'Çağdaş müzik sorumluluk ister'

'Çağdaş müzik sorumluluk ister'
'Çağdaş müzik sorumluluk ister'
Borusan, Müzik İleri Araştırmaları Merkezi (MİAM) yenilikçi projelerinden Electrosonic City'nin 2013 versiyonuna ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Türkiye ’de çağdaş müzik kültürünün gelişmesine katkıda bulunan konserler düzenleyen Borusan Müzik Evi, 2 Mayıs Perşembe akşamı İstanbul ’un hızla gelişen, dinamik elektronik müzik sahnesinin çekirdeğini oluşturan MİAM’ı bekliyor.

Electrosonic City 3.0, 2 Mayıs Perşembe akşamı 20.00’de.

Serdar Kökçeoğlu, MİAM eğitmen ve öğrencilerinin yoğun çalışmalarının ürünü olan en yeni yapıtların seslendirileceği konseri Adam Roberts ve Amy Salsgiver ile konuştu:

Çağdaş kompozisyonların yorumlanması aşamasında nasıl güçlüklerle karşılaşıyorsunuz?

Adam Roberts: Bir çağdaş müzik performansı, özellikle de prömiyerler, farklı kişilerden sorumluluk ve cömertlik ister. Besteciler çoğu zaman yaptığı işin maddi karşılığını alamazlar; onları fikirleri ve tutkularına olan inançları ve yapıtlarının hayata geçmesi isteği motive eder. İcracılar da genellikle az kazanırlar veya gönüllü çalışırlar, ve çoğu kez kendilerinden daha önce hiç yapmadıkları şeyler yapmalarını isteyen yapıtlarla karşı karşıyadırlar. Seyircilerden de ilk kez deneyimleyecekleri türden bir müzikal deneyime katılmaları bekleniyordur. Fakat genel olarak çağdaş müzik performanslarındaki en büyük zorluk, çalışmaların kısa bir provanın ardından bir kez icra edilmesidir. Klasikçiler prömiyerden önce uzun zaman çalışma imkanı bulurlar, ve küçük incelikler üzerine eğilebilirler. Çağdaş müzikte bu nedenle yeni bir bestenin incelikli ve güçlü bir icrasına rastlamak enderdir; dolayısıyla seyirciler çoğu zaman yapıtı tam anlamıyla dinleme şansına erişemezler. Bu elbette müzisyenlerin suçu değildir; hayatın hızı ve yoğunluğu, ve bunun yanında çağdaş müziğin yeterince desteklenmemesi yüzündendir.

İTÜ MİAM'ın İstanbul'da oluşu müzik üretimine nasıl yansıyor?

Amy Salsgiver: MİAM’ın mezunları ülkenin farklı okullarında ders veriyorlar ve farklı sahnelerde icralarını sürdürerek İstanbul'da ve Türkiye'nin genelinde müzikal çeşitliliğe yaratıcılıklarıyla katkıda bulunuyorlar. 2003'teki Uluslararası Spektral Müzik Konferansı gibi konferanslar İstanbul'a dünya çapında bir ilgi yarattı, ve Türkiye'deki müzisyenlerin çağdaş müziğin önemli alt türlerini yakından inceleyebilmesini sağladı. Aynı zamanda pek çok MİAM mezununun yurt dışında doktora derecelerini almalarından gurur duyuyoruz. MİAM’da yabancı öğretim görevlilerinin bulunması da Türkiye müzikal hayatına önemli katkı sağladı; bu tür farklı bir perspektif normalde ancak yurt dışında okuyarak kazanılabilir. Yurt dışından gelen öğretim görevlileri olarak biz de İTÜ'deki ve diğer kurumlardaki meslektaşlarımızdan çok şey öğreniyoruz. Tüm tarafların kazançlı çıktığı bir durum söz konusu.

Çağdaş eserlerin sunulduğu yerler konusunda alternatif yöntemler denediniz mi? Mekanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Adam Roberts: Benim katıldığım bütün heyecan verici çağdaş müzik konserlerinin, Kaija Saariaho portresinden Hezarfen ve sa.ne.na. gibi MİAM’la ilişkili gruplara kadar, hepsi Borusan Müzik Evi'nde gerçekleşti. Buranın zengin programından çok memnunum, ama sahne çeşitliliğinin biraz daha genişlemesine ihtiyaç var. Aslında İstanbul'da yeterince ilginç mekan var; sorun daha ziyade ilginç mekanlarda yapılacak konserlere fon bulma, organizasyon ve prodüksiyon konusunda yaşanıyor.

