Büyük şehrin kıyısında

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Merkezi, Kuştepe Gençlik Araştırması 2002 adı altında yürüttüğü çalışmayı tamamladı.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Merkezi, Kuştepe Gençlik Araştırması 2002 adı altında yürüttüğü çalışmayı tamamladı. Merkez kampusu Kuştepe'nin tam göbeğinde bulunan bir üniversitenin, sosyal araştırmalar için fazla uzağa gitmeden içinde bulunduğu semti incelemesine şaşmamak lazım. Araştırmanın mekanı Kuştepe, İstanbul'un 1950'lerdeki göç dalgası sırasında kurulan ilk gecekondu semtlerinden biri. Yeni kuşak yani araştırmanın konusu olan 14-28 yaş gençlerin neredeyse tamamı farklı kökenlerine rağmen
İstanbul doğumlu. İstanbullu bu genç kuşağın semtlerine, komşularına, geleceğe hayata bakışına ışık tutan araştırma, aslında
İstanbul'un ve Türkiye'nin benzer yörelerindeki insanların duygu ve düşüncelerine de tercüman oluyor. Şehirli olmanın farklı bir boyutunu gözler önüne seriyor.
Araştırma Prof. Dr. Gülten Kazgan yönetiminde
Prof. Dr. Hale Bolak, Doç. Dr. Çiğdem Çelik, Doç. Dr. Arus Yumul tarafından gerçekleştirildi. Pek çok öğrenci yüz yüze görüşmelerde ve bilgilerin tasnifinde çalıştı. Çalışmanın pek çok ilginç bölümünden
biri de futbola ilişkin. Haziran ayında bir kitap olarak da basılacak araştırmayla ilgili çarpıcı bilgileri ve Kuştepeli gençlerle yaptığımız değerlendirmeyi okurken kimi zaman kendinizden bir şeyler bulacak, kimi zaman uzaklardan duymaya alışık olduğunuz bir melodiyi yüksek sesle dinliyor izlenimine kapılacaksınız.
Bir arada ama ayrı
Araştırma öncelikle Kuştepe'nin ve Kuştepe gençliğinin aile yapıları, toplumsal cinsiyet
ve sosyokültürel açıdan ayrışan kimliklere sahip olduğunu ortaya koyuyor. Yüz yüze görüşülen 27 yaşındaki bir Kuştepeli şöyle söylüyor: "Burada bir çeşit gruplaşma var diyebilirim size. Yani Roman diye tabir ettiğimiz insanlar bir grup, Lazlar başka, Kürtler bir başka grup ve bir grup diğer bir grubun içine kesinlikle karışamaz. Hepsi birbirlerinden ayrıdır. Kayserililer, onlar apayrı bir millet. Her grubun tabiri caizse, özür diliyorum, pislik tipi insanları ve bir de efendi tipli insanları var..."
Kuştepe pek çok farklı kesimden göç almış ve aynı zamanda da göç veren bir semt. Bir genç kadın "Eski Kuştepeliler yok burada," diyor. "Kazanan çekip gitmiş. Bizim sokağımızda oturan ev sahiplerinin çoğu daire alıp, ev yaptırıp başka yerlere yerleştiler. Kuştepe böyle bir şey gibi, otel vazifesi görüyor sanki..."
Sudan çıkmış balık
Kuştepeli gençlerin sorunlarının başında eğitimsizlik, parasızlık ve işsizlik geliyor. Bu sorunları dile getiren Ordulu bir Kuştepeli, konuyu çarpıcı bir biçimde şöyle ortaya koyuyor:
"Denizden bir balığı çıkarttın, kumsalda ne yapar? Can verinceye kadar çırpışır. Biz şu anda aynı durumdayız. Bu bir gerçek, kaçınılmaz. Ben istiyorum ki, ben babamdan gördüğümü değil, daha aydın insanlardan gördüğümü, elimden geldiği kadar çocuklarıma vermeye, yansıtmaya çalışıyorum. Ama ne kadar başarılı olabilirim, bilmiyorum."
Bunalım, depresyon ve psikolojik sorunlar yapılan ankete göre gençliğin yaşadığı olumsuzlukların ilk sırasında. 14 yaşında bir kız öğrenci gençliğini neden yaşayamadığını şöyle anlatıyor:
"Bence gençliği iyi görmüyorum. Gençliklerini yaşamadan yani hayatın, yaşamını bitirmiş gibi oluyorlar. Ben işte hayatın okulunu bitirdim gibi laflar söylüyorlar. Bunu yeri geldiği zaman ben de söylerim, çünkü büyüklerin yaşadıklarını aynı ben de yaşayabiliyorum. Yaşımdan olgun davranıyorum o yüzden."
