"Büyük medya patronu olmayı istemedim"

Amerikan dergilerini karıştıranlar için, her zaman Rolling Stone'un yeri ayrıdır. 1967'de San Francisco'da küçük bir ofiste yayınlanmaya başladığından beri, rock tarihine azımsanmayacak sayıda damga vurmuş, her kuşaktan, hatta neredeyse her ülkeden okur kapmıştı.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Amerikan dergilerini karıştıranlar için, her zaman Rolling Stone'un yeri ayrıdır. 1967'de San Francisco'da küçük bir ofiste yayınlanmaya başladığından beri, rock tarihine azımsanmayacak sayıda damga vurmuş, her kuşaktan, hatta neredeyse her ülkeden okur kapmıştı. Çok provokatif, çok ilerideydi. En son örneklerden biri Ice T'dir: Bir zamanlar Cop Killer şarkısıyla polise yönelik şiddeti körüklediği gerekçesiyle medya mahkemesinde yargılanırken, derginin kapağında mavi üniforma ve elinde copla poz veriyordu...
New York'da, 6. Cadde'yle 51 ve 52'nin arasındaki binanın ikinci katına yayılan Wenner Medya'nın koridor duvarlarındaki meşhur kapaklara, illüstrasyonlara bakıyorum. Jann S. Wenner'ın, yani Amerika'nın en büyük medya patronlarından birinin odasının girişinde ise Gore ve Clinton'ın imzalı kapakları var.
Fazlasıyla sade, boyutları da hayli makul bir oda... Çocuklarının resimlerinin yanında bir de John Lennon'ın resmi çerçevelenmiş.
"İki ay önce Türkiye'deydim," diyor, "Çocuklarımla tekneyle açıldık. 20 yıl önce Ahmet Ertegün davet ettiğinde geldiğimden sonra ne kadar değiştiğine inanamadım. İnanılmaz bir yol alınmış... Ve her şey çok Batılılaşmış. Ne kötü bir şey bu, her yer Batılılaşıyor..." Ona Ahmet Ertegün ve Bodrum'daki bar olayını anlatıyorum. Kahkahalarla gülüyor...
Wenner, bugünlerde dünya medyasının yeniden gözlerini çevirdiği bir yayıncı. Yılların Rolling Stone'u içinde büyük değişiklikler başlatması, yazılarda kısıtlamaya gitmesi Amerikan kültürüyle de ilgili: Rock tarihine ihanet mi, daha mı az okuyoruz, hiçbir şey kutsal değil mi? Aslında Wenner'in kendisi değişime fazlasıyla alışkın: Beş sene önce falan New York'taki Barney's mağazasına bir sabah apar topar 30'larındaki bir erkek mankenle elele kahvaltı etmeye girdiğinde olay olmuştu - karısı, çocukları evdeyken!
Ben odasından çıkarken bar hikayesini duyduğunu söylemek için Ertegün'ün karısını arıyordu.
Ne oluyor, Rolling Stone dergisi değişiyor mu?
Rolling Stone zamana ayak uyduruyor. Ama özünü değiştirmiyor; bu derginin misyonu müzik konusunda otorite olmak, Rock&Roll'u yaşatmak, iyi yazılar, iyi fotoğraflara yer vermek ve bu ülkedeki olaylar hakkında görüş bildirmekti. Bütün bunlar aynı kaldı. Yapmaya çalıştığımız daha okunabilir bir yayın çıkarmak. Daha kolay, daha hızlı okunsun, içinde daha fazla şey yer alsın istiyoruz... Uzun, upuzun yazılardansa...
Ama derginin özelliği de uzun yazılar olması değil miydi?
Özelliklerinden biriydi. Bundan böyle de uzun yazılarımız olacak, ama her şey uzun olmak zorunda değil. Bu konuda bir anlaşmazlık var galiba. Uzun yazılarımız var, yeri geldiğinde basıyoruz. Ama her şey de beş - altı bin kelime olmaz ki! Uzun yazıların iyi bir yazarı olmalı, kimsenin bilmediği özel bir konuda haber yapmanız gerekiyor. Ama bugünlerde hemen hemen herkes her şey hakkında fikir sahibi. Çünkü New York Times'da, televizyonda, beş tane başka dergide yer alıyor zaten.