Amy Salsgiver: Geleneksel konser salonlarının azlığına karşı son derece karizmatik alternatif mekanların varlığı söz konusu. Borusan Müzik Evi harika bir mekan, ve dilerim yerli yabancı programlarında kaliteyi düşürmezler. Santralistanbul'daki eski elektrik santrali de harika bir konser mekanı. Burada Hezarfen ile İKSV festivalinde verdiğimiz konser mekanın genişliğinin yarattığı akustik muhalefetine rağmen çok ilginçti. Bu mekandaki gerek elektronik, gerekse ses sistemi içeren akustik konserler son derece heyecan verici oluyor. Farklı ve orijinal mekanlar bulmak her zaman önemli.

İTÜ MİAM çıkışlı çağdaş eserlerde ortak bir duygu veya çizgiden bahsedilebilir mi?

Adam Roberts: Üsluba dair bir genellemede bulunmak zor. Bana kalırsa MİAM’ün güçlü yanlarından biri besteci öğrencilerinin çalışmalarındaki çeşitlilik. Bununla birlikte, fark ettiğimiz bazı ortak eğilimler var. 2003'teki Spektral Müzik Konferansının etkisi spektral veya post-spektral müzikle ilgilenen bir grup besteci üzerinde halen devam ediyor. Ayrıca müziğe yerellik, “Türkiyeli”lik entegre etme trendi de var, ve bunun anlamının tam olarak ne olduğu besteciden besteciye değişiyor. Kimi besteci makamları temel alan bir tını yakalamak için mikrotonal armoniler kullanıyor, kimisi ise klasik Türk müziğini çağrıştıran belli ritmik veya melodik figürlere başvuruyor. Ama pek az öğrencimiz Türk müziğini bire bir alıntılarcasına kullanmakla ilgileniyor – çoğu zaman daha incelikli ve birleştirici süreçler söz konusu.

Amy Salsgiver: Bana kalırsa kompozisyon alanında ne kadar çeşitlilik oluşturabilirsek o kadar iyidir. Bu durum herkesin bir trendi takip etmektense kendi bireysel sesini aradığını gösterir.

Çağdaş eserlerin geniş kitlelere ulaşması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sizce nasıl mümkün olabilir?

Adam Roberts : Genel olarak çağdaş müzikte geniş bir seyirci grubuna ulaşmak önemli diyemem. Aslında “Çağdaş Müzik” farklı üslupsal eğilimi olan çok sayıda besteciyi kapsayan fazlaca genel bir tabir. Bazı besteciler için daha ziyade doğru kitleye ulaşmak önemlidir – müziği ciddiye alan, ve özellikle yeni müziğin yaratımını derinden önemseyen bir kitlenin konserlerine gelmesini isterler. Bana kalırsa daha geniş kitlelere ulaşmanın en iyi yolu her yönüyle sağlıklı bir müzik ortamı oluşturmak – bunun da yolu pek çok farklı insanın katılımından geçiyor. Buna yeni müzikten heyecan duyan besteciler, icracılar, mekan işletmecileri, yeni müzik üzerine yazacak eleştirmenler, konserleri ön plana çıkaracak basın mensupları, yeni besteler sipariş edecek fon sağlayıcılar, ve müziğin değerini bilecek dinleyiciler dahil. Ne kadar fazla kişi aktif bir şekilde bu süreçlere dahil olursa müzik ortamı o derecede sağlıklı olur.

Amy Salsgiver: Adam’a katılıyorum, ama ben halkın tavrında yeni müziğe doğru bir kayma olmasını çok isterim. Adam'ın dediği gibi, çağdaş müzik çok geniş bir tür. Bu anlamda eğitim, ve daha genç dinleyicilere ulaşmak, genç müzisyenleri yeni müzikle uğraşır hale getirmek çok önemli. Çağdaş müziğin tam olarak ne olduğuyla ilgili pek çok varsayım var. Ama yeni müziğin icrasına hayatının önemli bir kısmını vakfetmiş biri olarak ben halen tam olarak ne yaptığımı basit bir şekilde tarif edemiyorum. Dolayısıyla insanlara ne duyacaklarını tarif etmektense kulaklarını ve zihinlerini açık tutarak dinlemelerini öneriyorum. Sanırım çağdaş müziğin önemli bir figürü olan John Cage şöyle diyordu: “...dışlayıcı olmayan, hep birlikte bildiğimizi henüz hayal edemediğimizle bir araya getiren bir tavır aramalı.” Çağdaş müzikle yeni ilgilenmeye başlayanlar müziği bu tür bir tavırla dinlemeyi denerlerse sanırım keyifli bir şaşkınlık duyacaklardır.