Bu yaz balkon bizim hayatımız

Bu yaz balkon bizim hayatımız
Bu yaz balkon bizim hayatımız
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ

Bahçeye çıkmıyoruz ama balkon bizim hayatımız. Evde balkon kapısı açıldığında çınlayan bir rüzgâr çanı var. Sabah erken kalkan, gidip balkonu açar. Biz de çanın sesini duyar duymaz koşarız. Kiraz’la belimize kadar balkon korkuluğundan sarkıp etrafı seyretmeyi çok seviyoruz. Adam halimize gülüyor, “Meraklı ev kadınları gibisiniz” diyor.
Biz apartmanda kim o gün ne pişirmiş biliriz. Kim ekmekleri yakmış (Bu genelde bizim dairede olur), kim işe geç kalmış, kim köpeğini gezdirmeye çıkarmış, kim çamaşır yıkayıp balkona asmış, hiç gözümüzden kaçmaz.
Adamla kadın da balkonda oturmayı seviyorlar. Bahar başından beri güya balkonda kahvaltı edip yemek yemek için bir masa alacaklar. Bir sürü yere baktılar. Tabii ki adam bir tane beğenip karar veremedi. Sonunda iki tabure bozmasının üstüne tahta bir plaka koyup masa gibi kullanmaya başladılar. Ama bu düzeneği kurmak o kadar vakit alıyordu ki, kadın sonunda vazgeçti. Artık içeride yiyip sonra balkona çıkıyorlar. En çok da gece yarısı burada oturmayı seviyorlar. Adam taburenin üzerine tünüyor, kadın açılır kapanır kamp koltuklarından birine yayılıyor ve gece muhabbeti başlıyor.
İlk önce bol bol kahkaha duyuyorsunuz. Bir noktadan sonra uykuları açılıyor ve adam kadına takılmaya başlıyor. O da küsüp yatmaya gidiyor. Tabii böyle olunca beni balkonda unutup kapıyı kapatıyorlar. Gerçi bu sonuncusu bir kere oldu ama olsun, unuttular ya, sürekli başlarına kakacağım.
Balkonda en sevdiğimiz şey, içi sulu, yumuşak kaktüs cinsi bitkilerin üzerine yatmak, sardunyaların toprağını eşelemek, yukarı kattan sarkan çamaşırlara atlamak, karasinek kovalamak. Karasinekleri genellikle balkondan içeri doğru kovalıyorum. Sonra cama doğru yönlendirip yakalıyorum. Ardından kadın neredeyse onun yanına gidiyorum. Karasineği ağzımla tuttuğumu gösterip sonra da karşısında yutuyorum. Her seferinde çok fena oluyor, “Bir de üstüne yalanma Pişo” diye söyleniyor. Adamla ben çok eğleniyoruz.
Bir seferinde karasinek biraz hırpalanmış olarak elimden kaçıp kanepenin altına saklandı. Uçacak hali kalmamıştı.
Adam, kadınla “Sen onu beslersin artık kanepenin altında” diye dalga geçti. Yapmayacağı şey değil, söyleyeyim. Tabii karasinekleri örgütleyip üzerimize de salabilir. Bu da bir ihtimal.
İyi haftalar...


Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* Örnek belediye: İzmir Bayraklı Belediyesi İşte belediyecilik budur dedirten bir haber: İzmir Bayraklı Belediyesi çeşitli kuruluşlarla ortak düzenlediği ‘Yerel Hayvanları Koruma’ programını başarıyla bitiren Bayraklılı 28 gönüllü hayvansevere kimlik kartlarını düzenlenen törenle verdi. Bayraklı’da yaşayan yerel hayvanları koruma görevlisi 28 gönüllünün hayvanları besleme, tedavi ve koruma gibi birçok görevi bulunuyor. Belediye Başkanı Hasan Karabağ, Doğançay’da 5 dönüm üzerine kurulacak Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nin de müjdesini verdi. Başkan Karabağ, işyeri, lokanta ve yemek fabrikalarını örgütleyerek hayvanların çöp tenekelerinden yemek bulmak yerine belirli noktalarda toplanıp beslenmesini sağlayacak bir projeyi hayata geçireceklerini de anlattı ve diğer belediyelere örnek olması gereken şu sözleri söyledi: “Beslenme, kısırlaştırma ve sağlıklarıyla
ilgili ne destek gerekiyorsa Bayraklı Belediyesi olarak hayvanseverlerin ve hayvanların yanında olacağız.” 
* Çocuklarahayvan sevgisi aşılayan kitaplarHayvansever gazetesi adına Ayyüce Serttaş araştırmış. Çocukları hayvan sevgisine yönelten kitaplar hakkında yaptığı araştırmaların sonucunda ortaya şöyle bir arşiv çıkmış: ‘Moby Dick’, ‘Bambi’, ‘101 Dalmaçyalı’, ‘Vahşetin Çağrısı’, ‘Beyaz Diş’, ‘Peter Pan’, ‘Yıldız Çocuk’, ‘Mutlu Prens’, ‘Siyah İnci’, ‘Küçük Prenses’.


    ETİKETLER:

    İzmir

    ,

    Cunda