Bu 'Tayfa'yla bu gemi su almaz

İstanbul'un kültür ve sanat hayatını biraz olsun canlandıran festivallerin her sene ilk habercileri, sokaklarda karşımıza çıkan esprili afişler oluyor.
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi

İstanbul'un kültür ve sanat hayatını biraz olsun canlandıran festivallerin her sene ilk habercileri, sokaklarda karşımıza çıkan esprili afişler oluyor. Miles Davis eşliğinde
kuyruğunu sallayan kedi, bir sıra mutfak eşyası ve niceleri, yüzümüze bir gülümseme kondurmaya yetiyor. İşte Tayfa, üç seneden beri İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı bünyesinde düzenlenen Film, Tiyatro, Müzik ve Caz Festivalleri ile Bienal'in reklam ve tanıtım kampanyalarının yaratıcı beyni. 1998'de reklam ajansının kreatif direktörü Güngör Türkömer ile operasyon ve müşteri ilişkilerinin başı Dori Kiss tarafından kurulan Tayfa, müşterilerinin kurumsal kimliğinden ve ürün isminden tutun da satın alma safhasına kadar her şeyiyle ilgileniyor.
Sıradışı bir ajans-müşteri ilişkisi
12 kişinin çalıştığı ajansın müşteri temsilcisi Eren Tapan, İKSV için hazırladıkları reklam kampanyalarının,
İstanbul'a ve sanata olan bağlılıklarının bir göstergesi olduğunu söylüyor. Tayfa, bu sene festivallere ve bienale ek olarak, sanatseverleri İKSV üyeliğine teşvik eden İstanbul Dostları Projesi'nde de Vakıf ile işbirliği yapıyor.
İKSV'nin taleplerinin her sene değişmemesi, Tayfa elemanlarının yaratıcılıklarını serbest bırakmalarını sağlıyor. Her sene, kendileri bir konsept oluşturup tüm festivallerin kampanyalarını aynı konsept çerçevesinde inşa ediyorlar. Vakıf'la Tayfa'nın ilişkisi tipik bir müşteri-ajans ilişkisine benzemiyor. İki taraf da aynı noktada durup aynı yere bakıyor. Bu yüzden de Tayfa elemanları kendilerini rahat hissediyorlar ve normal müşterileri için hazırladıklarından daha uç işler çıkarıyorlar. Caz Festivali'nin Altın Elma ödüllü filmi, Türkömer'in kedisinin evde Miles Davis dinlerken kuyruğunu sallayışı. Bu tesadüfi çekilmiş bir film olsa da, Caz Festivali'nin keyfini en iyi şekilde yansıtıyor. Bir reklam ajansının böyle bir fikri normal bir müşteriye satması pek zor.
Klişelerin yorumlanması
Tayfa'nın bu seneki festival kampanyasının teması 'harekete geçmek'. Temanın çıkış noktası, festivallerin İstanbul'daki kültür ve sanat hayatını harekete geçirmesi. Klişelerin yorumlanması, geçen senenin teması olsa da, bu seneki kampanyalar da bundan payına düşeni almış. Aynen film şeridi gibi, mısır patlatıcısı da sık kullanılan klişelerden. Mısır patlatıcısı bir sinema salonunu, patlamış mısırlar ise seyircileri sembolize ediyor. Tayfa, klişeleri bir üst seviyeye çekip düşündürmeye oradan başlıyor.
Vakfın ve festivallerin belirli bir tema müziği yok. Her tanıtım filmi, eğer gerektiriyorsa, kendine uygun bir müzikle kullanılıyor. Her senenin konseptine ve bu konseptin içindeki her filme uygun tek bir müzik bulmak onlara göre hem mümkün değil hem de pek doğru değil. Film ve afiş birbirinin tekrarı olabiliyor ya da birbirinden tamamen farklılık gösteriyor. Bu yılki Film Festivali'nin tanıtım filmiyle afişi aynı obje üzerinde kurgulandı, diğer taraftan iki sene önceki festivalin tanıtım filmi belgesel tadında, afişler ise grafitilerin kolajı şeklinde idi.
Konseptin yaratıcıları
Bu yılın festivalleri bittiği anda, bir sonraki yılın konsepti Tayfa üyelerinin kafalarında şekillenmeye başlıyor. Beğenilen konseptlerin açılımları da yaratıcı ekip tarafından geliştiriliyor. Fikir hep aynı kişiden çıkmıyor. Bu yıl, ana konseptin yaratıcısı Türkömer iken, parlak fikir geçen yıl, art direktör Cem Akar'dan çıkmış.
Tekfenbank, Yurtiçi Kargo, Boehringer Ingelheim, AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı), Kemer Golf & Country Club, İsviçre Sigorta, Tayfa'nın diğer müşterileri. "Reklamcılıkta kendi işine aşık olmak kolay," diyen Tapan, Tayfa'nın işe yarayan işleriyle en çok gurur duyan bir ajans olduğunu belirtiyor. Önümüz Tiyatro Festivali...Bakalım Tayfa tiyatroseverleri nasıl 'harekete geçirecek'.