Bütün bastırılmış duyguları açığa çıkaran o kelime: ŞİŞKO

Sağlık Bakanı'nın 'obezlere şişko diyelim' önerisine muhatapları tepkili: Bu kelime bazılarına sempatik gibi görünebilir, ama biz bu lafı duyduğumuzda içimizde fırtınalar kopar. Bize şişko demeyin!
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

Doğan Memiş
“Ne yargılayın, ne öğüt verin, beni böyle kabul edin”

32 yaşında. İşsiz.
Küçükken kilolu muydunuz?
Abim ben doğmadan önce ölmüş, babam o yüzden beni aşırı beslemiş. Her ağladığımda ölecek diye korkmuş, kola şişelerinin içine mama doldurup yedirmiş bana. Annem 6-7 yaşındayken benden yemek saklamaya başladı, ben de gider dedektif gibi bulurdum. İlkokula başladığımda 55 kiloydum. 1. sınıfta 5. sınıf önlüğü giyiyordum, o da dar geliyordu. Devamlı alay konusu oldum, arkadaşlarım beni aralarına almadılar, okumaktan nefret ettim bu yüzden. Ortaokula başladığımda 120 kiloydum. Yine de derslerim çok iyiydi. Orta biri teşekkürle bitirdim, ama okulu bıraktım. Aslında kariyer sahibi olmayı çok istedim hep. 

En son nerede çalıştınız?
2008’de bir kargo şirketinde kamyon şoförü olarak çalışmaya başladım, ama çok kilo aldığım için işten çıkarıldım. 

Nasıl yani?
2008’de işe başladığımda 130 kiloydum. Geçen yıl 160 kiloya dayanınca kamyon koltuğuna sığamamaya başladım. Artık kilodan rahat süremiyordum arabayı, gövdem direksiyonu çevirmeme engel oluyordu, rahat manevra yapamaz olmuştum. Bu sırada Cerrahpaşa’da obezite bölümünde tedaviye başladım. Gündüzleri hastaneye gidebilmem gerekiyordu, ama işimi kaybetmek istemedim. Şefime gittim, “Benim işim şoförlük, kimsenin canını tehlikeye atmak istemiyorum” dedim. “Yer süpüreyim, koli taşıyayım, yeter ki beni gece vardiyasına alın, hastaneye gidip gelebileyim” dedim. Önce tamam dediler, sonra yine gündüz vardiyasına yazmaya başladılar. En ağır, en kötü işlere gönderiyorlardı. Günde 16-18 saat çalıştırmaya başladılar. Anladım ki zaten istifa etmemi istiyorlar. Bir yandan da şeflerim, çalışma arkadaşlarım gururumu, onurumu kıracak laflar ettiler. 

Ne diyorlardı?
Şişman insanların cinsel birliktelik kuramayacağına kadar gitti iş. Gerisini söylemeye gerek var mı? Ben bunları hep yaşıyorum. 

Sokakta yürürken nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
Herkesin gözü benim üzerimde. Yanımdan geçerken “Şunun haline bak” diyor biri, gönlün rahat gezemiyorsun. Sonra minibüsler, taksiler seni görünce durmuyor. Bu yüzden toplumdan soyutladım hep kendimi. Üç ay odamdan çıkmadığım, günde 16 saat televizyon izlediğim çok olmuştur. Benim 25-30 yaşına kadar kız arkadaşım bile olmadı. Okul hayatım, iş hayatım, evlilik hayatım, hepsi üst üste kilo yüzünden mahvoldu. Hayattan hiç zevk alamadım. 

Çok kilo verdiğiniz oldu mu hiç?
Oldu. 2004’te 220 kiloya çıkmıştım, nefes alıp veremiyordum. Haseki Hastanesi’nin başhekimi “En fazla bir sene yaşarsın, bizim yapacak bir şeyimiz yok” dedi. Zaten hazırdım, ölmeyi bekliyordum. Yaşam bir şey ifade etmiyordu artık. Sonra bir kıza sevdalandım, âşık oldum. Ben ölmeyi beklerken bir de baktım ki devrim olmuş, yaşama hevesi gelmiş içime. Hayata sarıldım. 110 kiloya düştüm. Dünyaya yeniden gelmiştim. İlk defa bir mağazaya girip bir pantolon alabildim. Dünyayı bana verseler değişmezdim o hisse. Birlikte olamadık. O hüsranla tekrar 170’e dayandım. Ömrüm hep böyle diyet yapmakla, kilo alıp vermekle geçti. 

