'Bu konsere slogan yakışmaz'

'Bu konsere slogan yakışmaz'
'Bu konsere slogan yakışmaz'
Türkçe sözlü müziğin iki dev ismi, Timur Selçuk ve Nükhet Duru, 30 yıl önceki 'Bizim Şarkılarımız' konser serisine 10 Şubat'ta İzmir'de yeniden başlıyor. Murat Meriç, provalar esnasında ikilinin yanındaydı...
Haber: MURAT MERİÇ / Arşivi

‘Bizim Şarkılarımız’ konserleri 30 yıl önce Şan Tiyatrosu’nda yapılmıştı. İlk buluşma nasıl gerçekleşti?
Nükhet Duru: Mustafa Oğuz’un projesidir, teklif ondan geldi. İlk plaklarımın düzenlemesi Timur Selçuk’a aittir. Ondan önce de kendisine hayrandım ve yolundan gitmeye çalışıyordum. Mustafa, ikimizin birleşmesinden hoş bir şey çıkacağını düşündü ve teklifi getirdi.
1984 tarihli Nükhet Duru albümü ‘Her Şey Yeni’de bir düetiniz var: ‘İspanyol Meyhanesi’. Konserlerin sonunda mı çıktı o?
Nükhet Duru: Arasındaydı. Ben albümü yaparken hocam lütfedip geldi, eşlik etti. Konserler uzun sürdü, 1983 diyoruz ama 1984 boyu da devam etti proje.
Sonrasında bugüne dek müzikal anlamda bir birlikteliğiniz yok galiba…
Nükhet Duru: Ben bir evlilik yaptım, çocuk sahibi oldum, başka cenahta müzik çalışmaları yaptım, sonra uzun süre küstüm ve bir şey yapmadım… Hocam da o arada okuluna kendini adadı.
Timur Selçuk: Arada haberleşiyorduk elbette, birbirimizden hiç kopmadık.
Hanginizden çıktı yeniden yapma fikri?
Nükhet Duru: Benden çıktı. Hep aklımdaydı aslında ama müzikal olarak “Hadi şimdi hazırım, yine yapalım mı?” diyecek durumum yoktu. Arada bir, iki konserde yan yana geldik ama kısmet bugüneymiş. Zaman da uydu aslında, bu şarkıları söylemeye tam da şu anda çok ihtiyacımız var. İnsanlar bunu duymak istiyor. Takdir edersiniz ki biraz kirli bir müzik ortamı var.
1983’te de tam böyle bir ortamda yapmıştınız konserleri: Darbe sonrası, arabeskin yükseldiği bir dönem. O zaman da bir tepki var mıydı?
Nükhet Duru: Hayır. Şimdi de öyle bir tepkiyle çıkmadık zaten. Birlikte şarkı söylemeyi seviyoruz, asıl sebep bu. Bir de direniyoruz elbette, direnme duygusu hiç gitmedi.
Timur Selçuk: Ödün vermeden ilerlemek gerekiyor. Bunu yapabilen çok az. Bilhassa kadınlar için çok zor hayat . Sezen, Ajda, Nilüfer, Candan, bütün kadın şarkıcıların ellerinden öpüyorum çünkü ‘adam’ların yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti’nde, bu gelişmemiş ülkede yıllardır dimdik duruyorlar. Babacığımdan öğrendim ben bunu, çok zarif bir insandı. Hanımlara hep saygı gösterirdi. Nükhet’e bir ölçüde aktarabildiğimi sanıyorum bunu.
Repertuvar nasıl olacak? 1983’le aynı mı?
