Bunun adı ispiyoncu toplum yetiştirmek!

Bunun adı ispiyoncu toplum yetiştirmek!
Bunun adı ispiyoncu toplum yetiştirmek!
14 yıldır tiyatroda idareci ve yönetmen olarak görev yapan Ayşenil Şamlıoğlu, 'Evaristo'da sahnede oyuncu olarak ter döküyor bu aralar...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Sahnedeki, yaşsız bir kadın. Sığınakvari bir mekânda yaşıyor. Nereli olduğunu, nereden gelip nereye gidemediğini söylemeyeyim, izlerken çözmeye uğraşın. Civan Canova’nın kaleminden, Altıdan Sonra Yapım’ın ‘Altı Üstü Oyun’ projesi için çıkmış bir metin. Oyuncusu Ayşenil Şamlıoğlu, yönetmeni Nihal Koldaş. İçinden Hitler’in, Eva Braun’un, Berlin’deki Türkiyeli işçilerin geçtiği, bir iktidar eleştirisi diye tarif edebileceğimiz tek kişilik bir oyun...
Ayşenil Şamlıoğlu ile son buluşmamızda Şehir Tiyatroları’ndaki (ŞT) ani yönetmelik değişikliği sonucu istifa etmişti. Kaldığımız yerden başladık...

Geçen buluşmamızın üstünden dokuz ay geçmiş. “Sudan çıkmış balık gibiyim” demiştiniz.
Neler oldu dokuz ayda?
Tiyatroya layık görülene derin üzüntü duymak hiç değişmeyecek. Kendime yönelik var oluşum başka alanlarda da olduğu için benim sıyrılmam daha kolay oldu. Bir dizi film oldu, bitti, oyun önerisi geldi... Dokuz ay olduğunun farkında bile değilim.
Yeni yönetmelikten sonra ŞT’nin yeni sezonunu nasıl görüyorsunuz? Afife Ödülleri jürisine girdim, sık sık oyun izliyorum. ŞT’nin sezon programı zaten repertuvara alınmış, bazıları provası başlamış oyunlardı. Repertuvardaki oyunlar devam ediyor, hiçbiri yabancısı olduğum oyun değil yani.
Sahnede sigaraya müdahale, ‘Zengin Mutfağı’nın gösterimlerinin, seyirci tepkisi sonucu askıya alınması gibi gelişmeler yaşıyoruz art arda...

Benzer bir durum okullarda edebiyat üzerinden gidiyor. Amerika’da zaman geçirenler bilir, insanlar sırf kişisel çekişmeler nedeniyle ha bire birbirini ihbar eder. Birbirini sürekli mahkemeye verip, para almaya çalışan insanlarla doludur ABD. Kâbus gibi. Bir kişi, şikâyet mektubu yazdı diye bir öğretmen hakkında soruşturma açıyorsunuz, bir oyun hakkında soruşturma açıyorsunuz. Bu kişinin derdi nedir, bu kişi kimdir... Bu sorgulanmaksızın insanlar hakkında soruşturma açmak… Sağlıklı bir manzara değil. İspiyoncu toplum yetiştirmek bu. Tiyatro zaten lüzumsuz bir varoluş biçimi olarak görülüyor. “Hem değersizsin hem de baş ağrıtıyorsun, kulağını çekeyim de gör” hali de var.
‘Zengin Mutfağı’nın, iki kişinin “Faşizm eleştiriliyor” şikâyeti üzerine kesilivermesi tuhaf değil mi yine de?

O iki insanın üstüne de başka birileri devreye girmiştir yüzde yüz... Kimsenin bir oyunu seyretmekle düşüncesi değişmez, kimsenin bir oyun seyretmekle ahlakı bozulmaz. Onlar da biliyor. Sadece tahammülsüzlük ve benim dediğim olacak durumu.
14 yıldır oyuncu olarak sahneye çıkmıyormuşsunuz. 14 yıldır yönetmen ve idareci olarak hareket halindeydim. 2010 Kültür Başkenti başladığında Yiğit’i (Sertdemir) arayıp “Ne yapmak istiyorsun?” demiştim. Bu sefer o aradı, “Şimdi ben soruyorum” dedi. İlk reaksiyonum, “Yönetmenlik yapmam!” oldu. Gülmekten kırılarak “Oynamanızı istiyorum zaten” dedi. Oyunculuk biçimime nasıl uygun olduğunu görebiliyorsunuz metnin. Kadını, o yaşam sevincini hiç soldurmayan yanıyla hissetmeniz gerekir… İkinci Dünya Savaşı fena halde takıntılı olduğum bir dönem. Dünyanın çok büyük dönüşümlerden geçmesine sebep olmuş bir süreç. Çok hoşuma gitti. “Kim yönetecek” dedi Yiğit, “Nihal Koldaş” dedim. Nihal Hanım’la tanışmıyorduk. Ama onun tiyatroya adanmış bir ömür, çok yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünüyordum. Kendimi kolaylıkla emanet edebileceğim biridir Nihal Hanım.
Prömiyerde nasıl hissettiniz?

Oyunculuk yüzme gibi… Çok özlemişim. Korku, endişe, panik yoktu, öyle tatlı bir heyecan vardı ki...
Fiziksel olarak nasıl hazırlandınız?

Yaş ilerleyince, beden bazı şeylere izin vermiyor. Bilincin o hareketi yapabilmekte ama beden eşlik etmiyor. 14 yıl sonra kondisyonumu kaybetmişimdir demiştim ama yorulmadım.
İkinci Dünya Savaşı dönemine nasıl bir ilginiz var?

Hitler ve Eva Braun’la ilgili komplo teorileri dahil hepsini bilirim. Savaşın tüm cephelerindeki süreçleri ve Hitler Almanya’sının bu noktaya nasıl geldiğini... Ari toplum Hitler’le başlamış değil ki, Hitler en sonunda yaratılan figür. Kendi yarattıkları figür de kendi canlarına okuyor. Günümüzde de muhtelif lider figürleri yaratılıyor. Dünyanın başındaki bela iktidar belası...
Twitter’da çok aktifsiniz. Sizi sinirlendiren şeyleri duyurmak istiyor gibisiniz. Rahatlama hissi mi veriyor?

Hiç olmazsa burada bir cümle sarf edeyim... Tekerin patlamaması için sibobu açıyorsunuz. Kimsenin aklını fikrini değiştirmek için bir şey yapmıyorum, yüreğimde infilak edeni dışa vuruyorum.
Kendinizi nasıl hissediyorsunuz Türkiye ’nin bugünlerinde?

O kadar can sıkıcı şey oluyor ki! Bir gün de bir şey olmasın, bir gün de makul geçsin ya! Twitter’ı açtığın an kendini gündemin ortasında buluyorsun. İki kişinin şikâyetiyle kitap soruşturulduğunu gördüğünde de insan çok üzülüyor. Bu, ülkenin geleceğinin ipotek altına alınması...