'Cadılar' sarmış dört bir yanımı!

Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Bir Pagan bayramı olarak başlayıp Amerikan popüler kültürünün bir parçası haline gelmiş Cadılar Bayramı, Türkiye ’de de kutlandı. Ben de 31 Ekim gecesi Amerika ’da insanların kılıktan kılığa girdiği, çocukların şeker topladığı bu bayramın Türkiye’de nasıl kutlandığını görmek için Beyoğlu’nda üç ayrı partiye gittim. Daha önce hiç Cadılar Bayramı’na katılmamış olduğumu çaktırmamak için şalımdan bir pelerin yaptım ve siyah makyajı biraz abarttım. İçten içe “Türkiye’de Cadılar Bayramı kutlanmıyor. Bu, mekânların parti bahanesi, kimse kostümlü olmayacak” diyordum ki daha sokakta fikrimin doğru olmadığını kanıtlayan pek çok kostümlü kişi gördüm.
İlk durağım orta sınıf gelir grubundan gençlere hitap eden Thales Room. Joker kılığına bürünmüş garsonlara sipariş verirken ürkmemek elde değil. Sadece bir şeyler içmeye gelmiş olanların Cadılar Bayramı’na uyum sağladığını söyleyemeyiz ama çalışanlar ellerinden geleni yapıyordu. Çalışanlar; göz şeklindeki, beyaz yumurta üstü vişne reçeli, çikolatalı kruvasan içi sosis ve balkabağı içi domatesli makarna gibi ikramlarla bayramın ruhunu yaşatmaya çalıştılar.
Tepebaşı’ndaki Curcuna’ya girdiğimde bu kez gerçekten küçük bir Amerikan Cadılar Bayramı partisiyle karşı karşıyaydım. Girişte ücretsiz makyaj yapılıyor, maske ve aksesuvarlar satılıyordu. Curcuna’daki kostümler Osmanlı dizileri furyalarından etkilenmişti. Ortalık Muhteşem Süleyman’lardan ve Hürremler’den geçilmiyordu. Rahip kılığındaki erkeklerden Arap kılığına girdiğini iddia etse de daha çok Hintli’ye benzeyen kadınlara pek çok enteresan kostüme rastlamak mümkündü.
Ucuz içki için uğradığım Eski Beyrut’u da sarmıştı ‘cadılar’! Dans eden cadılar ve zombiler arasında turumu tamamladım. Sonuç? Tahminimden daha fazla insanın bu kostümlü partilere heves ettiği gerçeği...