Canlı çalmak müzisyeni eğitiyor

Canlı çalmak müzisyeni eğitiyor
Canlı çalmak müzisyeni eğitiyor

Soldan sağa: Murat Altınöz (Gitar), Alp Okçu (Basgitar), Öykü Akgürgen (Vokal), Osman Konuray (Davul)

Vokalde Öykü Akgürgen, gitarda Murat Altınöz, basgitarda Alp Okçu ve davulda Osman Konuray'dan mürekkep Kung Fu, ilk albümü 'Tüm Bu Başlangıçlar'ı yayımladı.
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Uzun yıllardır birlikte olduğunuzu biliyoruz. Ne zaman başladı hikâyeniz? 

Murat Altınöz:
Biz Kadıköy Anadolu Lisesi’nden, oranın müzik odasında çalıştığımız zamanlardan beri birlikteyiz. Ancak mezun olduğumuzda oluşturduğumuz ekip biraz daha farklıydı; Gripin’in davulcusu İlker bizimleydi o zamanlar, basçımız Kerem’di. Bu son ekibi 2000 yılında oluşturduk.
Öykü Akgürgen: Mezun olduktan 8-9 ay sonra, ilk konserimizi arka sokaktaki eski Bronx’ta verdik. Beğendiler, “Haftaya da gelin” dediler. Panik olduk tabii, daha ismimiz bile yok...
En zoru da o kısımdır, nasıl bir beyin fırtınası yaşandı? 
Öykü Akgürgen: İki şeye dikkat etmek istedik: Türkçe ya da İngilizce olmasın ama bir şey de ifade etsin! O zamanlar uzun vadede albüm yapma planımız da yoktu tabii. Olursa da değiştiririz filan diye düşünmüştük herhalde.
Alp Okçu: Sonra bir akşam benim telefonum çaldı. Ev telefonum ama o zamanlar daha cep telefonu yok. Gruba katılır mısın diye sordular.
Osman Konuray: Sonra bir akşam benim telefonum çaldı. Ve son kadro bir araya gelmiş oldu.
Murat Altınöz: Birkaç ay içinde Kadıköy Buddha’da çalmaya başladık. Hem de hafta sonları. Öyle yürüdük gittik sonra.
Ne zaman “Artık bir albüm yapalım” dediniz? 
Alp Okçu: Zaten epeydir kendi bestelerimizi çalıyorduk sahnede. Çok da ilgi görüyordu. O bizim kafamızda bir ampul yaktı belki de.
Murat Altınöz: Sahnede seyircinin en yoğun olduğu zamanlarda cover’lar yerine kendi bestelerimizi çalmaya başladık ve bir zaman sonra insanlar artık onları dinlemek için gelmeye, bizim bestelerimizi sevmeye başladılar. Seneler boyu bunları canlı çalarak da iyice oturttuk. Sonra, bestelerimiz var, bunları kaydedip kalıcı hale getirelim dedik. 8 şarkı yapıp albüm çıkaralım diye çıkmadık yola. Biz aslında bu cover şarkılar yapma dönemini bir ara dönem olarak görmüştük. Bu kadar iyi gideceğini ve uzayacağını hiç düşünmemiştik. Kung Fu’nun cover süreci beklenenden uzun süren bir ara dönem oldu aslında. Ama şu anki sound’umuzu bulmamız açısından da çok öğretici oldu.
Bu dönemin bu kadar uzun sürmesinin avantajları da oldu yani...
Murat Altınöz: Albüm için her şeye defalarca baştan başlamamız gerekti. Çünkü çok uzun süredir çalıyorduk ve nasıl çaldığımızı, nasıl tınlattığımızı çok iyi biliyorduk ama bunu albüme yansıtmak çok zormuş. Özellikle bir prodüktörünüz yoksa...
Osman Konuray: Her hafta canlı çalmak kadar bir müzisyeni eğiten çok az şey var. Bunun farkı da kayıtlarda ortaya çıktı zaten. Artısı bu oldu açıkçası...
