'Bu yaşta bir kız üç oğlan iyidir'

'Bu yaşta bir kız üç oğlan iyidir'
'Bu yaşta bir kız üç oğlan iyidir'
Fazıl Say'la uzun söyleşimizin özellikle müziğe ve senfonilerine dair bölümünü bugüne bıraktık. Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz...
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Mezopotamya Senfonisi ve Universe’i bestecilik kariyerinde nasıl bir yere koyuyorsun?
Senfoniler elbette bestecilerin büyük kapsamlı eserleri. Edebiyatçılar için uzun romanlar ya da destansı kitaplar, yönetmenler için uzun metrajlı filmler ne ise biz besteciler için de senfoniler öyle; bizi en çok senfonilerimiz temsil eder. Benim için üzerinde yıllarca düşündüğüm bu üç senfonim oğullarım gibidir.
1. Senfoni, İstanbul , benim güzel oğlumdur. 2. Senfoni Mezopotamya. benim dramatik oğlumdur. 3. Senfoni Universe ise benim deli oğlumdur. İstanbul Senfonisi eseri klasik muziğin en büyük ve en prestijli ödüllerinden birine layık görüldü. Buna çok sevindim. Umarım, Mezopotamya /Universe CD’si de uzun ve güzel bir yolculuğa çıkacak tüm dünyada.
Şimdi sen sormadan cevap vereyim. Neden oğullarım da kızlarım değil? Biraz da gülümseyerek kızım Kumru’nun artık 13 yaşına bastığını hatırlatayım. Bu, biliyorsun babaların çok azar işittiği dönemdir. Bu yaştaki kızlar babalarıyla “ne duruyorsun orada?” filan gibi dalaşırlar hatta… Normaldir, güzeldir. Biliyorsun, ata biniyor ve geçen yıl kendi kategorisinde Türkiye birincisi olmuştu. Azimli, inatçı ve iyi konsantre olan bir kız. Biz de destekliyoruz... Bir kız, üç oğlan iyidir bu yaşta Cem; ayrıca tam da Başbakan’ın istediği gibidir…
Artık stüdyoya girmek yerine konser kayıtları yayımlanıyor, nasıl bir fark yaratıyor konser kaydı?
Gürer Aykal yönetimindeki Borusan orkestrası Mezopotamya ve Universe’i olağanüstü performe etti. Konserin genel provası ve konser kayda alındı, (CD ve 2 ay sonra çıkacak DVD’si için) Ben bir seçim yaptım, bazı bölümleri provadan bazı bölümleri konserden seçtim. Çok mükemmel çaldı orkestra. Gerçekten çok iyi...
Universe Senfonisi, senin uzaya olan merakından alıyor ilhamını. Bu eser nasıl ortaya çıktı? Daha önceki oratoryoların, orkestra eserlerinle karşılaştırdığımızda daha soyut, belki daha içsel bir eser olduğunu söyleyebilir miyiz?
Müziğim ile evreni anlatmak istedim, uzay, ne kadar güzel, büyük, ne kadar sonsuz... 2012’de bestelediğim için 2012 bilimsel verilerine dayanan evreni anlattım. Belki yüzyıllar sonra şu günkü teoriler çok aşılacak, kim bilir? Biz bu evrende yaşıyoruz, bu hikâye nasıl başladı, nereye gidiyor, merak ediyoruz. Evrenin ötesinde bir şey var mı, varsa ne? Merak ediyoruz.
Bilim adamlarının anlattığı evren kutsal kitaplarda yazılanlardan hayli farklı. Mesela ilk bölüm Big Bang, büyük patlama, evrenin genişlemesi ve sürekli genişliyor olması. İkinci bölüm Venüs gezegeni. Üçüncü bölüm Jupiter’de 300 yıldır süregelen muazzam fırtınayla ilgili. Öyle ki rüzgârın hızı, saatte 8000 km’lere kadar varıyor. Dördüncü bölüm içinde bizimkine benzeyen bir hayat olma olasılığının var olduğu düşünülen dünya benzeri gezegen Gliese 581 g üzerine. Uzaylılar nasıl müzik yapardı? Beşinci bölüm Supernova, bir yıldızın, güneşin patlaması ve ölümü. Son bölüm ise evrenin tamamlayıcı unsuru, yoktan var eden Karanlık Madde. Hani, ismine, içinde ‘tanrı parçacığı’ olan diye atıfta bulunmuştu bilim adamları. Konularım bunlar.
Kendimizden, olduğumuz yerden, uzaklaşmamız lazım, bu tür düşüncelere dalarken, bestelerken. Hatta bu gezegenden ve bu galaksiden bile uzaklaşmak daha da iyi olurdu bir müddet...
Mezopotamya ve Universe’de çok sayıda yeni enstrüman var. Bu enstrüman çeşitliliği hatta teremin, waterphone gibi az bilinenen enstrümanlar, nasıl bir etki yaratıyor müzik dünyasında ve izleyicide?
Müzik, 3 ana unsurdan oluşur denir, melodi, ritm ve armoni. Bence dördüncü bir ana unsur daha var: ‘Renk’. Sesin rengi. Bunun teknik bir konu olmasından ziyade, daha çok ifade alanını ilgilendiren bir konu olduğu malum ama bence ana unsur sayılır.
Mezopotamya ve Universe Senfonilerinde 35 kadar yeni enstrüman var, bu çok büyük bir rakam, Universe Senfonisi’nin bazı anları, sanki ilk kez duyduğunuz seslerden oluşmakta, biraz bu dünyaya ait değilmiş gibi hissedilsin istedim.
Mezopotamya Senfonisi’nde ise Anadolu ve Ortadoğu’nun tüm etnik renkleri, folkloru, ağıtları duyulmalı, bunun için hem değişik enstrümanlar orkestraya dahil oldu, hem de klasik Batı enstrümanlarına gösterdiğimiz çalış teknikleriyle, onların tınıları da Güneydoğu Anadolu’yu, Mezopotamya müziklerini anlatabilir hale geldi. Renk mühimdir.

Söyleşinin ilk bölümü:

 

Gezi Parkı için üç beste yapıyorum