Caz'a özel Esbjörn'un senfonik mirası

Caz'a özel Esbjörn'un senfonik mirası
Caz'a özel Esbjörn'un senfonik mirası
İstanbul Caz Festivali, Kuzey cazının en önemli isimlerinden Esbjörn Svensson Trio'yu özel bir projede senfonik müzikle bir araya getiriyor.

Bir caz festivalinde Kuzey cazı ezgileri duymak gayet olağan. Ancak İstanbul Caz Festivali, 20’nci yılı için bu alışıldık durumu özel bir etkinliğe dönüştürüyor. Söz konusu ekolün en bildik isimlerinden Esbjörn Svensson Trio, senfonik müzikle bir araya getiriliyor. Hollanda’nın North East Caz Festivali eşliğinde gerçekleştirilen proje ilk kez İstanbul’da dinleyiciye sunulacak. Sonrasında North East’te de çalınacak projenin İstanbul ayağı DVD olarak da yayımlanacak.
2008’de bir scuba kazasında hayatını kaybettiğinde caza çoktan yeni yönünü vermiş İsveçli piyanist Esbjörn Svensson’un kurucusu olduğu ekip, haliyle mirasıyla hâlâ caz etkinliklerinin baş tacı. Festival tarafından beş yıl önce sipariş edilen projenin meyvesi bu akşam 21.00’de Haliç Kongre Merkezi’nde izleyiciye sunulacak. İsveçli orkestra şefi ve besteci Hans Ek’in, yine Svensson’un 2003’teki oda müziği aranjmanlarını temel aldığı ‘E.S.T. Symphony’yi, eseri seslendirecek müzisyenlere ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin’e sorduk.
Pelin Opcin: Esbjörn Svensson Trio çağdaş caz alanında çığır açan bir ekipti. Svensson’u sadece müthiş bir icracı olarak değil, Avrupa cazının yönünü değiştirecek etkin bir besteci, müzisyen olarak çok önemsiyorduk. İstanbul Caz Festivali’ne peş peşe 2001, 2002, 2003 yıllarında konserler için davet ettik. Hem bir caz kulübünün sıcak atmosferine, hem de konser salonlarının azametine yakışıyorlardı. Sadece kayıtlarında değil, sahnede de incelikli icracılık ve güçlü ses örgüsünü ustalıkla buluşturuyorlardı. Esbjörn Svensson’un 2008 yılındaki zamansız kaybı çok sarsıcıydı. Bunu takip eden birkaç yılda ekip arkadaşları Dan Berglund ve Magnus Öström’ün tekrar müziğe dönmeleri zaman aldı. Her ikisinin de projelerini yakından takip ettik; teması koparmadık. E.S.T’nin ‘Strange Place for Jazz’ albüm isminden ilhamla ‘Strange Place for Jazz’ serisini yarattık, bu yeni projeleri bu seride konser vermek üzere davet ettik.
İstanbul Caz Festivali olarak ölümünün beşinci yılında Esbjörn Svensson’u anmak, onu sadece bir virtüöz olarak değil besteci kimliği ile hatırlamak istedik. 2011 yılında topluluğun menajeri Burkhard Hopper ile yaptığımız bir görüşmede mevcut projenin temelleri atıldı. 2003 yılında Esbjörn Svensson kendi düzenlemeleri ile bazı yapıtlarını yaylılar eşliğinde seslendirdiği bir proje oluşturmuştu. Bu proje, eserleri büyük orkestraya uyarlama konusunda ilham kaynağımızdı. Esbjörn Svensson’un bestelerini senfonik formatta bir jazz suite olarak yazdırıp, yepyeni bir eser olarak tekrar müzik repertuvarına kazandırmak, konuk solistler olmadan da farklı orkestralarca, caz festivalleri veya başka “cross-over” etkinliklerde çalınmasını, böylece eserlerin “esas adam” Esbjörn Svensson olmadan da yaşamasını sağlamak gibi bir motivasyonumuz vardı. Bu sebeple eserde, solistlerin üzerine düşen görev Esbjörn’ün çalış tekniğini yâd etmek ya da eserde vazgeçilmez bir motifin yükünü taşımak değil. Eser farklı solistlerin farklı konserlerde kendi yorumlarını da katarak yer almasına olanak sağlayacak şekilde İsveçli şef Hans Ek tarafından düzenlendi. İstanbul Caz Festivali’nin öncülüğü ve eser siparişi ile gerçekleştirilen bu özel proje bizleri çok heyecanlandırıyor.
Marius Neset (Saksofon): Bu projede yer almaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. 14 - 15 yaşımdan beri Esbjörn’ün müziğinin büyük bir hayranıyım. Saksofon çalmaya ilk başladığımda kahramanlarım E.S.T.’ydi. Bu eseri seslendirmek için de sabırsızlanıyorum. 
Jacky Terrasson (Piyano): İstanbul’a bunun için geri gelmiş olmak mükemmel bir şey. Bunun yanında Esbjörn’ü bu kadar erken uğurlamış olmak da çok üzücü. Burada, onun müzisyenliğini anmak ve müziğini çalabilmek için elimizden geleni yapmak için bir araya geldik. Bu proje de kesinlikle onun ailesine adanacak.
Michael Wollny (Piyano): Bu projenin bir parçası olduğum için çok mutlu olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü bu çok özel bir olay. Esbjörn’le birkaç kez bir araya geldiğim için de onur duyuyorum. Trio’dan Magnus Östrom’la beraber birkaç konserde sahne aldım ve sanırım bu projeye de bu sayede dahil oldum. Bu mükemmel müzisyenlerle beraber sahne alacak olmak çok heyecan verici.