Bu yıl yıllardan 1908!

Bu yıl yıllardan 1908!
Bu yıl yıllardan 1908!

Fotoğraflar: Onur Yazıcıoğlu

Pazar günü, Paşabahçe Stadı... Beykoz 1908, Çıksalın Spor karşısında. Tribünlerde Beykoz'un 'kanı kaynayan gençleri'. 'Alt liglerin futbolunu seven' bir gazeteci de tribünde; çay eşliğinde, kavga-dövüş süren maçı kuşbakışı izliyor... Beykoz 1908'in 2-1 galibiyetiyle sonuçlanan İstanbul Süper Amatör Lig 6. Grubu maçında bakın neler oldu...
Haber: MEHMET İREN - miren@hurriyet.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Alt liglerin futbolunu seven bir kişi olarak daha önce Tanıl Bora’nın Radikal’de yayınlanan ‘Stat Hacıları’ (Mart 2013) başlıklı yazısına ‘ehlikeyf çekirge’ sıfatıyla konuk olmuştum. Hatta aradım buldum, tam olarak şöyle olmuş: “Yeğenimin arkadaşları âdet edinmişlerdi; her hafta sonu İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve mücavir alanında alt kümelerden bir maç belirliyor, pazar sabahtan oraya gidiyor, sağda solda takılıyor, yeme içme mekânlarını tavaf ediyor, arada da sözgelimi Suadiye Belediye -Bab’eski veya Eyüp-Of müsabakasını izliyorlardı. Onlar da ehlikeyif çekirgeler.”
Bu yıl hanım sağolsun, önüne denk gelen 'Beykoz 1908' kombinesini bana tatlılık olsun diye alıp getirince de eski günlerdeki gibi ekibi toplamak şart oldu.
Madem kombine sahibiyiz, takımı yalnız bırakmayalım diyerek pazar günü Paşabahçe Stadı’nın tribünlerinde yerimizi aldık ve futbola doyduk sevgili sporseverler. Çıksalın karşısında oyuna kontrollü başlayan '1908', ilk yarıda pek öyle net bir pozisyon bulamadı. Rakip de bulamadı. Telleri sallayarak yan hakeme küfreden ve sonunda haklı tepkisini bahsi geçen yan hakeme izmarit atmak suretiyle gösteren coşkulu taraftarımızı, tribündeki minik sürtüşmeleri ve ender gelişen Çıksalın ataklarını çay içmek suretiyle seyrettik.
Fahrettin Eldek hocamızın devre arasında verdiği taktik ve söyledikleri işe yaramış olacak ki Beykoz ikinci yarıya istekli, arzulu başladı.
O arzu tribüne de sirayet etti, kavganın daniskası çıktı. Olaylara karışmadık, “Gençler tabii kanları kaynıyor” diyerek anlayışlı bir gülümsemeyle uçuşan yumrukları seyrettik. Tribünün üst kısmından aşağıda dönen çatara patarayı kuş bakışı izlemek de maç izlemek kadar zevkli valla, yalan yok.
O esnada girilen bir pozisyonda kalecimiz Mesut’un (ki Alman fizikli bir kaleci olduğundan kendisine Metin Mert’e atıfla Mesut Mert ismini uygun bulduk) yerde kalmasıyla oyun takribi 7 dakika durdu. Böylece oyuncular dahil herkes, bölünmeden kavgayı izleyebildi. Tribünün sağ tarafından bir halay edasıyla dövüşerek çıkan ekip arkadan dönüp sol taraftan geri girdi.
Oyunun tekrar başlamasıyla soldan kimin yaptığını görmediğim ama iyi kesilmiş olan ortaya 9 numaralı Hakan Şükür tipi forvetimiz Onur ile beraber yükselen Samet (50 numara) kafayı vurdu ve sarı siyahlıları öne geçirdi. Samet ilerleyen dakikalarda da ceza sahasına güzel bir gol koşusu yaptı ama kafayı iyi vuramadı.

BU MAÇ KARAKOLDA BİTER!
Tribünün coşkulu kısmından hayatta kalanlar da öne geçmenin verdiği coşkuyla birbirlerini bırakıp rakibe odaklandılar. Karagümrük, Feriköy, Alibeyköy gibi rakiplere ve ailelerine selam gönderildi. 90’ncı dakikaya geldiğimizde orijinali Göztepe’ye ait olan besteyle vur patlasın çal oynasın bir moda geçilmişti:

“Elbet bir sabah okunacak ismimiz minareden sela
Yâre çok yalan söyledik affetsin Allah
Kimseyi sevmedik ki biz Beykoz’dan başka
Aşk diyarında…”

O esnada 1-0’a kilitlenmiş olan maçta Çıksalın, 7 ve Trabzonlu olduğu için toptan doğal olarak anladığı belli olan 61 numaralı kanat oyuncularının, kanat değiştirerek oynamasıyla bir takım ataklar geliştiriyor, ancak gol atar gibi görünmüyordu. Ama ne olduysa abuk sabuk bir karambol, 7 numaranın beraberlik golünü bulmasıyla sonuçlandı.
Tribün bu duruma “7 numara, 7 numara, a…. s….. fakir fukara” tezahüratıyla tepki verdi. Tansiyon “Bu maç karakolda biter” dediğimiz noktaya gelmişti.
90+12’de 94 numaralı oyuncumuzun içeri ittirmeyi başardığı top tribünlere mutluluğu ve can güvenliğini geri getirdi. Takım tribüne çağırıldı. Bu sezon mutlaka şampiyon olmaları gerektiği ‘münasip bir dille’ izah edildi. Alkışlandı yollandı.
(Fotoğraf: Mehmet İren)

Kendisine “Bu sene şampiyon olacaksınız” diyen abiye, “Abi inan en çok biz istiyoruz zaten. Hayatımız değişecek” diyen Ekim Can’ın bu beyanını da maç sonu açıklaması olarak verelim. Fotoğrafları da Onur Yazıcıoğlu’ndan çaldım. Telefonumun şarjı bitti çünkü.