Cerrahpaşa’daki tedavi işe yaradı mı peki?
İlgilenmiyorlar ki hiç. Her gittiğimde tek yaptıkları kan testi istemek. 15 günde bir doktorum değişiyor. Tedaviyi başlayıp sonlandıracak doktor yok. Psikoloğu bile ben istedim anca öyle gönderdiler. O da beş dakika durmadı, antidepresan yazdı çıktı gitti. 15 gün o ilacı kullandım, hissizleştim, 24 saat uyurdum işe gitmek zorunda olmasaydım. Azim de bitiyor bir yerde. Yeri geliyor dolmuş parası bulamıyorsun hastaneye gidecek. 383 lira işsizlik maaşıyla geçinmeye çalışıyorum. 

İş başvuruları yapıyor musunuz?
Tabii, ama görüşme odasına girer girmez bakışlarından hissediyorsun olmayacağını. En son bir yere şoför olarak başvurdum, arada bir akrabam vardı, “Fazla kilolarından dolayı bizim işimize yaramayacağını söylediler” dedi. Yıkıldım. 

Kilo verebilmek için ihtiyacınız olan nedir sizce?
Spor beni çok mutlu ediyor. Her bunalımdan çıkışım sporla oluyor. Benim isteğim, ilgili, alakalı hekimlerin olduğu bir klinik veya zayıflama kampına gitmek. Yeme içme eğitimi verilse, sosyal faaliyetler olsa... 

Oysa Sağlık Bakanımız obezite hastalarına ‘şişko’ diyerek sorunun çözüleceği kanısında. Ne diyorsunuz önerisine?
Bu lafın üzerine toplumdan daha çok dışlanacağımızı düşünüyorum. ‘Şişko’ aşırı yaralayıcı bir kelime. Zaten insanlar kilo ver diye baskı yaptıkça daha çok yiyorsun. Her önüne gelen öğüt veriyor, bilen de bilmeyen de. Ne yargılayın, ne öğüt verin, beni böyle kabul edin. Bu benim sorunum.


Melda Karaoğlu
“Şişmansanız ikinci sınıf insansınız”

23 yaşında, mühendislik firmasında asistanlık yapıyor. Manisa’da Celal Bayar Üniversitesi deri tasarımı bölümünden mezun, ama bu yıl tekrar YGS’ye girmiş. Sinema televizyon okumak istiyor.
‘Şişko’ kelimesi size nasıl hissettiriyor kendinizi?
Biz şişmanlar aslında çok neşeliyizdir, hep güleriz. Ama ‘şişko’ denilen o beş harfli kelime bütün o bastırılmış duyguları açığa çıkarıyor. Biri bana ‘şişko’ dediği zaman kaçıyorum insanlardan, asosyal oluyorum, içime kapanıyorum. Bu sefer yemek, eve kapanma, uyku kısırdöngüsüne giriyorum. Bakan’ın bu lafından sonra eminim ki daha çok karşılaşacağım bana şişko diyen insanlarla. Diyecekler ki bak bu işe yarıyormuş… Aslında hiç öyle değil. Ben de kilo vermek istiyorum ama olmuyor, yapamıyorum. Şişmansanız ikinci sınıf insansınız. Karşıdan karşıya geçerken bile mesela, yanınızda zayıf bir kadın varsa size yol vermiyor arabalar, ona veriyorlar. Anneler kızlarına “Bak biraz daha yersen bunun gibi olacaksın” diyor yanımdan geçerken. Ama şişmanlık bedensel özür gibi bir şey. Ben bedensel engelliyim, bunu hep söylüyorum. Zayıf insanlar bir yere kolayca çıkarken siz yarı yolda kalıyorsanız bu, bir bedensel özürdür. 

Okul hayatınız nasıl geçti?
Çok çalışkan bir çocuktum, okumayı, okula gitmeyi çok severim. Okul ikincisi olarak mezun oldum liseden. 13 yaşından beri de çalışıyorum. Babam küçükken bizi terk etti, annem de ev kadını, çalışmıyor. Evimizi ben geçindiriyorum. Bazen kendime soruyorum, ben ne yaşadım şu hayatta? Hiçbir şey yaşayamadım… Çünkü hep eve bağlı kaldım. 23 yaşındayım, artık bilgisayar karşısında oturarak geçmemeli hayat. 

Çok mu vakit geçiriyorsunuz internette?
Evet, sanal ortamda birçok kişiyle tanıştım. Bugün yakın arkadaşlarımın çoğu online oyunlarda tanıştığım insanlar. Jatte diye bir oyun vardı, üç boyutlu sosyal paylaşım oyunu, amacı insanların birbirini bulması, işte sevgili olunabilinen, evlenilebilinen, aslında dans üzerine bir oyun. Genelde çiftler için etkileşimleri var; işte öpüşmek, sarılmak, el ele tutuşmak… 1.5 yıl bunu oynadım. 