Evlilik konusu da pek çok genç için ancak ekonomik şartlar iyi olduğunda düşünülebilecek bir konu. Kuştepeli genç kız, "İnsan tabii ki kendi ayakları üzerinde durmayı istiyor önce," diyor, "Çünkü bir erkeğe bağımlı olmamak istiyorum ilk önce, evlenmeden önce. Bütün amaç bu yani, okumanın
da zaten amacı burada."
Kuştepe değil, Şişli
Araştırmanın en ilginç verilerinden biri de Kuştepe gençlerinin başka bir semte taşınmaya
ilişkin görüşleri. Anadolu İlköğretim Okulu son sınıf öğrencisi bir Kuştepeli'nin sözleri dikkate değer:
"İlk fırsatta buradan taşınmak isterdim. Burada yaşamak istemezdim. Yani şimdi söylüyoruz 'Okuyacağım, çok iyi meslek sahibi olacağım' diye ama çevremizden dolayı belki bunu yapamayacağız."
Voleybolcu bir Kuştepeli genç kız ise Kuştepeli kimliğini kimi zaman saklamaya çalıştığını anlatıyor:
"Çok kötü anılıyor Kuştepe'nin adı, yani nerede oturuyorsun, Kuştepe. 'Ay Kuştepe'de mi oturuyorsun' falan oluyorlar böyle.
'Orada nasıl oturabiliyorsun, orası çok kötü bir yermiş, işte hep serseriler falan filan varmış'..."
Bir diğer genç kız nerede oturduğunu söylemediğini anlatıyor:
"Genelde ben 'Şişli'de oturuyorum' diyorum. Beni tanımayan insanlar 'nerede oturuyorsun' deyince. 'Şişli'de' diyorum çünkü Kuştepe deyince gerçekten böyle yani insanlar kötü karşılıyor, ne bileyim işte kötü bir yer."
Delikanlılığın kuralı
Araştırmanın sonuçlarına göre gençlik denince
Kuştepe'de sadece erkekler akla geliyor. Kızlar genellikle bu kavramın dışında yer alıyor. Erkekler arasında delikanlılığın kuralları da var. Bir genç bu kuralları şöyle anlatıyor:
"Buradaki gençler, kendilerinin tabiriyle delikanlı yerine koymak için işte sigara içmeyi, esrar içmeyi, alkollü içkiler almayı öngörüyorlar. Bunları yapmayan delikanlı olamaz şeklinde. Kavga etmeyi, serserilik yapmayı..."
29 yaşında üç yıldır Kuştepe'de oturan bir esnaf, delikanlılık kurallarının sert olduğunu söylüyor:
"Dışarıdaki insan girmiyor onların içine. Zannetmiyorum ki buradakiler de alsınlar. Bir yoklama çekerler, eğer sınıfta kalırsa..."
Son söz: Her şey yolunda
Hayata varoşlardan bakan en başarılı filmlerden biridir Protesto/La Haine. Paris banliyölerinden üç gencin umutsuz ve çaresiz yaşamına tanık olduğumuz filmde, şehre giden gençler her yerde hor görülüp aşağılanırlar. Sahnenin birinde yüksek binanın damından şehre bakarlar. Geleceği düşünürler. Biri diğerine bir hikaye anlatır. Bir kesimin gözünden, çıkışsızlığın ne olduğunu anlatan bu öyküyü unutamıyorum. Bir gökdelenin en üst katından kendini aşağı bırakan genç kendi kendine hep şöyle diyormuş: Buraya kadar her şey yolunda, buraya kadar her şey yolunda... Sonra ne olmuş dersiniz?..



Gençler sonuçları değerlendirdi
Araştırmanın özeti elimize geçince hızlıca okuduk ve bazı sonuçları bir grup Kuştepeli gençle birlikte değerlendirdik. İşte konu başlıkları ve gençlerin görüşleri.
Farklı kesimler
  • Engin Sözüer (19 yaşında, ortaokuldan ayrılmış, işsiz): Burada değişik gruplar var ama ayrı gruplar değil. Dışlama yok yani, normalde herkes beraber yaşıyoruz.
  • Serkan Sarıca (20 yaşında, lise mezunu, muhasebeci, şu an işsiz): Abi gruplaşmalar var yani doğru. Onlar genelde hep bir arada gezerler. Aralarına girmek zordur yani. Romanların ayrı bir sokağı vardır. Oraya pek girilmez yani.