Öykü Akgürgen: Araziye ayak uydurabilme yeteneği kazandık bu sürede çaldığımız yerlerde. Öyle de bir artısı oldu. Bazen o kadar kötü koşullarda çalıyorduk ki, hatta bir arkadaşımız, bizim ‘Under The Bridge’ cover’ımızı dinledikten sonra, “Abi Red Hot Chilli Peppers bile burda ancak bu kadar çalardı” demişti. (Gülüyorlar)
‘Tüm Bu Başlangıçlar’ın kayıt süreci nasıldı? 
Murat Altınöz: Aslında 2006’da başladık şarkıları kaydetmeye. Ama son bir senede sıkı bir şekilde toparlamaya karar verdik. Kayıt süreci bazen, bir şeyler yaşayıp yaptığınız bestelerin hissinin önüne geçebiliyor, bu albümde şarkıların hissiyatı kaybolmasın diye elimizden geleni yaptık. Albümde benim en çok hoşuma giden şey bu.
2008 Miller Music Factory’de size en iyi düzenleme dalında birincilik getiren ‘Eğri Eğri Doğru Doğru’ cover’ı da albümde. Hatta bir de Zeki Müren’den ‘Rüyalarda Buluşuruz’ var. Neden bu iki şarkıyı seçtiniz albüme? 
Murat Altınöz: Çocukken evde toplama bir Barış Manço kaseti vardı. O zamanlar kasetçiye çektirirdik, hatta sonunda kalan boş kısımlara da Erol Evgin, Zerrin Özer filan çekerdi bizim kasetçi. O kaset benim müziğe başlamamın ve aynı zamanda Barış Manço hayranlığımın da başlangıcına denk geliyor. O şarkı Türkiye ’de pek yayımlanmamış bir şarkıdır aslında, hatta bence Barış Manço’nun kendisinin bile gerekli önemi vermediği bir şarkıdır. Hiçbir toplama albümde yer almadı, sadece ‘Hal Hal’ plağının arka yüzünde, bir de Almanya’da Barış Manço’nun 20. sanat yılı için çıkarılan ‘Disco Manço’ albümünde yer alıyor. Ben bizimkilere teklif ettim, onlar da sıcak baktılar. Ama şarkı kaset üzerinde olduğu için, şarkının ton merkezini bile yakalayamadık önce. Bir plakçalar bulduk, açıkartırmalardan gidip plağını aldık. Bu arada seneler öncesinden bahsediyoruz, henüz internetin yaygın kullanılmadığı zamanlardan...
Öykü Akgürgen: Sonra 2008’de Murat bize haber vermeden, Miller Music Factory yarışmasına göndermiş şarkıyı. Bizim ince eleyip sık dokuyacağımızı bildiği için... Orada en iyi düzenleme dalında birincilik aldık. Çok güçlü bir şarkı ama çaldığımızda aldığımız tepkiler inanılmaz oluyor, herhangi bir cover gibi değil. Şarkı kendi kendini koydurdu aslında albüme, öyle diyebiliriz.
Son olarak şunu sorayım: Müziğin artık inanılmaz hızlı tüketilen bir ‘şey’ haline geldiği bu dönemde kalıcı olmak için ne yapmak gerektiğini düşünüyorsunuz? 
Murat Altınöz: Ben ilk müzik dinlemeye başladığımda, Pink Floyd’un bütün albümlerini alıp hepsini baştan sona dinlemiştim. Şimdi baştan sona dinlediğimiz albüm sayısı çok az. Bir parçayı bile baştan sona dinlemiyoruz neredeyse. Bizim amacımız yapmak istediğimiz müziği yapmak ve onu canlı çaldığımızda olduğu gibi yansıtabilmek. Bu samimiyetle yapınca uzun vadede de beğenileceğini düşünüyorum ve umuyorum. Kalıcı olmuş eserlerin sahipleri de oturup “Kalıcı olmak için ne yapsak” diye düşünmemişlerdir herhalde...
Kung Fu yarın akşam 20.30’da Babylon’da.