Çankaya'nın bütün adamları (2)

'Kasım 1938. Meclis çılgın gibi bir 24 saat sabretti. Bütün memleket radyoları başında bekledi. Müttefiken beni Cumhurbaşkanı intihap ettiler.

Yazı Dizisi
Haber: SEYFİ ÖNGİDER / Arşivi

'Kasım 1938. Meclis çılgın gibi bir 24 saat sabretti. Bütün memleket radyoları başında bekledi. Müttefiken beni Cumhurbaşkanı intihap ettiler. İktidarda olmayan, hatta iktidar mevkilerindekilerin sevmedikleri, korktukları bilinen bir 'çekilmiş' adamın getirilmesi rıza ile, serbest rey ile yapılmış hakiki bir intihap olarak tarihe geçecektir.'
İsmet İnönü kendi seçimini böyle değerlendirirken eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil de kendisiyle ilgili şu gözlemini aktarıyordu: "İsmet İnönü çok heyecanlıydı yemin ederken. Belki de hiç beklemiyordu... Yemin ederken hep göğsüne vuruyordu, söylediklerini sanki pekiştirmek ister gibi."
Atatürk'ün ölümünün hemen ertesi günü, 11 Kasım 1938'de toplanan TBMM'nin, bir yıl önce başbakanlıktan ayrılmak zorunda kalan ve aslında köşesine çekilmiş İsmet İnönü'yü toplantıya katılan 348 milletvekillinin oybirliğiyle cumhurbaşkanı seçmesine bakılarak 'Ebedi Şef'ten sonra Milli Şef'in sorunsuz ve sancısız bir şekilde iktidarı devraldığı sanılmamalı. Tam tersine bu seçim pek de kolay olmamış ve İnönü'nün de anılarında belirttiği üzere 'çılgın gibi bir 24 saat' yaşanmıştır.
İkinci adamlığa doğru...
Yıllar sonra gazeteci Abdi İpekçi'ye, "Milli mücadele esasen bir ordu ihtilali idi" diyerek aslında milli mücadele konusunda en doğru tanımlardan birini yapan İnönü, kişiliğine uygun hareket ederek bu ihtilale katılmakta acele etmemiş, temkinli davranmıştır. Ankara'ya gelir gelmez Genelkurmay Başkanı olan Mustafa İsmet, Fevzi Çakmak'la birlikte milli mücadele sırasında Mustafa Kemal'in en önemli iki askeri yardımcısından biridir. İnönü savaşlarının yanı sıra Sakarya ve Büyük Taarruz sırasında üstlendiği önemli askeri rollerden sonra gelen Lozan'daki baş temsilcilik görevi aslında 'ikinci adam' olarak tescil edilmesinin de yolunu açar.
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte, 30 Ekim 1923'te ilk cumhuriyet hükümetini kuran İsmet Paşa, dört aylık kısa bir aranın dışında, 1937'ye kadar 12 yıl aralıksız başvekil olacaktı. Kasım 1937'de Celal Bayar'ın hükümet kurması öncesinde 'tek adam'la 'ikinci adam' arasında bazı anlaşmazlıkların çıktığı ve büyüdüğü görülür. Bazı ayrıntılar veya içki sofrasına ilişkin söylentiler bir yana, İnönü daha devletçi, Atatürk ise artık daha liberal iktisat politikaları izlenilmesinden yanaydı. Bir diğer önemli sorun ise ikinci büyük savaşa doğru giden dünya koşullarında Atatürk daha inisiyatifli İnönü'nün ise daha temkinli olmasıydı. Akdeniz'deki korsanlığın ele alındığı Niyon Konferansı'ndaki sonuç belgesinin, hükümetin tersine kararına rağmen Atatürk'ün emriyle imzalanması ilişkilerin iyice gerilmesine yol açtı. Ve nihayet Atatürk'ün Ankara'daki çiftliğinin Ziraat Vekâleti'ne devredilmesinin ardından iyi yönetilmemesi üzerine Çankaya'da toplantıya çağırdığı hükümeti haşlamasına İnönü'nün tepki göstermesi üzerine ipler koptu ve 'Sen biraz dinlen, çok yoruldun' deniverdi İnönü'ye. Böylece aslında İnönü, Atatürk'ün yakın çevresinden ve iktidar çekirdeğinden en son uzaklaştırılan milli mücadele önderi oluyordu.
Atatürk'ün ölümüne kadar, İnönü'nün kendi ifadesiyle 'çekilmiş' bir adam olarak geçen bir yıl, muhtemelen 'ikinci adam'ın en zor yılıdır. Çünkü daha önce tasfiye edilenlerin başına neler geldiğini, nasıl kontrol altında tutulduklarını eski başbakan çok iyi bilmektedir.
Ama yine de İnönü'nün şanslı olduğu söylenebilir. Çünkü çekildiği köşesinde zaman zaman itilip kakılsa da Karabekir ve arkadaşlarının akıbetine uğramamış, bir kenarda durması mümkün olmuştur. Evet, bu durum bile bir şans olarak görülmelidir, çünkü 12 yıllık başbakanlığı döneminde İnönü'nün birçok düşman kazandığı muhakkaktır.