Nükhet Duru: Aynı değil. Onların senaryosu oldukça farklıydı. Benzer şarkılar olacak, vazgeçilmezlerimiz var ama aralara eklemeler yaptık. Şarkıları söyledikçe biriken anılarımız var, bunları paylaşmak istiyoruz. Benim işin biraz daha şuurunda olmam da değiştirdi tabii repertuvarı. O zamanlar sahneden her şeyi seyirci gibi seyrederdim. Timur Selçuk piyanosunun başına geçtiği anda başka bir boyuta geçiyor. Seyretmeye doyamazdım onu ve içimden hep “Ne güzel ki fark attım, Timur Selçuk’la şarkı söylüyorum” derdim. Şimdi ise bütün dediklerini ve yapmak istediklerini anlayarak onunla sahnede buluşuyorum. Kendi dediklerimi de sonradan anladım. İçgüdüsel söylüyordum şarkılarımı. İyi laflar vardı içlerinde, başı sonu, hikâyesi belliydi ama ben bulmuyordum onları. Seçimi Mehmet (Teoman) yapıyordu ve ne şanslıyım ki hep doğru şarkıları seçti. Ben, söyledikten sonra öğreniyordum. Hayatı da öyle, yavaş yavaş öğrendim.
Timur Selçuk: Sahnede demlendin, bu çok önemli.
Nükhet Duru: Bir de gerçek şarkılar eskimiyor. Her söylendiğinde tazeleniyor. Her seferinde onlara bir şey katabiliyorsun.
Timur Selçuk: Herkesin ortak anıları oluyor, bu çok önemli. Şarkılar birlikte yaşatılıyor. Bu konserlerde bu şarkıları söyleyeceğiz işte. Benim koyduğum yeni bir şey yok esasen. Eskiler dışında söyleyebilecek yeni bir şeyim de yok.
Yeni bir şey yapmaya gerek var mı peki? Eskiler hâlâ gündemde. ‘ Ekonomi Bilmecesi’ misal, bugüne çok uyuyor. Onu söyleyecek misiniz?
Timur Selçuk: Onları söylemeden yapamayız ki. Türkiye hiç değişmiyor aslında.
Değişiyor olmalı ki yakın zamanda Gezi Direnişi için bir şarkı yaptınız.
Timur Selçuk: Benim gönlüme oturdu çünkü o olay, bir haftada yaptık onu. Telaşlı bir şarkıydı. Kızımla söyledik, çok da güzel oldu.
Eski şarkılarınızda, bilhassa 70’lerin sonlarında yaptıklarınızda da bir telaş var sanki. Gündemi yakalama hissinin ötesinde, bir söz söyleme telaşı…
Timur Selçuk: O dönem öyleydi ama şimdi o kadar politik olmanın lüzumu yok. ‘Pireli Şarkı’yla ya da ‘Dönek Türküsü’yle de derdimi anlatabiliyorum. İnsanımız zaten yoğun, onları tebessüm ettirerek düşündürmek gerek. Çok yüklenmemeliyiz. Eskiden yükleniyorduk ama insanlar o amaçla geliyordu. Bu konsere slogan yakışmaz.
‘Şarkılarımızın şansı hep taze kalmaları’
Şan Sineması gibi konser mekânları da kalmadı artık…
Nükhet Duru: Biletli konser izlenemez oldu, haklısınız. Bizim şarkılarımızın şansı; radyoda, televizyonda çok eskitilen şarkılar olmaması. Bizim haricimizde kimse söylemedi. Bu yüzden hep taze kalıyor bunlar. Konserlerimizin ilgi görmesi de bundan.
O dönemde de öyleydi ama bu, zaten çok izin vermiyorsunuz şarkılarınızın başkalarınca söylenmesine…
Nükhet Duru: Cesaretle alakalı olabilir bu. Timur Selçuk’a yeni bir yorumu beğendirmek zordur. (gülüyor)
Timur Selçuk: Şarkının merhaba dedikten sonra halkla bütünleşmiş bir ahlakı vardır. Siz yeniden merhaba derken bunu göz ardı ederseniz olmaz. Elbette farklı bir giysi giydireceksiniz şarkıya, saçını makyajını yeniden yapacaksınız ama bunu da onu bozmadan, değiştirmeden yapmak durumundasınız. Bu çok önemli, yoksa şarkı savrulur gider.