Kaygılarınız tirajların düşmesiyle de ilgili mi?
Tabii ki! Bütün bunlar birbiriyle içiçe. Eğer bir şey yapıyorsanız ve bunun insanlar için bir anlamı varsa, tirajınız artar. İnsanları sıkan bir şey yaparsanız da sıkılırlar. Bence insanlar hâlâ uzun zamandır yazdığımız konularla ilgililer, ama artık onları uzun uzun, sayfalarca okumak istemiyorlar. Bir konu hakkında bilinmesi gereken her şeyi biliyorlar zaten. Rolling Stone yıllardır çıkıyor! Mesela silah kontrolünü ele alalım; bu konuda kaç tane farklı yazı yazılabilir ki? Hepsini yazdık, o alandaki bütün haberleri yaptık.
Dergiyi değiştirmek tek başınıza aldığınız bir karar mıydı?
Ben bunun yapılması gerektiğini biliyordum ve sonunda nihayet pratiğe dökme fırsatım oldu. Genel yayın yönetmenini ve art direktörü değiştirdim ve onlara ne istediğimi anlattım. Birkaç yıldır aklımdaydı. Hep yazıları kısaltmak, daha kısaltmak, daha fazla müzik koymak istiyordum. Yeni insanları göreve getirince de, bütün bunları yaptırmak daha kolay oldu. 15 yıldır burada çalışan insanları zorlamaktansa...
Tepkiler nasıl peki?
Ben hep olumlu şeyler duydum. Homurdananlar ise üç - dört tane eleştirmen; ki yaşları 50 civarında. Sonucun iyi mi kötü mü olduğuyla değil de, kültürün değiştiğini ve Hunter S. Thompson'ın bize artık yazmadığını kabullenmeyenler. Halbuki bize zaten 20 yıldır yazıyordu! Kültür değişiyor, bu bir gerçek. Artık 60'larda, 70'lerde değiliz. Benim suçum değil bu, bir şey yapamam.
Popüler kültür meselesi
Britney Spears'i veya Christina Aguilera'yı kapağa koyduğunuzda okur mektuplarında tepkiler yer alıyor. Bu isimler Rolling Stone kimliğiyle çelişmiyor mu?
Rolling Stone bir popüler kültür dergisi. Britney Spears de birkaç yıldır popüler kültürde çok büyük bir isimdi. Bugünlerde biraz düşüşe geçmiş olabilir, ama bir zamanlar en tepedeydi. Ayrıca yazıları da okuduysanız, hepsi harikaydı. Her biri şahane yazılmıştı. Siz ya da ya da 50'li yaşlarında Fleetwood Mac'le yetişen birkaç kişi Britney Spears'i sevmeyebilir.
Siz seviyor musunuz?
Ben hâlâ Fleetwood Mac'i seviyorum! İnsanlar genellikle büyürken sevdikleri şeyleri ileride de severler. 19 - 24 yaşında ne dinlerseniz hayatınız boyunca da onu seviyorsunuz. Ama biliyor musunuz Britney Spears'in ilk albümünü çok beğendim.
Gerçekten mi?
Evet. Bence pop müzikte yapılan birçok iş çok güzel. Gerçekten, dinleyin, çok objektif olarak söylüyorum çok iyi. Eğer o imaja takılmazsanız - o 50'li yaşlarındaki adamlar takılmadan edemiyor - müziğin çok iyi olduğunu fark edeceksiniz. Ateşli küçük bir yavru olmasını boşverin, müziğini dinleyin! Harika yapımcılarla çalışmış...
Kapaklara bizzat siz mi karar veriyorsunuz?
Zaten yarısının ne olacağı belli. Ya bir grup yeni albüm çıkarıyor, ya da yeni bir film vizyona giriyor. Ama genellikle hep birlikte konuşuyoruz; ben, genel yayın yönetmeni, art direktör hep birlikte oturup neyin yeni ve gözde olduğunu tartışıyoruz.