Neden hep sanal ortamda yaşıyorsunuz bunları?
Şunu kabulleniyorsunuz, evet ben şişmanım. Gerçek dünyada benim hayatımda kimse olamaz. Ama duygusal anlamda da bir şeyler yaşamaya, beslenmeye ihtiyacınız var. Bunu da en iyi sanal ortamda karşılıyorsunuz. Yalan da olsa karşındaki seni seviyorum, senden hoşlanıyorum, aşkım, canım cicim dedikçe bir şekilde siz de besleniyorsunuz, mutlu oluyorsunuz. 

Hiç buluştuğunuz oldu mu biriyle?
Tabii. Ama beni gördüğü zaman insanlar 360 derece değişiyor, çok başıma geldi. Hemen ertesi gün soğumaya başlıyor. Aramalar seyrekleşiyor, ses tonu değişiyor. “Benim çok sorunlarım var, seni alet etmek istemiyorum” diye kestirip atıyorlar. 

Hep kilolu muydunuz peki?
Lise ikide tedaviye başladık Çocuk Endokrin’de. Benim sosyal güvencem yoktu. O yüzden ücretli tedavi olabiliyordum ancak. Annemin kenarda köşede birikmiş parası bitince mecburen tedaviyi bırakmak zorunda kaldım. Oysa beş ayda 40 küsur kilo vermiştim. Bir daha tedaviye gidemedim. 

Tedavi olmayı düşünmediniz mi yeniden?
İstedim. İnternette reklamını gördüm, Obezite Derneği Başkanı Halil Kargulu’nun kilo bekçiliği programı var. Ama 1000 liradan başlıyor. İyi bir iş bulur, bir kenara para koyabilirsem çok isterim katılmak.


Tuğçe Astam
“Mide ameliyatından beri mutluyum, yeni bir hayata başlıyor gibiyim”

23 yaşında. Engelli çocuklar için bir rehabilitasyon merkezinde koordinatör. Açıköğretim’de sosyoloji okuyor. Geçen hafta tüp mide ameliyatı oldu.
Nasıl başladınız kilo almaya?
7 yaşında hızla kilo almaya başladım. Gitmediğim hastane kalmadı: Çapa, Cerrahpaşa, Samatya, Vakıf Gureba… Her yerde farklı teşhis koydular. Hep diyet listeleri, zayıflama ilaçları verdiler, ama sağlık sorunumu bulamadılar. Gittiğim her doktorda 2-3 kilo verdim, sonra onu 15 kilo olarak geri aldım. 

Ameliyat olmaya nasıl karar verdiniz?

155 kilo olmuştum artık. İşim evimin üst sokağında, oraya gidene kadar bile nefes nefese kalıyordum. Ben 9 aydır mide ameliyatı olmayı bekliyordum aslında. Marmara Üniversitesi’nde olacaktım ama hastane Pendik’e taşındı, sonra da ilaç ihalesinin sonuçlanmasını beklediler 5-6 ay, sürekli bir erteleme süreci yaşadım. 

Özel hastanede olmayı düşündünüz mü?
Özel hastanelerde bu ameliyat 30 bin liradan başlıyor. Babam fabrika işçisi, asgari ücretle çalışıyor. Annem ev hanımı, üniversite okuyan bir kardeşim var, kısıtlı imkanları olan bir aileyiz. 

Ne yaptınız peki?
Pes edip hastane değiştirdim. Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’ni aradım, Doç. Dr. Koray Tekin’le konuştum. “Tuğçe, hiç beklemeden ameliyat olman lazım” dedi ve beni listesinin başına aldı. 15 gün içinde gittim, ameliyat oldum. 

Nasıl bir ameliyat bu?
Midem küçültüldü, şu anda serçe parmağı kadar. Çok şaşırtıcı, bir haftadır hiç açlık hissetmiyorum, mucize gibi, 10 kilo verdim. Kurtuluş yolunu buldum diyebilirim. 

Neydi kurtulmak istediğiniz?
Düşünsenize, 23 yaşında bir genç kızın yaşamak istediği ne çok şey vardır, ben de istiyorum dışarı çıkabilmek, arkadaşlarımla dolaşmak. Ama bunların hiçbirini yaşayamadım. Toplum içine girmeye çekiniyorum, utanıyorum. İnsanlar birbirlerini dürtüp beni gösteriyorlar, adamın biri mesela yanımdan geçerken “Ya az yesene” diyor… Kaç kere oldu, arkadaşlarımla çıkıyorum, sonra “Ya ben gelmeyeceğim, vazgeçtim” diyor dönüyorum eve. Neden bir insanın dışarı çıkıp yürüme özgürlüğü olmasın ki? Ama yok… 

Çıkmıyor musunuz hiç dışarı arkadaşlarınızla?
İş çıkışı bazen arkadaşlarım zorluyor, o zaman da asla dışarıda dolaşılacak bir yeri tercih etmiyorum. Bize en yakın alışveriş merkezi 212, orada bile hayatta dolaştıramazlar beni içeride, direkt sinemaya girmek isterim. 

