Bu sergiye erişim henüz engellenmemiştir

Bu sergiye erişim henüz engellenmemiştir
Bu sergiye erişim henüz engellenmemiştir
Ali Miharbi'nin 'Ruhun Mekanik İşleyişi Üzerine' sergisinde teknoloji ve siyaset iç içeyse de sanatçıya göre galeride propagandanın anlamı yok.
Haber: DİLAY YALÇIN / Arşivi

Ali Miharbi’nin Türkiye ’deki ilk solo sergisi Pilot Galeri’de açıldı. ‘Ruhun Mekanik İşleyişi Üzerine’de sanatçının daha önce sergilenmemiş sekiz işine yer veriliyor.
Sırayla 13 bin 532 yasaklı web sayfasını açmaya çalışan bir bilgisayar; ters köşelere yerleştirilmiş biri duvarı kırbaçlayan, diğeri ‘gıdıklayan’ iki robot; taş almanın, şah çekmenin olmadığı ‘Savaşsız Satranç’; anayasanın ilk dört maddesinin görselleştirildiği ‘Resmi Ontoloji’ ve AA haberlerinin, kelime öbeklerinin birbirinin ardı sıra gelme ihtimaline göre dizildiği ‘Bir Haber Ajansının Rüyası’ gibi, tamamı ‘teknolojik’ işlerin ortak temaları sınır, duvar, iktidar, döngü.
Sergi tanıtımında, teknoloji dilinin sosyal ve politik konulardaki tartışmaları zenginleştirdiği söyleniyor. “Türkiye’de durum gerçekten böyle mi?” deyince, Miharbi hiç düşünmeden “Hayır” diyor. “Tam tersine, çok klişe konuşmalar dönüyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın bulut bilişimle ilgili ‘Bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın; nimetlerinden yararlanıp işini göreceksin’ dediği bir konuşması var. Bu, tam olmaması gereken şey; çünkü teknolojiden uzaklaştıkça onun tarafından kontrol edilebilir hale geliyorsun. Belki kendisi de teknolojiden kopuk ve bunu baskı aracı yapayım mantığıyla söylemiyor.”
“Türkiye’de kavramları açma, eğme bükme gibi şeyleri az görüyorum” diye ekliyor: “İfade özgürlüğü olmayan bir ülke olduğu için bu kısırlık normal. Entelektüel üretim hâlâ az.”

Etkileşimli iş yok

Miharbi’nin işlerini yeni medya kategorisinde değerlendirmek doğal bir refleks. Bu kategoride etkileşimli işlerin ön plana çıkmasına alışığız. Ama ‘Ruhun Mekanik İşleyişi Üzerine’de etkileşimli iş yok. Miharbi, etkileşime şüpheli yaklaşıyor. “Bu özellik esas gösterilmek isteneni gölgede bırakabiliyor” diyor. ‘Etkileşimin otoriterliği’nin izleyiciyi üç - beş seçim arasında kısıtladığını söylüyor. Genellikle düğmeye basma gibi, çok basit etkileşimli işler yapmayı tercih ediyor. “İzleyiciyi maymun etmemeye çalışıyorum. Çünkü bunu yapmak kişinin bedenini kontrol etmeye çalışmak gibi ” diyor. Birçok yeni medya festivalinde teknik inovasyon aranmasının da kendisine ters geldiğini söylüyor. Miharbi, daha ziyade, teknolojide sürekli çıkan terimler; teknolojinin çalışma biçimlerini metafor olarak geri döndürmek gibi kavramsal konularla ilgileniyor. “Bir yandan her şey şimdiyle, son birkaç ayla, tarihte olmuş olaylarla ya da bir araştırmanın sonucu ile ilgili. Ben de bunlara benzer işler yapıyorum ama sürekli zamana ve mekâna bağlı konular seçtiğinde, iş yüzeyde kalabiliyor. Daha temele inen, ilkel, duygularla, psikolojiyle ilgili işlere de dalmaya başladım” diyor.
Sanat izleyicisi olarak çeşit görmekten hoşlandığı için, kendisi de sergide çeşitliliğe önem vermiş: “Mesela duvarı gıdıklayan makine değişik şekillerde düşünülebilir ve bugün , bu sene olmuş bir olayla ilgili bir iş değil. Ama yasaklı sayfaları açmaya çalışan bilgisayar, şu anla ilgili ve Türkiye’den başka yerde de çalışmaz. O işi Selanik’e kursam bütün o sayfalar açılacak.”
Otoriter rejimlerin internet konusunda endişelenmeyi bırakıp günün birinde “bombayı seveceklerini” düşünüyor mu? “Uzun zaman çaresizliği kabul ediyorlar mı diye tartışmalar oldu. Hatta ‘slacktivism’ ve ‘clicktivism’ gibi kavramlar ortaya çıktı. Bunlar ‘Arap Baharı’ndan önceydi. Türkiye’de de Gezi’ye kadar, internet kullanımının yalnızca olan biten korkunç şeylerle dalga geçmekten ibaret olduğunu ve bunun bir kabullenmişlik olduğunu düşünüyordum. Ama bir şeylerin yavaş yavaş biriktiğini ve bir yerde de taştığını gördük. Bu taşma dünyanın birçok yerinde olduğuna göre, tesadüfi bir durum değil. Şimdi daha umutluyum.”
İşlerin tamamının siyasi boyutu var. Galeri ortamındaki sesler bile yaşadığımız baskı ortamına işaret ediyor. Bir taraftan sürekli sayfa açmaya çalışan tarayıcının ‘click’ sesi, diğer taraftan kırbacın ve satranç oyununun sesi bir araya gelip, günlük hayatımızda arka plana attığımız negatiflikleri çağrıştırıyor. “Galeri alanında propaganda yapmanın hiçbir anlamı yok” diyor Miharbi: “Ben daha çok başka yerlere açılan işler yapmaya çalışıyorum; mesela ‘Resmi Ontoloji’de, bir yandan hukuk dili ve bilgisayar dili arasında kurulan, bir yandan da politikayla ve felsefeyle kurulabilecek bir bağ var. Serginin genelinde ise ısrar ya da tıkanmışlık diye okunabilecek bir durum var. Umutsuzluk ya da ısrarla denemek diye de bakılabilir.” Bu sırada ısrarla yasaklı site açmayı deneyen bilgisayarın ‘click’ sesinin ritmi bozuluyor. Uyarı sayfası yerine siyah bir arka plan ve bir sitenin banner’ı çıkıyor: sevismesahneleri.com. Bilgisayarın sayfayı açmak için direndiğini adeta hissedebiliyoruz. Hafif bir gerginlik oluyor ancak birkaç saniye sonra bilgisayar pes ediyor. Yine o sayfayla yüz yüze geliyoruz: “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.”
Sergi 28 Aralık’a kadar Pilot’ta.