Bazı albüm eleştirileri çok alaycı oluyor, kırılan, gücenen çıkmıyor mu?
Eleştilerin üslubu ne olursa olsun, doğru oldukları sürece mesele yok. Evet insanlar bazen üzülüyor, ama onların birer eleştiri yazısı olduğunu da anlıyorlar. Birinin fikri sonuçta. Hiç kimse kötü eleştiri istemez ama müzisyenler o kadar da üzülmüyorlar.
İyi yazdığınızda patlıyor, kötü yazdığınızda kalıyor mu?
Tam anlamıyla öyle bir şey yok. Birçok popüler albüme kötü eleştiriler yazdık, sonradan büyük hit oldular.
Çok kötü albümlere de çok iyi diye yazdınız...
Evet o da oluyor. Mesela Led Zeppelin yıllarca dergimize giremedi.
Sahi nedendi o ya?
Eleştirmenlerimiz Led Zeppelin'i sevmiyordu, o yüzden de kötü yazdılar. Ama yine de milyonlarca albüm sattılar.
Rolling Stone yılda iki kere neyin 'hot' ve neyin 'cool' olduğuna da karar veriyor. Nasıl yapıyorsunuz bu listeleri?
Aşırı 'hot' insanlardan oluşan uzman kurulumuz karar veriyor ve yayınlıyor! Ama çok da abartmamak lazım bu işleri, eğlencelik bir iş sonuçta. Popüler kültürde ne yeni, gözde; onu göstermek, biraz da eğlenmek için...
Siz hâlâ eğlenebiliyor musunuz?
Tabii ki... Başka dergilerim de var, başka alanlarda, onlarla da ilgileniyorum ama Rolling Stone ilk göz ağrım ve ona daha fazla vakit ayırıyorum.
Büyümek, genişlemek, medya imparatoru olmak istemiyor musunuz?
Hayır, istesem olabilirdim. Neleri yapabileceğimi, kaldırabileceğimi hesapladım, ama daha önemlisi çalışma saatlerime baktım. Eğer iki katı fazla dergim olsaydı, iki katı daha fazla çalışacaktım. Bunu istemiyorum. Çocuklarımı büyütüyorum, çok seyahat ediyoruz birlikte...



Rolling Stone nasıl patladı?
"Adım adım bir yerlere geldik, o yüzden birkaç tane var herhalde. İlk çıkardığımızda insanlar beğendi, aldı, okudu, saygı duydu... Mick Jagger ve Pete Townsend gibi isimlerle söyleşiler yapılmıştı, birinci yıl sayımızda da kapakta John Lennon ve Yoko Ono'nun Two Virgins albümünden [çırılçıplak] resmini basmıştık. O bayağı olay oldu. Bir sene sonra groupie'ler özel sayısı yaptık. O daha da dikkat çekti... Üçüncü yılımızda kapakta Bob Dylan vardı, özel bir söyleşiyle. Dördüncü yılımızda ise en iyi rock gazeteciliğini biz yapıyorduk, ödül bile aldım. Beşinci yılımızda başkanlık yarışında iki yazarımız vardı."


Başlangıçtaki zor günler
1967'de nasıldı?
Her şeyi ben yapıyordum!
Peki o günlerde bu derginin bu kadar patlayabileceğini tahmin ediyor muydunuz?
Hayır, 21 yaşındaydım ve büyük bir başarı örneği ya da milyoner olmak için başlamamıştım bu işe. Konumu çok seviyordum, o yüzden başladım. O günlerde zaten öyle büyük başarılar falan da düşümüyorsunuz. Ama şimdi medyanın iyice sulandırdığı bir dünyada yaşıyoruz ve her şey başarıyla, New York'la ölçülüyor...
Dergi ilk çıkarken randevuları nasıl aldınız, zor oluyor muydu?