  • Tarık Rüzgar (20, liseden ayrılmış, alüminyum doğramacı, şu an işsiz): Ama mesela futbol maçı olduğu zaman herkes tribüne gelip bağırıyor. Her semtte olan bir şey bu yani. Herkes bir araya geliyor.
    Göç
  • Serkan: Ben doğdum doğalı buralıyım. Buradayım, gözümü burada açtım. Biz bir yere gidemeyiz. Genellikle yeni evlenenler taşınmış buradan.
  • Serkan: Ben Kuştepe'den gitmek istemem.
  • Ersin: Yani Yeniköy'e gidiyorum ben. Kuştepe'yi özlüyorum.
  • Engin: Biz burada doğmuş büyümüşüz. Taşınmak istemeyiz. Paramız olsa da istemeyiz. Para olduktan sonra Taksim de senin, her taraf senin zaten.
  • İlyas Taşdemir (18, lise mezunu): Çocuğunu zaten burada büyüteceksen, birtakım yerlerden pisliklere alışıyor. Onun için taşınıyor bazıları.
  • Engin: Esrar, hap, alkol... Bunlar gerçek yani. Burada madde kullanan çok genç var. Yüzde doksan diyebiliriz yani.
  • İlyas: Kuştepe Spor Kulübü kuruldu ya. Tabii hocalar gençleri topa alıştırmaya çalışıyor, bu yüzden yani.
  • Engin: Nereye kadar alıştırabilir ki? Girenler giriyor işte. Hepsini alamazlar ya.
    Psikolojik sorunlar
  • Engin: Depresyon tabii imkânsızlıklardan oluyor. Mesela okulun önünden geçiyoruz, onun üstünde var, benim yok. Kendim için konuşmuyorum ama çoğu insan bundan depresyon olabiliyor yani.
  • Burcu Uzun (15, lise öğrencisi, yüzücü): Ben depresyona girmiyorum ama giren arkadaşlarımı görüyorum. Genellikle aile sorunları oldukları için böyleler. Dışa vuramıyorlar tepkilerini. Aileleri baskı yaptığı için çoğu arkadaşlarım depresyona giriyor.
  • Engin: Ben 19 yaşındayım 35-40 yaşındaki birinin yaşadıklarını yaşadığımı düşünüyorum.
    Şu Kuştepe'de düşünüyorum. Yani bir mahalleye
    giriyorum orada esrar var, bir mahalleye giriyorum orada hap var.
  • Tarık: Bunları normal bir insan 20 yaşında görmüştür mesela. Biz küçükken gördük.
  • Ersin Çağ (18, ortaokul öğrencisi, internet kafede çalışıyor): Yani aslında bunlar hep özentilikten oluyor. Zaten ne geliyorsa özentilikten geliyor.
  • Serkan: Mesela bir arabanızı alarmsız kapı önünde bırakamıyorsunuz.
  • Tarık: Yani alarm da olsa fark etmez. Kuştepe'nin içinden de fark etmez. Parçaya bağlı. Yani pahalıysa olur.
  • İlyas: Mesela sen sabah bakkala gidiyorsun, annen pantolonunu asıyor. Sen gelene kadar ne pantolon kalıyor ne başka bir şey..
    İmkânsızlıklar
  • Engin: Valla okuyamamanın filan
    nedeni çevrenin etkisi diye bir şey yok yani. Biziz o çevre, hepimiz aynıyız yani.
    İnsanın içinde olacak. Varsa okur, yoksa okumaz.
  • Sedat: Valla şimdi bir şey söyleyeyim ben. Bu Kuştepe'de Kayserililerin mesela ya da Romanların belki herkesten çok parası var. Yani param yok, okuyamadım değil. Ama adam günlük yaşıyor yani. Yarın n'olucak Allah kerim.
  • Engin: Haplandıkları için her insana sinyal olabiliyorlar. Sinyal dediğim para istiyorlar yani. Normal kafayla belki o işi yapamayacak ama hapın etkisiyle yapıyor.
  • İlyas: Yani o çocuk o yaşta o işi
    yapıyorsa ilerde yapacağı iş de hırsızlık olacak. Başka iş yapmaz...
  • Ersin: Mesela çocuğun elinden telefonu alıyorlar, kayboluyorlar. Oturduğu yere gitsen sorsan, mesela babası bile tanımıyorum diyor.
  • Serkan: Parasızlık da önemli ama. Okula gitmeye gelmeye parası olmayan bile var. Okula gelip okuldan para amacıyla ailesine bakmak için çıkanlar bile var.