İşte bu koşullarda bir kenara çekilmiş olarak oturan İsmet Paşa'nın daha önce tasfiye edilenler gibi tümüyle tarihten silinmesi bir yana, tekrar iktidar mevkiine tırmanması ve hatta Milli Şef olması aslında yine Tek Adam'ın, Ebedi Şef'in beklenmedik erken ölümüdür. İnönü'nün bir kenara çekilmesinden tam bir yıl sonra, Kasım 1938'de daha henüz 57 yaşındayken ölen Atatürk, İnönü'ye de tekrar iktidar yolunu açmıştır. Çünkü bu kadar erken ölmeseydi, İnönü'den hiç de hoşlanmayan yakın çevre bir daha siyaset ve tarih sahnesine çıkamayacağı tarzda önlemlerini almaktan geri durmazdı. Bu tür organize çabaların yanı sıra bir yandan da siyasi mekanizmanın kendi işleyişi artık iktidar mevkiinden uzaklaşmış birisini iyice uzaklara savururdu. Bunun örnekleri çoktur.
İnönü'ye karşı Aras cuntası
Atatürk'ün ilerleyen hastalığı koşullarında, ölümünden sonra iktidarı hedefleyen ve bu arada cumhurbaşkanlığını da belirlemek isteyen iki cunta oluşmuştu; biri Şükrü Kaya, Tevfik Rüştü Aras, Kılıç Ali, Hasan Rıza Soyak ve Salih Bozok gibi Çankaya'daki sofranın da müdavimlerinden çoğunu kapsıyordu. Hatta bunlar Atatürk'ün bir vasiyeti bulunduğu, İnönü'nün aleyhinde şeyler olduğu söylentisini de yayıyorlardı. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, İnönü'yü ABD'ye büyükelçi tayin edip, sürgüne göndermeyi düşünüyordu ama başaramadı. Diğer bir cunta ise yine sofra müdavimlerinden Ali Çetinkaya'nın inisiyatifiyle oluşmuştu ve İnönü'yü seçtirmeye uğraşıyordu. Aslında İnönü'ye karşı olmakla birlikte ordunun başındaki Mareşal Çakmak ve hükümetin başındaki Celal Bayar tarafsız kalınca cumhurbaşkanlığı için İnönü'nün de önü açılmış oldu. Çünkü Atatürk'ün sahneden çekildiği koşullarda, son bir yıl dışında onun cumhurbaşkanlığı döneminin neredeyse tamamında başbakanlık yapan İnönü, hem halkın gözünde, hem de iktidar partisi CHP ve Meclis çoğunluğunun gözünde 'doğal halef' haline gelivermişti. İnönü'yü cumhurbaşkanlığına taşıyan esas olarak bu hava, bu ortam oldu.
Atatürk'ün ölümünden sonra İnönü ile birlikte Fevzi Çakmak, Celal Bayar, Şükrü Kaya, Tevfik Rüştü Aras gibi isimler üzerinde tartışılmasına rağmen, İnönü, Bayar ve Çakmak anlaşıp uzlaşınca düğüm çözüldü. Önce 323 milletvekiliyle toplanan CHP grubu 322 oyla İnönü'yü cumhurbaşkanı adayı seçti, ardından 11 Kasım 1938 günü toplanan TBMM'nin cumhurbaşkanı seçimine 348 milletvekili katıldı ve İnönü oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.
Yine çok geçmeden, 26 Aralık 1938'de toplanan CHP Kurultayı İsmet İnönü'yü 'milli Şef' ve 'değişmez genel başkan' seçerek bir anlamda yeni 'birinci adam'ı da belirlemiş oluyordu. Artık 'Ebedi Şef'ten sonra "Milli Şef' dönemi gelecek, iktidarı yeniden ele alan İnönü ise bu sefer ipleri sağlama bağlamak için her türlü önlemini alacaktı.
Savaş ve çok partili sistem
İnönü'nün gerçekten 'ikinci adam' sıfatını hak etmesinin temel nedeni 'tek adam'dan sonra doğan boşluğu hızla doldurup, gereken inisiyatifleri kararlıca üstlenmesi ve yeni devlet sisteminin kalıcılığını sağlamasıdır. 1938'den 1950'ye kadar geçecek 12 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde bir de büyük savaş, İkinci Dünya Savaşı yaşanmasına rağmen, yeni kurulan Cumhuriyet'in geleceğinden duyulan ciddi bir kuşku yoktur. O kadar ki, büyük savaş sonrasında dünya yeniden kurulurken çokpartili sisteme geçiş de gündeme gelecek ve yine hayli zorlukları olan bir süreçle, 27 yıllık tek parti sistemi sona erecek, daha demokratik bir sisteme geçilecektir. İsmet İnönü'ye 'ikinci adam' sıfatını kazandıran asıl olgular bunlardır.

YARIN: Son İttihatçı Celal Bayar