Bu yeşil resimleri Gezi'den sonra yaptım

Bu yeşil resimleri Gezi'den sonra yaptım
Bu yeşil resimleri Gezi'den sonra yaptım
Yaklaşık 30 yıldır resimlerinde soyut anlatım tarzını sürdüren Mustafa Salim Aktuğ, tek renk ve onun tonlarıyla oluşturduğu yeni serisiyle Ankara Atlas Sanat Galerisi'nde. Aktuğ, "Renk mesajımı iletmek için kullandığım enerji kaynağı" diyor.
Haber: BÂLÂ ATALAY / Arşivi

Çok renklilikten tek rengin varyasyonlarına geçmenizin nedeni...
Sanat hayatın içinden farklı materyaller, konular ve durumlarla şekilleniyor. Sanat dünyamız bir bakıma böyle zincirlerin toplamı gibi. Bir önceki sergim, çok renklilik ve devinim üzerineydi. Şimdiyse biraz daha durağan ve mistik derinliklere yoğunlaştım. Renk mesajımı iletmek için kullandığım enerji kaynağı ve asıl enstrümandır.
Serginizi ‘Böyle Bir Şey’ başlığıyla adlandırmanız bunun için mi?
Her sanatçının kafasında yoğurduğu, her zaman haşır neşir olduğu konuları vardır. Benim söylemim soyut aktarımlar içerdiği için genel başlıkları tercih ediyorum. Yani bir başlangıç olsun, bir sebep olsun ki sonuca varayım. İnsanlarına yeni ve farklı dünyalar olasılıklar sunalım. Yaşadığım çağın girift, karmaşık yapısına karşı soyut bir söylemi ifade eden çalışmaları imliyor, bu başlık. Tek rengin tonlarıyla bir araya gelse de acı, huzur, mutluluk, kırılganlık gibi insana ait duygulanımları içeren bu seriyi izleyen kişinin, kendi iç sesinde bulmasını istediğim karşılığı anlatıyor. İnce bir duyarlıkla örülmüş, sonsuz bir renk algısının yaşanması gibi. İşte yeşil, ‘böyle bir şey’, kimi için arsenik, dezenfekten kimi için de güven, huzur, iyileştirici, yeni bir yaşam ve enerji.
Bu serginizin çıkışı neye dayanıyor?İki sene önce bu resimleri oluşturma kararı aldım. Daha önce yaptığım tek renkli resimler bu serinin oluşumunu hazırladı. Bunlardan, Zonguldak Kozlu Maden Ocağı’nda 3 Mart 1992’de grizu patlaması sonucu ölen 263 madenci için yaptığım ‘Maden İşçilerine Ağıt’ adlı çalışmam üst üste sürülerek oluşturulmuş siyah boyanın katılaşmış görünümünü sunar. Katalogun giriş yazısında bu resme referans verildi. Sergimi açtıktan bir hafta sonra bu kez, 13 Mayıs’ta Soma faciasıyla karşılaştık. Acıklı bir olayı yeniden yaşadık, farklı bir boyutuyla. Ardından Gezi olaylarının yıldönümü, ölen bir sürü can. Sonuçta sığınılan kara bir kader. Doğa olayları, felaketleri karşısında çaresiz kaldığımız yetmezmiş gibi, bir de kendimizin yarattığı felaketlerle karşı karşıya kalıyoruz. Toplumda bu olaylara algı ve tepkiler hep farklı farklı olmakta; kimi sosyal paylaşım sitelerinde profil resimlerini siyaha döndürdü, kimi yardım kampanyası başlattı, kimi takdir-i ilahi diyerek dua etti. Hükümetimiz de TOKİ’yle ‘301 evleri’ yapmaya karar verdi. Sorunun özü ve insanın insanca yaşama hakkı ve şartları, bunun üzerinde durulmalı. Ben ressam olarak bu durumu içimize derinlemesine işleyen siyah resimlerimde görselleştirdim. Olay belleklere kazınsın diye, 1993’de yaptığım resmimin arkasına, şair Metin Altınok’un şu dizelerini yazmıştım. “Bağırsan neye yarar nasılsa duymazlar/ Ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm/ İçimde cesetler ve daha ölmemişler var.” İşte sanatçı duyarlığı böyle bir şey. Büyük yıkımlara, büyük tahammüllere katlanıp oradan yeni hayatlar çıkarmak.


Biçimi yok eden bir tavırla simgesel olarak rengi kullanıyorsunuz o zaman.
Tamamen öyle. Dramatik etkiyi anlatmak için renkler ve varyasyonlar önemli. Siyahla acıyı, karamsarlığı verebiliriz. Fakat bu etkiyi sarı, mavi, kırmızıyla da verebiliriz. Burada sanatçının yorumu öne çıkar. Aynı zamanda bu renklerin şiddetini ve ışığını artırarak mutluluğu da yansıtabilirsiniz. Duyumsama ve duyumsatma benim işimin özü.
Yani rengin psikolojik etkisi.
Resimlerde olduğu gibi, yaşam alanlarımızda da kullandığımız renkler farklılıklar gösterir. Evlerde, hastanelerde, hava alanlarında , okul binalarında, otel odalarında insanı rahatlatan coğrafi şartların dayatması sonucu seçilen renkleri kullanırız, çoğunlukla. Bunun bir nedeni olsa gerek.
Serginiz geniş bir spektrumu içerse de sayısal olarak yeşiller öne çıkıyor. Burada bir dayatma söz konusu olabilir mi?Yeşili, bu çoklukta mistik dünya arayışı olarak, bir sığınak olarak kullandım. Doğduğum ve ilk gençlik yıllarımı yaşadığım Karadeniz coğrafyası kişiliğimin oluşumu, yeşilin binbir çeşidiyle belirledi diyebilirim. Her ressamın kendine has rahat kullandığı renkler vardır. Benim renk paletim çok renkliliği zorlar ve birçok rengi rahatlıkla kullanırım. Yeşil bunlardan en başta geleni. İslam’da kutsal bir renk. Vaat edilen Cenneti simgeler. Ben bu yeşil resimleri İstanbul’da Gezi Parkı olaylarının ardından yaptım. İnsanların rahatça paylaşacağı ve yaşayacağı temiz oksijen alacağı bir dünyaya ihtiyaç olduğu için. Endüstri çağının sürüklenmesiyle insanların mekanları yapay elemanlarla doldurup, bunalmalarına çözüm önerisi olarak doğayı korumaya dikkat çekmek için. İnsanın insanca yaşayacağı çevre, makineler ve binalar kadar önemli olduğu için. İnsanlık alemi çevresel bu durumları, savaşları yaşadıkça sanat eserlerinde bu okumalarla hep karşılaşacağız. Sonuç olarak insanlığın, doğanın, çiçeklerin bütün renklerine bir selam olarak görelim derim, bu resimleri.
Mustafa Salim Aktuğ’un ‘Böyle Bir Şey’ başlıklı resim sergisi 20 Haziran’a kadar Ankara Atlas Sanat Galerisi’nde. Tel: 0312 468 59 04