Bir de ne giyeceğim derdi oluyor herhalde...
Evet, ben dışarı çıkıp alışveriş yapabilen bir insan değilim. Bir mağazaya girdiğinde insanların bakışları bile çok tuhaf, “Sen burada ne bulacaksın ki” der gibi bakıyorlar resmen. Girdiğin gibi çıkıyorsun. En son kıyafetlerimi teyzemler mağazalardan buldu getirdi, sağ olsunlar. 

En son ne zaman kendi başınıza gittiniz alışverişe?
Hatırlamıyorum bile… O kadar uzun zaman oldu ki. 

Zayıfladığınız zaman ne olacak peki?
Önce özgüvenim yerine gelecek. Ben, ben olacağım. İstediğim hayat bu değil. Düşünsenize, üniversiteyi kazandığım halde tercih yapmadım, dışarıdan okumayı tercih ettim. Bu şekilde nasıl gidebilirim ki? Cesaret edemedim, korktum. Kardeşim Bilecik Üniversitesi’nde şimdi, çok istedim gideyim, ben de onu tadayım. Olmadı.
Kariyer açısından da önünüzü kestiği oluyor mu kiloların?
Olmaz mı… Bir ulaştırma firmasına başvurmuştum sekreterlik için, CV’mi çok beğendi müdür, iş görüşmesine çağırdı. Sonra bir telefon… Diyorlar ki “Diksiyonunuzu, konuşmanızı çok beğendik. Yalnız biz giriş kapısında insanları karşılayacak bir eleman arıyoruz. Bunun için daha düzgün görünümlü biriyle anlaştık.” Onlara hak da veriyorum aslında. Ben üzerime giyecek bir şey bile bulamıyorum. 

Şu an nasıl ruh haliniz peki?
Mutluyum, ilk kez böyle hissediyorum. Facebook’uma ameliyat tarihimi yazmıştım, demiştim ki ‘milat’ olacak bu benim için. Yeni bir hayata başlıyor gibiyim. 

Ne yapmak istiyorsunuz zayıflayınca? Hayal kurmaya başladınız mı?
Ameliyattan önceki hafta çocukluk arkadaşımın nişanı vardı. Çok istiyordum yanında olmak ama ne giyeceğim korkusu ağır basıyordu. Bir bahane uydurup gitmesem mi diye düşünürken ameliyat tarihim belli oldu, kurtuldum bu dertten. Önümüzdeki sonbahar düğünleri var. Çok istiyorum o zamana kadar bir şeylerin değişmesini, o gün o düğünde olduğumu hayal ediyorum. O salondan girişim, orada onun yanında olmak… Her şey çok farklı olacak. 

Göbek atacak mısınız?
Atmaz mıyım! Bütün bu yılların acısını çıkaracağım.

NTV basketbol yorumcusu Kaan Kural: Kilolarımla barışığım
Sağlık Bakanı’nın açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kötü niyetli olduğunu sanmıyorum ama çok düşüncesiz bir tavır. İnsanlara ‘şişko’ diyerek ne kazanacağını zannediyor ki? Çok basit söylemek gerekirse, ilkokul-ortaokul mantığıdır bu. Bir bakanın yaklaşımı böyle olmamalı… Toplumsal yaşamın bir saygınlığı vardır, bu ilişkilerimizde belli bir standardı korumalıyız. 

Peki kilolarıyla barışık olmak diye bir şey var mıdır?
Var tabii ki. Ben açıkçası çok barışığım, kendimi bildim bileli böyleyim. Kilolu olmanın sigara içmek, alkol kullanmak ya da ekstrem spor yapmaktan hiçbir farkı yok. Bu kötü bir seçim olabilir, ama isteyen yapar. Hayat bana ait, vücut benim vücudum. Bana şişko demesine gerek yok bakanın, ben bunun farkındayım zaten. 

Sizi incitir mi şişko denmesi?
Şahsen ben rencide olmam, bana şişko diyorlar. Karım da bana şişko diyor, hatta tekme atıyor yatakta, ‘dombili’ diyor, gülüyoruz. Ama bunun toplumsal bir hareket olarak, bir sağlık politikası olarak hiçbir açıklanabilir tarafı yok.