Bu oyun gerçek bir destan

Bu oyun gerçek bir destan
Bu oyun gerçek bir destan
Paris'te sahnelenen 'Tarih Taşıyıcısı' beş oyuncu, üç taburenin dışında özel bir kostüm ve dekora gerek duymaksızın seyirciyi etkileyici bir tarih yolculuğuna çıkarıyor
Haber: TİLDA TEZMAN / Arşivi

Beş oyuncu, üç tabure, özel bir kostüm ve dekora gerek duymaksızın Studio Des Champs-Elysées Tiyatrosu’nda sahnelenen ‘ Tarih Taşıyıcısı’ (Porteur d’Histoire) oyununda, yönetmen Alexis Michalik seyircisini çağlar, kıtalar, kaderler arasından geçirerek baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor. Gerçek bir destana imza atıyor.
Oyun yağmurlu bir gecede, Martin Martin’in ölen babasını gömmeye Ardennes bölgesine gitmesiyle başlar. Martin, babasından miras kalan bir hatıra defterinin, onu, tarihin baş döndürücü yollarında keşiflere sürükleyeceğinden habersizdir. 15 yıl sonra, Cezayir’de çölün ortasında bir anne (Alia) ve kızı (Jeanne) esrarengiz bir şekilde kaybolurlar. Bir yabancının, Martin Martin’in, hikâyesinin arkasından giderler... Martin Martin, Alia ve Jeanne’in evinde bir kütüphane görür. Bu kütüphanedeki kitaplar, babasının ona miras bıraktığı kitapların devamıdır; çünkü bu kitaplar aynı ağaç ve çanak amblemleri taşımaktadır. Alia ve Jeanne’in ataları olan Saxe de Bourville ailesini keşfetmek üzere, tarihte yolculuğa çıkarlar; felakete uğramış bir kitap yığınının ve gizemli bir ailenin topladığı engin hazinenin peşine düşerler. Çağlar, 2000’li yıllar, 19. yüzyıl, 1980’li yıllar arasında yolculuk başlar. O esnada tarihe ve edebiyata imza atmış önemli şahsiyetlere rastlanır: baba-oğul Alexandre Dumas, Marie Antoinette, Papa VI. Clément, Eugéne Delacroix ve tarihi çalkantıları tümüyle yaşamalarına rağmen, kitaplarda hiç iz bırakmamış Saxe de Bourville ailesi... Şehrazat masallarından, İlyada ve Homeros destanlarına, mitolojik tanrılardan, Tevrat’a, İncil’e, Kuran’a, çağların labirentlerinden geçerken hayali, tarihi kahramanlar ve çağdaş kahramanlar birbirine karışırken ortaya ilginç bir yapboz çıkar.
Çağları ve kıtaları kat eden bu hikâyeler bizi tarih üstüne düşündürmeyi hedefliyor. ‘Tarih Taşıyıcısı’ bizi ilk çocukluk heyecanlarımıza ışınlıyor ve hikâyelerin yaşamımızdaki yerini sorgulamamızı öngörüyor. Hayal gücünün ve konuşma dilinin masalları, hikâyeleri, destanları aktarmadaki yadsınamaz etkisini sergiliyor. Dumas’vari edebi bir romana benzeyen bu oyun, tarihi dinlemeye, tarihi tekrar okumaya seyirciyi davet ediyor.
Alışılmış teknik tasarımlardan arınmış bu oyun, her izleyicinin direkt olarak hayal dünyasına hitap ediyor; öyle ki her birey kendine uyan bir hikâye oluşturuyor; içimizde sakladığımız hikâyeleri dışarıya vurabilmemize yardım ediyor. İşte tiyatronun gücü!
Beş oyuncu, farklı farklı onlarca karaktere ustalıkla girip çıkıyor. Üzerlerindeki giysileri elden ele geçirirken tarihi hikâyelerin de yolculuğuna göndermede bulunuyorlar. Enerjileri ve performansları etkileyici. Teksti yaşatıyorlar, ona ruh veriyorlar ve bundan müthiş keyif alıyorlar.
Yönetmen Alexis Michalik, edebi hazineyi avlamaya çıkarken, gerçek felsefi bir görüşü de ortaya koyuyor. Destansı bir anlatımla bilginin, köklerin, bireysel ve müşterek kimliğin aktarılması üstüne düşünüyor. Klasikleri sahneleyerek tiyatro kariyerine başlayan Alexis Michalik çok genç bir yönetmen. Genç ama zekâsı, heyecanı, çalışkanlığı ve motivasyonuyla tiyatro tarihine adını yazdıracağı besbelli. Aynı zamanda yazarı olduğu bu oyunda tarihten, edebi ve artistik sembollerden yararlanarak hayali ve gerçeği harmanlıyor ve ortaya bilge bir gösteri çıkıyor.
Tek perdelik oyun haziran
sonuna kadar Paris’teki Studio des Champs Elysées Tiyatrosu’nda izlenebilir.


    ETİKETLER:

    Cezayir

    ,

    kitap

    ,

    Oyun

    ,

    Tarih

    ,

    ruh

    ,

    Papa

    ,

    Gösteri

    ,

    genç