'Cazın ozanı' Diyici Ankara'da

'Cazın ozanı' Diyici Ankara'da
'Cazın ozanı' Diyici Ankara'da

Senem Diyici

Türküleri caz formunda yorumlayan Senem Diyici, 7 Kasım Ankara konseri öncesi sorularımızı yanıtladı.
Haber: FİLİZ KURA / Arşivi

Türkiye caz sahnesinin önemli isimlerinden Senem Diyici, ilk 45’liğini 1969 yılında Fato ismiyle kendi bestesi ‘Nar Hanım’ için yapmış. 1971’de çıkardığı ‘Ham Meyve’ 45’liğinde Senem ismini kullanmış. Anadolu’yu köy köy gezerek derlemeler yapmış, yaklaşık 600 türkülük orijinal birikim oluşturmuş. 1982’de yerleştiği Paris’te beş yıl resim yaparak geçimini sağlayan Diyici, türküleri caz formatında yorumladığı ilk albümü ‘Takalar’ı 1990’da Fransa’da yayımladı. Hayli ilgi gören bu albümün ardından ‘Jest’ ve Divan’la dinleyici kitlesini sağlamlaştırdı. Anadolu türkülerini vurmalı çalgılarla, zillerle şamanik esintilerle harmanlayarak cazla buluşturan ve bugüne kadar ABD ’den Yunanistan’a dünyanın dört bir yanında 2000’den fazla konser veren Diyici’yle 7 Kasım
Ankara Kafka Bar’daki konseri öncesi buluştuk.
Ülkenize dönmenin kararını nasıl verdiniz?Müzikal anlamda Türkiye’den hiç kopmadım, şimdi ise doğduğum topraklarda ülkem insanıyla doya doya yaşama zamanı. Köklerime geri dönmeyi ve müzik adına tekrar beslenmeyi ve burada evrensel Türk müziği adına kalıp yeni jenerasyonları yetiştirmek istiyorum.
Türk müziğinin dünyadaki yeri konusunda ne düşünüyorsunuz?
Çok zengin bir müzik dağarcığına sahibiz. Dünya artık müziğimizi tanıyor ve melodilerimizi kullanıyor. Örneğin Fransa’da geleneksel müzik yok denecek kadar az ve birçok caz müzisyeni Türk melodilerine dokunmadan geçemiyor ama Türkiyeliler bunun farkında değil.
Siz türküleri neden başka dillerde söylemediniz?
Müziğin dili yoktur ama otantik müziğin yeri doğduğu yere benzer. Ben başka dillerde şarkı söylüyorum ama türküleri Türkçe söylüyorum. Çocuğuma kendi dilimde ninni söyler, duygularımı, kültürümü kendi dilimde aktarırım, bu caz olsa bile.
Konserlerinizin yüzde 80 doğaçlama olduğunu biliyoruz. Caz müziği içinde türkülerin kalıplarını bozmadan nasıl doğaçlama yapıyorsunuz?
Armonilerin içindeki özgürlüğü arıyorum, belki kendi içsel yolculuğum. Doğaçlama bir risktir; ya düşüp kafa göz yararsın ya da koşarsın, bu heyecanı çok seviyorum.
‘Ritmini Bul’ atölye çalışmalarınızda öğrencilerinizle ritim arasındaki bağı nasıl kuruyorsunuz?Ritim çalışmalarım özgür ifadeyle başlar, doğaçlama ve meditasyon gibidir. Herkesin kendi nabzının, kalp atışlarının farkındalığıyla, nefes alma teknikleriyle içsel ritmiyle buluşur. Kişilerin tempoları ne kadar farklı olursa olsun, 5-6 dakika sonra hepsi aynı yerde buluşur ve kişi kendi içsel ritminde akışını sağlar.
Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ Ve bir orman gibi kardeşçesine... (Nâzım Hikmet)
Senem Diyici, 7 Kasım Perşembe saat 21.00’de Ankara Kafka Bar’da sahneye çıkacak.