Bu kızın mankenlikle ilgisi yok!

Bu Çağla Kubat beni çok şaşırtıyor. Neden mi? Şöyle ki, bildiğiniz gibi Çağla şu sıralar popüler bir manken kızımız.
Haber: HIZIR TÜZEL / Arşivi

İSTANBUL - Bu Çağla Kubat beni çok şaşırtıyor. Neden mi? Şöyle ki, bildiğiniz gibi Çağla şu sıralar popüler bir manken kızımız. Gazetelerde resimleri yayımlanıyor,dergilere kapak oluyor. Lakin, bazı diğer mankenlerin olduğu gibi ne bir zengin sevgilisi var, ne son model bir cipi. Ayrıca televolelere çıkıp, abuk subuk açıklamalarda bulunmadığı gibi, estetik ameliyatları yaptırıp orasıyla burasıyla da oynamıyor. İşte bu yüzden mesleğe bir ihanet durumu var gibi.
Peki Çağla neler yapıyor? Yapmadığı şey yokmuş anlattığına göre. Kendisi 24 yaşında, İtalyan Lisesi'ni bitirmiş. Arkasından Cambridge Üniversitesi'nde İngilizce eğitimi almış. Ayrıca İtalyanca ve Latince de biliyor. Son olarak İstanbul Teknik Üniversitesi İngilizce Makine Mühendisliği Bölümü'nü bitirmiş. Resim yapıyor, piyano çalıyor. Galatasaray Kulübü'nde basketbol oynamış. Yüzme, tenis, aletli jimnastik, kayak gibi spor dallarıyla uğraşmış. Beş yıldır da Fenerbahçe'de windsurf yapıyormuş.
1999 yılında Türkiye 2. Güzeli seçilen Çağla, şimdi Mehmet Barlas'la birlikte CINE 5'te yayımlanan 'Başka Yerde Yok' isimli programı sunuyor. Acayip bir kız yani. Mankenlikle alakası olmayan bir manken kısacası.
Günümüzde mankenler, daha çok zengin sevgilileri, cipleri, aşk skandallarıyla gündeme geliyor. Neden sizce?
Ben de bir şey soracağım, 'Niye Radikal gazetesi bunları yazmıyor da diğer gazeteler hep bunları yazıyor?' Sema Şimşek'in mütevazı hayatı neden işlenmiyor? Sırf mankenleri suçlamamak gerekiyor bu biraz da medyanın hatası. Mankenlerin özel hayatı nedense insanları çok fazla ilgilendiriyor.
Zengin sevgiliniz ve cipiniz var mı?
Yok. Bir sevgilim var tabii. Çok sevdiğim, bağlı olduğum bir insan var şu anda. Ama şimdiye kadar öyle çok aşık olduğum, kendimi kaptırıp gittiğim biri olmadı.
Zaten şimdilerde kimse âşık olup kendini kaptırmıyor.
Evet, öyle aşklar yaşadıklarını sanıyorlar. Âşık olmak on kere yaşanacak bir şey değil. Aşkın kısa süreli bir şey olmaması gerekir. Maskelerden hoşlanmam, duygularını açıkça belli eden insanlardan hoşlanırım. Çok fazla kibarlıktan da hoşlanmam.
Erkek dediğin sert olur diyorsunuz.
Hayır o kadar da değil ama arabadan inerken kapımı açmasına sinirlenirim. Doğal insanlardan hoşlanıyorum. Sonra, bir erkeğin bana ayak uydurabilmesi için spor yapması şart. Ya da benim sporuma saygı göstermesini bilecek.
Peki diyelim biri bütün bu özellikleri taşıyor. Adamı beğendiniz ama parası yok.
Para çok önemli değil. Benim için bir erkekte para, kendisine bakacak kadar olmalı. Öyle gidip ana baba parasıyla yaşayan bir erkekle yapamam, bundan eminim. Kendi ayakları üzerinde duran biri olmalı. Erkek arkadaşım çok zengin olsun, arabaları olsun diye bir düşüncem hiç olmadı.
Anneniz Ayşe Sema Kubat bir profesör. Akademik bir çalışma sergiliyor. Beri yandan da sizin manken olmanıza, güzellik yarışmalarına katılmanıza destek veriyor. Tuhaf bir ikilem değil mi bu?
