'Çakmaktaşların Evi'ne döndü burası

'Çakmaktaşların Evi'ne döndü burası
'Çakmaktaşların Evi'ne döndü burası
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Evde taş devrine doğru bir gidiş var desem, ne düşünürsünüz bilmem ama çok da iyi şeyler düşünmeyeceğiniz kesin. Valla bu mevzular ilk konuşulmaya başlandığında hiç üzerinde durmamıştım ama ucu her zaman olduğu gibi bize de dokunmaya başlayınca işler değişti. Bizim kadının ilginç bir arkadaşı var. Her konuda proaktif bir kişiliktir kendisi. Sürekli yeni şeyler keşfeder ve keşfettiği şeyin en yakın takipçisi olur. İşte bu şahsiyet Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın ‘Taş Devri Diyeti’ni okumuş. Şu anda fanatik bir taş devri insanı görünümünde. Ambalajlı gıdalara savaş açtı. Yoğurdunu, peynirini kendi yapıyor, sadece ot, kök falan yiyorlar.
Tabii bizim kadına da hemen bir kitap hediye etmiş. Bizimki normalde abur cubur falan sever, öyle diyete miyete gelemez ama kitabı okuyunca onun da muhalif tarafı hortladı, ‘Yahu bize yoğurt,
süt diye meğer neler yediriyorlarmış!’ diye isyan etti. Kitap özetle her şeyin doğalını tüketmekten yana. Bir yandan sağlığınızı korumak ve hastalıklardan korunmak için neler yapmanız gerektiğini anlatırken, bir yandan da gıda endüstrisinin kâr uğruna ne hale geldiğini gözler önüne seriyor.
Kadın normalde hiç süt içmez ama adam çok sever. Hemen eve günlük sütler alınmaya başladı. Ardından yoğurt yapma denemeleri başladı. Bir iki ayran kıvamında yoğurttan sonra adam, yoğurt makinesi alarak durumu kurtardı. Bir aya kalmaz yoğurt makinesinin dolabın üst raflarında sonsuza kadar yerini alacağını düşünse de şimdilik kadını destekler durumda. Her sabah balık yağı hapları içiliyor, bol bol yeşil sebze alınıyor. Eve tereyağ bile girdi yıllar sonra. Yakında kapıya ‘Çakmaktaşların Evi’ diye yazacağım. Tabii adam günde iki paket sigara yutarken bu kadar sağlıklı beslenmenin beyhude bir çaba olduğunu da düşünebilirsiniz...
Buraya kadar her şey güzel ama kadın geçen gün “Pişocum bu mamaların içinde ne var ne yok bilmiyoruz. En iyisi sen artık evdeki böcüklerle, farelerle felan beslen” demez mi! Yok artık. Hem ben zaten korkarım fareden mareden. Ayrıca fare nerede? Neyse sonra şaka yaptığı anlaşıldı ama bize zorla yoğurt ve oldukça tuhaf kokan ciğer gibi şeyler yedirmeye çalışıyor. Ah, ah, ben çikolatalı kek devrine dönmek istiyorum. 

Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* The Guardian gazetesinde (www. guardian.co.uk) ilginç bir haber çıktı. Son iki yıldır Atina’da yapılan birçok protesto gösterisinde ön saflarda bir köpek göze çarpıyormuş. 14 fotoğraf basmışlar. Gerçekten de kimi zaman molotof kokteylerinin arasında, kimi zaman oturma eyleminde, ama hep en önde. (Buraya çağıralım hayvan hakkı ihlallerine karşı bizi de örgütlesin.)

* Yaz öncesinde belediyeler çalışıyor. İlk haberler Erdek’ten geldi. Orada bir katliam yaşanmış. Dün de Kadıköy’de küpeli, kısır köpeklerin toplandığına dair duyumlar aldık. Menderes Belediyesi de adı katliama karışan belediyeler arasında. Sokağınızda yaşayan köpeklerin fotoğraflarını çekip belgeleyin. Ve onlara sahip çıkın. Lütfen.

* Yine süper bir belediye haberi. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kültürparkı’na ‘Köpekle Girilmez’ yazısı asmış. Kendilerini tebrik ediyoruz. Tabii parkta köpeğin iş ne? Onlar otoyol kenarlarında falan olmalılar değil mi!


    ETİKETLER:

    Guardian