San Francisco küçük bir şehir, insanlar geldikçe de onlara ulaşmak kolay oluyordu. O zamanlar multi milyon dolarlık bir iş değildi, basın danışmanları, halkla ilişkiler şirketleri falan yoktu... Harika bir zamandı. Bir konser sonrasında gidip kendimizi tanıtıyorduk. Elimizde derginin bir kopyasıyla "Merhaba, işte yaptığımız iş bu," diyorduk.
Almost Famous filminde gördüklerimiz demek ki doğruymuş?
Almost Famous tam anlamıyla doğruydu. Sadece doğru olmayan bir tarafı vardı, o da Rolling Stone'u biraz düşmanca bir dergi olarak göstermişti. Bu doğru değil.
Sahiden, Lester Bangs telefonda "Rolling Stone'dan kork" diye çocuğu uyarıyor.
Yazarlarla harika ilişkilerimiz vardı, zaten olmasa Cameron [Crowe] gibi harika yazarlarla da çalışamazdık. Yazılarını değiştirmek gibi kötü işler yapsaydık... Ama olay örgüsü gereği herhalde filmde birinin kötü olması gerekiyordu. Ama film zamanın ruhunu çok iyi yakalamıştı; filmdeki yazarın rock grubuyla kurduğu ilişki, Cameron'ın kurduğu ilişkiler falan bayağı bayağı gerçek.
Ya şimdi, aynı tür ilişkiler var mı?
Tabii ki, benim bir sürü müzisyen ya da bu sektörde arkadaşlarım var. Başka yazarlar için de geçerli bu.
Filmde bir uyarı da rock yıldızlarıyla arkadaş olunursa, işlerin çirkinleşeceğiydi. Çirkinleşiyor mu?
Hayır. Ben öyle düşünmüyorum. Müzik ve müzisyenler hakkında haber yapmak, işadamları ya da politikacıları takip etmekten farklı. Müzisyenler ülkeyi yönetmek, siyasi kararlar almak, savaşa girmek ya da çevreyi kirletmek için milyarlarca dolar harcayan insanlar değil ki... Eğer gazetecilikte dürüst olursanız, bu işi bu insanlara yakın olup yapmak kolay. Zaten çok ufak bir üçgen içindeyiz, birbirimize çok yakınız. Her şey olumlu ilerliyor.


Yayıncılık ve politika

Peki politikacılarla aranız nasıl? Ciddi bir muhalif sessiniz, rahatsız ediyor musunuz birilerini?
Hiç sanmıyorum, özellikle de Bush'un bizimle hiç ilgilendiğini düşünmüyorum. Ama eski yönetimlerde, hele de Clinton döneminde ne düşündüğümüze dikkat ediyorlardı. Yazdıklarımızı ciddiye alıyorlardı. Her şeyden önce önemli bir iş yaptığımızı düşünüyorlardı. Şimdi yönetimde olan bu insanlar ise, bize bırakın bizi, hiç kimseyi umursamıyorlar. Sadece sağ kanattan insanlar olsun istiyorlar ve bizim ne düşündüğümüzü bilmek istemiyorlar. Herkesi görmezden geliyorlar.
Seçimlerden önce "Sizi Al Gore'a oy vermeye çağırıyorum," diyen bir yazı yazmıştınız. Sizce gazeteci böyle taraf olmalı mı?
Ben gazeteciyim, ama aynı zamanda da yayıncıyım. Bu ülkede gazeteler, dergiler aday bile belirliyorlar. Ben Gore'u desteklemek istedim, derginin sahibi de benim, istedim, yaptım. Ne istersem yapabiliyorum işte... Rolling Stone'un her zaman politik bir duruşu oldu. Hep demokrat oldu, Gore da liberal biriydi.
Politik görüşünüz tirajınızı etkilemiyor mu?
Okurlarımız arasında büyük miktarda cumhuriyetçi de var. Bizim ne düşündüğümüze saygı gösteriyorlar sanırım. Üstelik uzun zamandır Başkan adaylarını destekliyoruz; Clinton'a destek verdik, Carter'a... Tarihimizin en çok satan sayılarından biri Al Gore'un kapak olduğuydu...