‘1946’dan bu yana hazırlanan günler bunlar’


Eski şarkıları konserlerinizde söylerken “Derin derin düşünün” diyorsunuz dize aralarında…
Timur Selçuk: Çünkü o şarkıları düşünmeden dinlerseniz, onlar eşliğinde slogan atarsanız sadece boşalırsınız. “Slogan atmayın çocuklar, o enerji boşalmasın, biriktirin onu ve dışarıya saklayın” diye diye dilimde tüy bitti. Olmadı. Dışarıya dolu dolu çıkması gerekiyor insanların, içindeki öfkeyi sloganla boşaltırsan olmaz.
Son dönemdeki olayları öfkenin farklı bir yoldan boşalması olarak nitelendirebilir miyiz?
Timur Selçuk: Evet, elbette. İnşallah çok daha iyiye gidecek.
Umutlu musunuz? Memleketin halin, ahvalini nasıl görüyorsunuz?
Timur Selçuk: 1946’dan bu yana hazırlanan günler bunlar. İsmet İnönü’nün ardından dönüşüm başladı, devam ediyor.
Nükhet Duru: İki ileri bir geri gidiyoruz, mehter gibi. Garip şeyler yaşıyoruz ama umut hep var. Elbette daha iyi günler göreceğiz. Yoksa yaşayamayız. Bir tek şeye seviniyorum, genç çocuklarımız, o “Hiçbir şeyin farkında değiller, tüketim kuşağı bunlar” dediklerimiz hiç de öyle değilmiş. Ne güzel şeyler yaptılar, bunu görmekten mutluluk duydum. Zor zamanlardan geçtik, geçiyoruz ama bitecek.
Şarkılar bunu tedavi ve telafi ediyor olmalı…
Nükhet Duru: Şarkıların asıl görevi farkındalığı arttırması. Umudu arttırıyor, birleştiriyor. Birbirini tanımayan insanların tek bir şarkıda tek bir vücut gibi hareket ettiğini görebiliyorsun konserlerde.
Timur Selçuk: Konserler bunun için önemli. Albüm dinlemek gibi değil. Biri diğerine benzemez ve sen de bilemezsin sahneye çıkmadan orada neler olacağını…

‘Babacığım mezarından bana beddua mı etsin?’


Münir Nurettin Selçuk şarkıları konusunda da oldukça katısınız, kimsenin okumasına izin vermiyorsunuz. Timur Selçuk: İyi ki öyleyim. Öyle olması gerekiyor. Baştan belli bir fiyat ödeyeceksiniz ve daha da önemlisi üslubunu doğru tutturacaksınız. Kalıcı çünkü o kayıt, konser gibi değil. Babacığım çok titizdi bu konuda, beni bile uyarırdı. Şimdi mezarından bana beddua mı etsin? Onun için hiç umurumda değil, doğru bildiğimi yaparım, kimseyi takmam. Doğru okuyanlardan bir para talep ediyorum, bu paraları toplu telif gibi düşünüyorum.
Telif demişken, para kazanılıyor mu teliften?
Nükhet Duru: Eser miktarda, saygı mahiyetinde bir şey alıyoruz. Adımın atılmış olması önemli ama işe yarayıp yaramadığını tartışmak gerek. Ülkenin en büyük sorunu, her şeyin karşı tarafın algıladığı gibi yürüyor olması. Halbuki uygar olmanın ilk adımı karşıdakini dinlemek, tartışmak… Şu anda her şey tartışılıyor, her şey konuşuluyor ama fikir ve sanat eserleri konuşulmuyor. Bahsi bile açılmıyor.
Timur Selçuk: Babacığım hiçbir şey alamadan öbür âleme gitti. İnanır mısınız, o dönemde Lübnan’dan, Suriye’den telif gelirdi. Oralarda bile halledilmişti bu mesele. Onun için bağırıp çağırdığım zaman diyorum ki “Çok iyi yaptın, ağzına sağlık.” Sarsmak gerekiyor insanları, yoksa hiçbir şey olmuyor bu ülkede.
‘Bizim Şarkılarımız’ 10 Şubat saat 20.30’da İzmir AKM Yunus Emre Salonu’nda.