Bu şarkının peşine düşün

Bu şarkının peşine düşün
Bu şarkının peşine düşün

Sixto Rodriguez, ilk kez seyirci karşısına çıktığında Bob Dylan ayarında bir ozan diye tanımlanmıştı.

Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Şöyle bir kurgu yapsak. Örneğin Cem Karaca, 60’ların sonunda Türkiye ’de iki albüm yapsa ama kimse bunun farkında olmasa. Daha sonra o dönem Filistin’e giden bir genç bu albümlerden birisini de yanında götürse. Bu albüm orada büyük bir patlama gerçekleştirse, milyonlarca kopyası bütün evlere girse, İsrailliler onun sözlerinden etkilenip Filistinlilere destek eylemlerinde söylemeye başlasa… Bir de Cem Karaca’nın sahnede kendini yakarak ya da kafasına kurşun sıkarak ‘şık’ bir ölüme imza attığı efsanesi yayılsa dilden dile. Ama bütün bunlardan Cem Karaca’nın ve Türkiye’nin hiç haberi olmasa.
Bu yılın en iyi filmlerinden (yalnızca belgesel olarak değil) birisi olduğu kesin ‘Searching for Sugar Man / Bir Şarkının Peşinde’ işte tam da böyle bir hikâye anlatıyor seyircisine. 60’ların sonunda Amerika’da gece kulüplerinde çalmaya başlayan daha sonra iki albüm yapan, herkesin Bob Dylan ile karşılaştırdığı (hatta bazı müzik yapımcılarının ondan daha iyi olduğu konusunda hemfikir olduğu) Sixto Rodriguez’in başına gelenler tam böyle. Rodriguez’in albümleri ABD ’de hiç satmaz ve o da eski hayatına, yani inşaat işçiliğine geri döner. Ama aynı yıllarda Güney Afrika’ya giden bir turistin çantasında onun albümü vardır. (Öyle olduğu öngörülüyor.) Ve bu albüm ülkede öyle bir patlama yapar ki önce korsan baskıları daha sonra da ABD’den getirilen orijinal kayıtlar ülkedeki hemen her evde yer bulur kendisine. Apartheid rejimine karşı yürütülen mücadelede Rodriguez’in şarkıları başköşede yer alır. Peki, bu efsane şarkıcı nerelerdedir? Onun şanlı ölümüne dair efsaneler dillerde dolaşa dursun iki hayranı ABD’de izini bulmak için harekete geçer ve bir dedektif gibi iz sürerler.
Film, bu iki hayranın ‘Rodriguez efsanesi’nin peşine düşüşlerini ve bütün hikâyeyi öylesine dokunaklı bir dille anlatıyor ki, insanın bütün duyu organları buna tepki vermeden duramıyor. Öte yandan Rodriguez’in akıbetiyle ilgili gizemi uzunca bir süre korumaya başaran film bu bakımdan polisiye gücünü de arttırıyor. Teknik açıdan iyi bir film olmasının yanında anlattığı hikâyenin olağanüstülüğü ve Rodriguez’in şarkılarının gücü filmi çok yukarılara taşıyor. Yanlızca Beyoğlu Sineması’nda vizyon şansı bulan bu filmi mutlaka görün. Eğer kaçırırsanız zarar yok. Haziran başında Documentarist’in programında da yer alıyor.