  • İlyas: Mesela bizim maddi sıkıntımız yok. Olanlar ortaokuldan başlıyorlar çalışmaya.
  • Serkan: Şimdi işin aslı boş geziyoruz şu an. Bu bir gerçek. Yaptığımız tek bir şey var. Sabah kalkıyoruz evimizde kahvaltımızı ediyoruz, kalkıyoruz bilardo salonuna gidiyoruz, akşama kadar oradayız. Başka yapacak bir şeyimiz yok yani.
  • Engin: Benim mesleğim yok. Okuldan atıldım. Nereye gitsem lise diploması istiyorlar. Markete bile istiyor adam. Genelde arkadaşlarla sokakta buluşuyoruz. Parka gidiyoruz. Hava güzel oldu mu her yer bizim.
    Evlilik
  • Burcu: Ben önce kendim ekonomik özgürlüğümü kazanmam gerekiyor. Üniversiteyi bitirmeden olmaz yani.
  • Serkan: Ben askere gidiyorum.
    Gitmeden sözleneceğim.
    Bilgi Üniversitesi ve öğrenciler
  • Engin: Bazıları bize ters düşüyor yani giyim kuşam olsun, tarz olsun... O yüzden bazen ters bakışlar oluyor.
  • Sedat: Bazıları bizimle konuşuyor. Bilado salonuna gelir, mesela konuşur. Bazıları da kendini çok beğeniyor yani.
  • Tarık: Özellikle bayanlar yani, bizi hor görüyorlar.
  • Engin: Ben de diyorum ki madem bizi hor görüyorlar ben de laf atayım bari... Aslında onlar da buraya okumaya filan gelmiyor. Makaraya geliyor yani. Depresyon da oradan oluyor. Biz bakıyoruz, 18 yaşında çocuğun altında BMW var. Benim niye yok diye bunalıma
    giriyoruz.
  • Burcu: Ben kimseyi tanımıyorum zaten. İlgilenmiyorum.
  • Engin: Ben mesela gidince üniversitenin karşısındaki kafeye giremem. Almazlar.
  • Sedat: Girip oturduğunuz zaman da yani size bir başka bakıyorlar. Üniversiteden önce daha iyiydi çünkü böyle şeyler yoktu, hiç görmüyorduk.
  • Engin: Bir de kiralar yükseldi buralarda kiralar. Abilerimize çok faydası oldu üniversitenin. Otoparkçı oldu hepsi. Boş geziyorlardı, şimdi kendi ekmeklerini kazanıyorlar yani.


    "Siz benim sevgilim oluyorsunuz"
    Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Arus Yumul tarafından yapılan Kuştepe'de Gençlik Algılamaları başlıklı çalışma ise gençlerin genç olma kavramına bakışlarını ortaya koyuyor. 20 yaşında evli bir Kuştepeli genç kadın, gençliği şöyle anlatıyor:
    "20-25 yaş arasındakilere genç diyoruz. Ama burada gençler de aynı, yaşlılar da aynı. Burada ne gençleri anlarsın ne de çocukları. Çünkü hepsi aynı şeyleri yapıyorlar. Fark yok. 2 - 3 yaşındaki çocuktan tut, 60 yaşındaki adama kadar aynı yaşıyor."
    19 yaşında şu an işsiz bir genç kız ise gençliğini nasıl yaşadığını isyan ederek anlatıyor:
    "Valla ben gencim ama gençliğimi yaşayamadım.
    İşten eve, evden işe. Böyle geçiyor zamanım. Bir pazar günüm var, o zaman da uyuyorum, dışarı çıkıyorum falan. Genç olarak yaptığım bu. Çalışanların hepsi böyledir sanıyorum... Mesela ben çalışmayı hiç istemiyorum artık. Çalıştım 12 yaşından beri. Ne çocukluk, ne gençlik kaldı. Şimdi gencim diyorum ama genç olarak bir şey yaptığım yok."
    Kadınlara gelince onlar gençlik kavramı içinde pek yer bulamıyorlar kendilerine. 20 yaşında evli bir kadın anlatıyor:
    "Evdeler onlar. Kuştepe'de bayan olunca gençlik olmuyor yani. Sokağa bile çıkamıyorsun."
    16 yaşında bir lise öğrencisi genç kız neden hiçbir sosyal faaliyetleri olmadığını anlatırken şunları söylüyor:
    "En basiti internet kafeye bile gitsen, o bile laf oluyor Kuştepe'de. Mesela ben sizinle (görüşmeyi yapan kişiyi kastederek) yukarı yürüyorum buradan. Kesinlikle siz benim sevgilim oluyorsunuz..."