Bugünlüğüne vegan olmaya ne dersiniz?

Bugünlüğüne vegan olmaya ne dersiniz?
Bugünlüğüne vegan olmaya ne dersiniz?
Bugün 1 Kasım Dünya Vegan Günü. Vejetaryenlikle karıştırılan veganlığı ne kadar tanıyorsunuz? Bir günlüğüne denemeye var mısınız?
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

Vejetaryenliğin ne olduğunu artık az çok herkes biliyor. Türcülüğe karşı olan vejetaryenler et yemeyi reddediyor. 1 Kasım’da kutlanılan ise vejetaryenliğin bir adım ötesi; veganlık. Veganların karşı oldukları tek şey et yemek değil, onlar hayvan endüstrisinden elde edilen tüm ürünlere karşı. Yani veganlar süt, yumurta gibi hayvansal ürünlerin yanı sıra yün kazak, deri ayakkabı gibi pek çok ürünü kullanmıyor. Veganizm 1944’te Elsie Shrigley ve Donald Watson adlı iki vejetaryenin önderliğinde Londra’da kurulan ‘Vegan Society’ ile başlamış. Yıllar içerisinde fikirleri tüm dünyaya yayılan veganlar ‘Vegan Society’nin kurulduğu 1 Kasım tarihini ‘ Dünya Vegan Günü’ olarak kutluyor.
Veganlar felsefelerini üç temel noktada ele alıyor: Sağlık, etik ve çevresel. Araştırmalar et yemeyen insanlarda kalp hastalıklarının, kolestrolün ve daha nedeni bilinmeyen pek çok hastalığın daha az görüldüğünü gösteriyor. Ayrıca deli dana, kuş gribi gibi hastalıklar hayvan ürünlerinden bulaşıyor. Etik olarak aynı ekolojik sistemde yer aldığımız hayvanların yiyecek elde etmek amacıyla yetiştirilmesi, daracık, kalabalık bir ortamda hayatlarını geçirmeye zorlanmaları, veganların hayvan ürünlerini tüketmeyi reddetmelerinin temel sebeplerinden. Çevresel sebepler arasında hayvan sanayiinin ekolojijk sisteme verdiği zararlar var. Endişeli Bilimciler Birliği’nce yapılan bir çalışma, dünyadaki kirliliğin otomotiv sanayiinden sonra ikinci büyük nedeninin hayvan endüstrisi olduğu sonucuna vardı. Üretilen milyonlarca hayvanın dışkılarının oluşturduğu metan gazı ekolojik düzene ciddi zararlar veriyor.
Türkiye ’de açılan ilk vegan restoranı olma özelliği taşıyan Parsifal Restoran’ın kendisi de vejetaryen olan işletmecisi Nahit Tütüncüoğlu veganlığın sadece bir beslenme biçimi değil bir felsefe olduğunu düşünüyor. Tütüncüoğlu’na göre giyinilen kıyafetlerden seçilen mobilyalara bir yaşam biçimi olarak veganlığı tercih etmek yüksek bir farkındalık istiyor. Tütüncüoğlu “Bir ineğin ortalama yaşam yılı 35-40 yıl iken biz bu yaşamı dört seneye kadar indiriyoruz. Çünkü bir inek kendi yavrusu için günde ortalama dört litre süt üretir. Ama inekleri endüstriye adadığımız için makinelerle o hayvanı emiyoruz ve ondan günde dört litre yerine 40 litre süt üretiyoruz. Bu işkencedir” diyor.
Tütüncüoğlu’nun verdiği bir diğer örnek ise civcivlerden: “Tavuk üretiminde erkek civcivleri eti lezzetli olmadığı için ayırıyorlar, binlerce erkek civcivi makineden geçiriyor, onları tavuklara yem yapıyorlar. Eski çağlarda kız çocuklarının diri diri gömülmesinden ne farkı var?”
Tütüncüoğlu veganlığın dünyadaki açlık ve sussuzluk sorununa çözüm ürettiğinden bahsediyor: “ Bugün üretilen tahılların yüzde 50’si endüstri için yetiştirilen hayvanlara veriliyor. Bu tahılları hayvanlar için değil dünyanın açlık çeken bölgelerine besin üretmek için kullanırsak açlık sorunu önemli ölçüde azalır. Ayrıca bir kilo tahıl üretmek için 200 litre su gerekiyor. Ama bir kilogram et için 20 bin litre su gerekiyor. Bu kadar çok susuzluk çeken bölge varken hayvan endüstrisi dünyadaki suların önemli bölümünü tüketiyor.”
Tütüncüoğlu et olmadan da çok sağlıklı ve lezzetli yemekler yapabileceğini vurguluyor. Restoranı açtıkları 1996’dan beri insanların bilinç düzeyinde artış olduğunu vurgulayan Tütüncüoğlu vejetaryen restoranların artmasıyla bu bilincin daha da artacağını söylüyor. Türkiye’nin veganlar için kolay bir ülke olmadığını ekleyen Tütüncüoğlu “Bugün hâlâ vejetaryenlik ve veganlığın ne olduğunu bilmeyen restoranlar var. ‘Veganım’ diyen müşterinin tabağından etleri çıkararak et kokan ve süt, yumurta vs kullanılmış yemekler veriyorlar” diyor. Veganlıkla ilgili önyargıların kırılması gerektiğini söyleyen Tütüncüoğlu bilinenin aksine vegan yemeklerin yeterli protein ve kalsiyumu içerdiğini anlatıyor.
Karar verildiği anda yaşam tarzını değiştirmenin zor olduğunu söyleyen Tütüncüoğlu vegan olmak isteyenlerin önce hayvan hakları konusunda bilinci arttırmak amaçlı dünyada uygulanan ‘etsiz pazartesi’ uygulamasına başlamalarını tavsiye ediyor.

Örnek bir vegan mönüs

Vegan burger: Hamburger ekmeğine 130 gr soya kıymalı köfte ile yapılan burger yeşillik biber, soğan domates, turşu ve özel sos içeriyor. Kızarmış patates ile servis ediliyor.
Soya kıymalı içli köfte: Haşlanmış patates ve bulgurdan elde edilen hamurun içine soya kıyma ve baharat ilave edilerek hazırlanmış içli köfte özel sos ve yeşillik ile servis ediliyor.
Sebze sote: Harlı ateş soya sos ile karışık sebzeler soteleniyor pilav ile servis ediliyor.
Vegan Brownie: Nahit Tütüncüoğlu favori tatlısının tarifinin bir sır olduğunu söylüyor.
Her türlü hayvansal besin. Süt. Krema. Yumurta (Ve hayvanlardan elde edilen benzeri ürünler). İpekböceğinin ürettiği ipek. Deri ürünler (Çanta, ayakkabı, mont). Yün kazak. Denek hayvanları kullanılarak üretilen kozmetik ürünler. Hayvanlı sirkler. Evcil hayvanların satıldığı petshop’lar. Fotoğraf filmi ve jelatin (Jelatin hayvan deri ve kemiklerinden elde ediliyor.)
Vegan gününe özel: Bugün Kadıköy'de Dünya Vegan Günü yürüyüşü gerçekleşecek. 19.00'da başlayacak yürüyüş için Kadıköy Boğa Heykeli'nin önünde buluşulacak.