Büyülü bir gece

Büyülü bir gece
Büyülü bir gece

Fotoğraf: Muhsin Akgün

The XX dün gece sahnede son derece derli toplu duruyordu. Parkorman'da sahne alan grubun birbiriyle iletişimi sağlam, özellikle yaylıların uyumu takdire şayandı...
Haber: BARIŞ AKPOLAT/ barisakpolat@gmail.com / Arşivi

7 Ağustos Çarşamba akşamı uzun zamandır izlediğim en iyi konserlerden biriyle karşılaştım. Bunu ne bekler ne de umardım. The XX'in gerçekten sevdiğim pek çok şarkısının yanında asla hayranı olmadım ama dün gece grubu sahnede izleyince karşımda çok derli toplu bir grup buldum.
The XX öncesinde sahneye çıkan ön grup On Your Horizon'u uzun zamandır yakından takip ediyorum. Sahne uyum ve enerjileri, müziklerinin kalitesini daha da öne çıkartıyor. Fakat kapalı konser alanlarında daha etkililer. Bu da türlerinin, mevsimin ve alanın bir handikapı. Bunun yanında grubun büyük kitleye karşı duruşu başarılı. Grubun birbiriyle iletişimi sağlam, özellikle de yaylıların uyumu takdire şayandı.

Gelelim The XX'e... Grup, sahneye beklediğimiz üzere 'Try'la çıktı. Girişleri oturaklı, enerjileri güzeldi. En iyisiyse bu enerjiyi konserin başından sonuna kadar bize yansıtmış olmalarıydı. Pek çok grup istediği kadar iyi müzik yapsın, bu havayı yakalayamıyor. The XX ise onca elektronik altyapıya rağmen büyülü bir hava yakalamayı bildi. En önemlisi karşılarındaki seyirci de başından itibaren şarkılara eşlik etti. İkinci şarkı 'Heart Skips A Beat' konserin ateşleyici güçlerinden biriydi, çok da iyi tepki aldılar. Seyirciyse esas bu şarkıdan sonra heyecanlanmaya başladı. Üçüncü şarkı 'Crystalised' kitlenin ezbere söylediklerindendi. Grubun ilk albümleri 'XX'den itibaren alameti farikası olan düet yeteneği konserde de aynı. Zor bir iş olmasına rağmen Oliver Sim ve Romy Madley Croft bu düet işini pek çok gruptan daha iyi kıvırıyor. Hatta aralarındaki enerjinin müthiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, sahneye duruşlarıyla da çok yakışıyorlar. 'Reunion'da ise yaratılan atmosfer çok başarılıydı. Şarkıda Jamie Smith'in abartısız elektronik altyapıları kitleyi iyice ateşledi. Grup neredeyse 'Fiction' şarkılarına kadar pek laf etmediyse de göz temaslarıyla aslında seyirciyle hep iletişimde oldular. 'Nighttime', 'Swept Away' ve 'Islands' konserin tepe noktaları oldu. Özellikle de 'Islands', memlekette The XX'in tanındığı şarkı olunca aldığı geri bildirim de aynı derecede güçlü oldu. Grubun sahnedeki ışık ve lazer kullanımıysa rahatsız etmediği gibi şık da duruyordu. The XX'in bas gitarist ve solisti Oliver Sim, bazı notaları kaçırsa da, kötü bir bas gitarist olsa da müziği, enerjisi, karizma ve duruşuyla kurtarıyor. Jamie Smith nam-ı diğer Jamie XX'in, geri planda fakat her şeyi kontrol eden duruşu çok karizmatik. Grubun sahnedeki en iyi karakteri kesinlikle Romy Madley Croft. Grubun bu kadar tutulmasını sağlayan şey, bence 1990'ların synthesizer altyapılı elektronik popunu 2000'lerin modern sound'uyla çaktırmadan buluşturuyor oluşu. Sahnede bunu çok net bir biçimde gördük. Pozitif Müzik'in pek çok konseri iptal olan Vodafone İstanbul Calling Festivali'nde iptal olmamasına en çok sevindiğim konser bu oldu. Konserin sonunda kitlenin hep bir ağızdan attığı "Her yer Taksim her yer direniş" sloganıysa çoğunluğun yüzünü güldürdü. Anlaşılan bu, tür farketmeksizin her konserin kült hareketi olacak.

 

Yalın abartısız ve seksi