Buzdolabından karakter analizi

Buzdolabından karakter analizi
Buzdolabından karakter analizi
Kimisinin buzdolabı sebze ağırlıklı, kimisininki hazır yemeklerin artıklarıyla dolup taşıyor, kimisininki tam takır kuru bakır... Projesi 'Ne yiyorsan osun' için insanların buzdolaplarını fotoğraflayan Amerikalı fotoğrafçı Mark Menjivar sorularımızı yanıtladı. Biz de Türkiye'den buzdolaplarına sızdık...
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Bir insanın buzdolabına bakarak nerede oturduğunu, nerede çalıştığını, sosyal statüsünü ya da karakterini anlayabilir misiniz? Fotoğrafçı Mark Menjivar ‘Ne yiyorsan osun’ adlı projesinde bu soruları cevaplamaya çalışıyor.
Proje, Menjivar’ın ABD ’deki gıda sorunu üzerine bir belgesel çekmek için çalışırken aklına düşmüş. Belgeselci arkadaşıyla üç yıl boyunca ABD’yi dolaşan Menjivar, “Bu sorunu anlatmanın daha farklı bir yolu olabileceğini düşündüm” diyor. “Bir gün buzdolabımın kapağını açtım ve düşünmeye başladım. Sonra fotoğrafını çektim, fotoğrafta gördüğüm buzdolabı bana bambaşka şeyler anlatıyordu” diyen fotoğrafçı buzdolabı fotoğraflarıyla beslenme sorununa dikkat çekebileceğini düşünmüş. 20 milletten 60 farklı kişiyi fotoğraflayan Menjivar, “Zenginler, fakirler, vejetaryenler, Cumhuriyetçiler, eski savaş esirleri ve daha nice farklı insanın buzdolabını fotoğrafladım” diyor.
Fotoğrafçı, bu kareleri bir tür portre olarak nitelendiriyor. Menjivar tanımadığı insanların buzdolaplarını çekmeye özen gösteriyor: “Bazen havaalanında tanıştım, bazen bir restoranda...” Menjivar buzdolaplarını çekeceği insanlarla ilgili iki kriter koymuş; “Birincisi benimle biraz zaman geçirmeleriydi, onları tanımam gerekiyordu. Diğeri ise buzdolaplarından bir kırıntı bile oynatmamaları oldu. Buzdolapları benimle tanıştıkları anda nasılsa öyle fotoğrafladım.” İnsanların yeme alışkanlıklarından onların hayatları üzerine varsayımlar yapmanın mümkün olduğunu söyleyen Menjivar karşılaştığı örnekleri şöyle sıralıyor: “Bir kişi dışarıda çok fazla yemek yiyorsa bu onun işlenmiş gıdalarla beslendiğini gösterir. Bu da sağlıklı beslenmeye özen göstermediği anlamına gelir. Dışarıda beslenen kişinin gelir durumunun iyi olduğunu söyleyebiliriz, çünkü evde yemek her zaman daha ucuzdur. Bu beslenme düzeni o kişinin kilo problemine de işaret eder. Bir başka örnek de karşılaştığım düzenli insanların buzdolaplarında benzer özellik gösteren ürünleri raflara ayırarak saklama eğilimleri. Gördüğüm buzdolaplarında damak tatları bölgesel olarak değişiklik gösteriyordu. Buzdolabı fotoğrafları bu anlamda da bölgesel damak tatlarını gözler önüne sermiş oldu.”
Fotoğrafçı buzdolaplarının tıpkı insanların organları gibi yıllar içerisinde değişim gösteren şeyler olduğunu vurguluyor. Bu yüzden çektiği bazı insanları birkaç yıl sonra bir kere daha ziyaret ederek buzdolaplarını fotoğraflamış. “Yıllar içerisinde kişilerde gözle görülür değişimlerle buzdolaplarındaki değişimlerin benzerliği inanılmazdı” diyen Menjivar, çalışmanın kendisi için sosyolojik bir araştırma olduğunu ekliyor. Projesinde en çok ilgisini çeken kişinin kim olduğunu sorduğumuz Menjivar “En çok yemeklerin temizliği konusunda takıntılı olan bir bahçıvan ilgimi çekti. Adam çok zayıftı ve buzdolabında kola ve sosis dışında hiçbir şey yoktu” diye anlatıyor. Bir süre sonra buzdolaplarından analiz yapmada ustalaştığını anlatan fotoğrafçı “Buzdolabı hazır yemek artıklarıyla dolu olan çocuğun tüm gece bilgisayar oyunu oynadığını ve gündüzleri uyuduğunu öğrenince hiç şaşırmadım” diyor.
Menjivar projenin çok boyutlu algılanmasından memnun. Fotoğraflar hem galerilerde sergilenmiş hem de beslenme uzmanları çalışmalarına destek olmuş. Açlık sorunuyla ilgilenen aktivistler de projeden yararlanmış.
Meltem Bilir, (29) beyaz yakalı, yalnız yaşıyor. Düzenli olarak, ağırlıklı sebze olmak üzere yemek pişiriyor. Mutfak alışverişini mahalle pazarından yapıyor.
Tamer Gökçe, (35) banka çalışanı, yalnız yaşıyor. Ara sıra evde yemek pişiriyor. Bazen öğünlerini kahvaltıyla geçiriyor, bazen de sebze pişiriyor. İçecekleri eksik olmuyor.
Tuğçe Aytulu, (35) Diyetisyen, yalnız yaşıyor. Düzenli yemek pişiriyor. Buzdolabı da bir beslenme uzmanından beklendiği üzere doğal ve sağlıklı malzemelerle dolu...
Burak Kuru, (28) gazeteci, yalnız yaşıyor. Evde hiç yemek yapmadığını (hatta eve pek uğramadığını) söylemeye gerek var mı?
Seçil Çolak, (38) reklamcı, yalnız yaşıyor. Dolabında kurduğu turşulardan kavanozlayıp hazırladığı salçalara, makarna ve cips soslarına yok yok. Reçelleri de el yapımı.
Semiha-Şakir Çelik, (61) Emekli olan çift dışarıda yemek yemekten hiç hoşlanmıyor. Her öğünde en az bir zeytinyağlı yemek olmazsa olmazları...
Yunus Er, (31) Kafe işletmecisi. Ev arkadaşıyla yaşıyor. Buzdolabında ailesinin köyden gönderdiği peynirler göze çarpıyor.
Gülşah Sezer, (25) İnsan kaynakları çalışanı. İki ev arkadaşıyla yaşıyor. Evde yemek yapmaya vakit bulamıyor, genelde ev arkadaşlarıyla kahvaltı sofrası hazırlıyor.