Celal de tıpkı Recep İvedik gibi 'kaba'

Celal de tıpkı Recep İvedik gibi 'kaba'
Celal de tıpkı Recep İvedik gibi 'kaba'
Cuma gösterime girecek yeni Şahan Gökbakar komedisi 'Celal ile Ceren', dün sinema yazarlarına gösterildi. Eleştirmenler: 'Recep İvedik'e göre daha derli toplu ve 'kaba mizah' dozu hayli yüksek.

Uğur Vardan (Radikal): Şahan Gökbakar, bir kuşağın hisselerine tercüman olmayı sürdürüyor. Bu kez Recep İvedik’ten bir adım ötede, ‘uygarlık’la ilgisi biraz daha mümkün bir tiplemeyle karşımıza geliyor. Üstelik yanındaki Ceren’e de hem senaryo, hem erkek egemen zihniyet belli ölçülerde hayat hakkı tanıyor. Girişteki ‘Aksaray pavyonu’ bölümü ‘The Hangover’a gönderme. Öte yandan film belden aşağı bölümlerde gezindiği zaman zekâsını ve cazibesini kaybediyor. Özellikle ‘döşeme kablosu’ ve ‘sado-mazo’ esprileri çok kötüydü ama buna mukabil çok iyi durum esprilerinin olduğu bölümler de var. Sonuçta genel toplamı itibariyle film güldürüyor. Şahan Gökbakar’la Ezgi Mola da ‘klişe deyimiyle’ uygun bir kimya tutturmuşlar.
Atilla Dorsay (Sabah): Yer yer çok sempatik durumlar, kişilikler, espiriler ve oyuncular olmasına karşın genelde pek güldürmeyen bir komedi olmuş. Recep İvedik kişiliği daha aşırı ve keskin çizgileriyle çok daha kaba ama aynı ölçüde komikti. Bundaysa o yok. Ama yan oyuncuları, özellikle o ikiz kız kardeşleri çok beğendiğimi söylemeliyim.
Şenay Aydemir (Radikal) ‘Celal ile Ceren’ komedi anlayışı olarak ‘Recep İvedik’ serisinin bir devamı gibi olsa da bazı farklılıklar var. Örneğin hikâye bütünlüğü daha yerinde. Şahan Gökbakar bu kez, kendisinden başka bir karakterin de ‘rol çalmasına’ izin vermiş. Bunda Ezgi Mola gibi bir oyuncuyu harcamama refleksi de söz konusu olabilir. Filmin özellikle ilk yarım saat oldukça iyi espriler var ve güldürüyor. Sonra biraz sarkıyor, tekrarlar başlıyor. En çok güldüğüm anların ‘beklenmedik’ espriler olduğunu söylemeliyim. Gökbakar’ın bildik ‘tuvalet komedisi’ne yüklendiği anlarda ise salonda sessizlik hâkimdi. Belki seyirci bunlara da gülüyordur, bilemiyorum. Gökbakar, bu tür esprileri filmlerinden çıkarttıkça daha kalıcı işler ortaya çıkabilir. Bu da biraz seyirci kaybı demek...
Murat Erşahin ( Sinema ): Gökbakar kardeşlerin yeni projesi, ‘Recep İvedik’ serisinin dördüncü filmi adeta! Sadece skeç mantığından biraz uzaklaşılıp, öykü bütünlüğüne daha dikkat edilmiş. Öykü ise gülümseten, hatta bazı anlar güldüren ilk yarım saatin ardından yavanlaşıyor. Sarkmalarla ilerleyen anlatı, Hollywood’un uzmanlaştığı kaba mizaha bulanmış. Tanıdık sahne ve oluşlar, avam diyaloglarla sürüyor. Gişede ise başarılı olacağını, ‘Recep İvedik’ serisinin rakamlarına ulaşamasa da, yaklaşacağını düşünüyorum.
Cumhur Canbazoğlu (sinemamuzik.com) TV’deki şovundan bugüne mizahına hiçbir şey eklemeden gelen Şahan Gökbakar, ‘kazanan formül’e devam ediyor. ‘Recep İvedik’ serisinden tek fark bu filmin skeçlere boğulmadan konu bütünlüğü içermesi ve 7’den 70’e herkesi hedeflemek yerine bu kez genç bir jargonu tercih etmesi. Gençleri güldürecek güncel malzeme ve kaba komedi bol; ancak İvedik raconu bu kez ayaklar altına alınıyor ve yatakta karısıyla, ya da sözlüsüyle ne yaptığını ‘çaktım, vurdum’ diye anlatan delikanlılardan oluşuyor Celal’in arkadaş ortamı. Celal’in (Şahan Gökbakar) sözlüsünü oynayan Ezgi Mola ile kankası Kubilay’ı canlandıran Gökçen Gökçebağ’ın başarılı oyunları, kolay tüketilen, popüler mizaha boğulmuş filmin bir nebze vitrinini düzeltiyor.
Murat Özer (arkapencere.com) Şahan Gökbakar’ın ‘Recep İvedik’lerden sonraki hamlesi ‘Celal ile Ceren’, büyük olasılıkla oyuncu kadrosunda Ezgi Mola’nın da yer almasıyla ‘bir nebze olsun olgun’ bir çalışma havası taşıyor. Belden aşağılara uzanan espri geleneği burada da hakim, ancak bunun kısmen ‘yetişkin komedisi’ çerçevesi içinde ele alındığını söylemek mümkün. Özellikle ‘The Hangover’ tarzı bir komedi anlayışına doğru evrilecek gibi duran Şahan Gökbakar’ın dünyası, sonraki adımlarda daha da olgunlaşıp belli bir şablona kavuşabilir gibi. Sonuçta ‘Celal ile Ceren’, her anıyla değilse de ‘güldürme’ misyonunu yerine getirebilen bir film, romantik komedi türünden topladığı veriler de işe yaramış görünüyor. ‘İyi film’ değil belki ama ‘iyileşebilirmiş’ havasına sahip, ki ‘Recep İvedik’lerde böylesi bir ‘umut’ dahi yoktu...