Annem genç kızlığında çok güzel bir kadınmış. Çevresindeki herkes onun güzellik yarışmalarına katılmasını isterlermiş. Bu arada anneannem ve büyükbabam eğitime çok önem veren insanlardı. Dolayısıyla annemin eğitimine
çok önem vermişler. Hatta dedem, anneme 'Kızım oku, öğretim görevlisi ol, parayı hiç düşünme, ben sana bakarım' demiş. Annem Türkiye'de en başarılı 100 kadından biri şeçildi.
Tamam da neden sizi bu işlere teşvik ediyor onu anlamadım?
Annem medyatik olmanın önemli olduğunu düşünür. O yüzden beni teşvik etti.
'Makine mühendisliğini her zaman yapabilirsin ama böyle şeyler yapabilecek bir kapasiten varsa ve yapmak istiyorsan bu yolu mutlaka denemelisin' der. Mesela birbuçuk senedir mankenlik yapıyorum. Bana 'Artık mankenlik yapma televizyona geç' diyordu. O yüzden Mehmet Barlas'ın programına Deniz Akkaya'nın yerine geçtiğim için çok memnunlar. Bir de annem giyimine kuşamına çok dikkat eder. Mesela İngiltere'de bir elbise beğenmişti ama parası çıkışmayınca alamadı. Sonra o elbiseyi Seda Sayan satın almış, çok ağrına gitmişti.
24 yaşına kadar bir sürü iş başardınız, bundan sonraki idealiniz neler mesela?
Her şeyi başardım diyemem. Mesela rüzgâr sörfünde Türkiye Şampiyonu olup olimpiyatlara katılmak istiyorum. Uç noktalarda birtakım hedeflerim var. Milli takımdayım ama Türkiye'yi dışarıda hiç temsil etmedim. Geçen yıl Türkiye ikincisi olmuştum ve Balkan Şampiyonası'na gitmek hakkım doğmuştu. Federasyon benim katılmamı istedi ama malzeme vermediler ben de gidemedim. Bu yıl mutlaka birinci ya da ikinci olacağım o yüzden sponsor arayışı içindeyim.
Bir de siz küçük yaşlardan itibaren sıkı bir disiplin altında yaşadınız. Hiç 'çocukluğumu yaşayamadım' dediğiniz oluyor mu?
Çocukluğumu çok güzel yaşadım ama gençliğimi yaşayamıyorum. Yeteri kadar mutlu olamıyorum. Annem hâlâ çok fazla hayatımda. Bu kimi zaman beni bunaltıyor. Benim verdiğim kararlara artık biraz daha güvenmesini bekliyorum. Biraz geri çekilmesini istiyorum. Annemle çok fazla bütünleşmiş durumdayız. O yüzden olacak herhalde her yerde ondan söz etme ihtiyacı duyuyorum. Biraz etki altındayım galiba.
Peki, ülkenin bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu anda dış politika konusunda çok yanlış kararlar verildiğine inanıyorum. AKP iktidara geldiği zaman 'Niye bunlara güvenmiyoruz belki de ülkeyi iyi bir duruma getirebilirler' demiştim. Ama şimdi görüyorum ki, yanlış bir dış politika uyguladılar. Türkiye'yi gerçekten çok kötü bir durumda, arada bıraktılar. Şu anda yalnız bir ülkeyiz. Bunlara kesinlikle çok üzülüyorum. Yine de çok olumsuz bakmamak lazım. Tezkerenin reddedilmesiyle fırsatı kaçırdık.
Neden böyle düşünüyorsunuz?
Amerika'nın zaten çok kısa sürede bitirdiği bir savaş bu. Biz de bunun içinde çok etkiliymiş gibi görünebilirdik. Bütün bu fırsatları kaçırdığımızı görüyorum. Yine de en azından Irak'ın yeniden yapılanmasında rol alıp da, doğudaki kentlerimizin biraz daha gelişmesi sağlanabilir. Çünkü artık Amerika komşumuz gibi oldu. Orada bir hareketlenme olacak. Bundan doğudaki illerimiz faydalanabilir diye düşünüyorum. Her ne kadar Amerikalılarla işbirliği yapmadıysak da, bize ılımlı davranmaları gerekiyor. Çünkü ABD, Kuzey Irak'taki Kürtlerin ve peşmergelerin hareketlenmesine izin verirse Arap dünyasının tepkisini alır.