemi’nin sakin ama ihtişamlı finali vurdulu kırdılı onlarca benzerini geride bırakır. Charlton Heston’ın harap olmuş Özgürlük Anıtı’nı bulup maymunların hükümranlığındaki bu gezegenin aslında kıyamet sonrası dünya olduğunu anladığı sahne, romanın yazarı Pierre Boulle’un başlarda pek hoşuna gitmemiş. Neyse Boulle ikna edilmiş edilmesine ama sonra da Charlton Heston’ın Tanrı’ya yakarışını ‘kâfirlik’ addeden sansürcülerle uğraşmak durumunda kalınmış. Mad Max: 70’lerde doğan kuşağın distopya âlemine, alanın gelmiş geçmiş en yaratıcı ve çığır açıcı işlerinden ‘Mad Max’le adım atma şansı oldu. Yakında üstat George Miller’ın Tom Hardy rehberliğinde yine ‘Mad Max’ dünyasına adım atacağı haberlerini duyuyoruz. Ama genç bir Mel Gibson’ın yokluğunda ve 33 yıllık ‘Mad Max takipçileri’ külliyatının (ilk ‘Mad Max’ 1979 tarihli) yarattığı doygunluk sonrası işi iyice zor. Ama sonuç ne olursa olsun, petrol krizi sonrası iyice ‘punk’a bağlayan’ bir dünya tasavvur eden has ‘Mad Max’lerin gönlümüzdeki yeri sağlam.
BİR DE BUNLAR VAR: Kurdun Günü, Son Umut, Resident Evil, 28 Gün Sonra, Dünyalar Savaşı, Dark City, Knowing, Cloverfield, Daylight, Sahilde, Küçük Kıyamet, Su Dünyası, Derin Darbe.