Cephanesi tükenmeyen Neil Young

Cephanesi tükenmeyen  Neil Young
Cephanesi tükenmeyen  Neil Young
Bu yıl Neil Young yılıydı. İki albümün üstüne bir de otobiyografisini yayımladı. 67 yaşına basan efsane, acaba günün birinde Türkiye'de konser verecek mi?
Haber: DERYA BENGİ / Arşivi

Kasımın 11’ini 12’sine bağlayan gece, Kanada, Vencouver’daki Neil Young konseri alışılmadık biçimde bitti. Kapanış şarkısını Neil Young seyircilere söyleyeceğine, seyirciler Neil Young’a söyledi: “Happy birthday to you…”
Gerçi bilgelerin yaşı söylenmez, ama Neil Young bugün tamı tamına 67 yaşında. Az mı, çok mu? Eğer folktan, hadi Türkçe konuşalım, halk müziğinden bahsediyorsak, yılların azı, çoğu hesaba vurulur mu? Bu yıl içinde 100. doğum yıldönümlerinde andığımız Woody Guthrie, Ruhi Su gibilerinin aydınlık mirası yolumuzu hâlâ ışıttığına göre, 67 yılın lafı mı olur? Üstelik bu adam bu yaşında iki albümü, üstüne bir de kitabı aynı yıla sıkıştırabiliyorsa, ona yaşlı denebilir mi? Soyadı üstünde: Young, forever young! 

Amerikan’nın genlerine işleyen şarkılar 

Varan bir: Neil Young, haziranda yayımlanan ‘Americana’ albümünde, Amerikan halkının genlerine işlemiş nice ezgiyi, grubu Crazy Horse’la yorumladı. ‘Oh Susanna’, ‘Clamentine’, ‘She’ll Be Coming Round the Mountain’ gibi ilk mektep şarkılarını tanınmayacak hale getirdi, ‘Orda bir köy var uzakta’yı hard rock kazanına batırıp çıkarırcasına… Young, henüz 18-19 yaşındayken The Squires grubuyla çaldığı bu matrak repertuvarı böylece 50 sene sonrasına, bugüne taşımış oldu. (‘Oh Susanna’nın meşhur ‘Venus’a benzerliği kimseyi şaşırtmasın. Shocking Blue ‘Venus’ şarkısında, tıpkı Neil Young gibi 1963 tarihli bu Tim Rose düzenlemesini kullanmıştı.) ‘Americana’ baştan sona bir taşlama klasiği: Emperyal imparatorluk çağının Britanya milli marşı ‘God Save The Queen’ ile Woody Guthrie imzalı özgürlükçü alternatif marş ‘This Land is Your Land’ başka hangi albümde yan yana gelir? 

Gençliğine dönüyor ama nostalji yapmıyor 

Varan iki: Ekim sonunda yayınlanan ‘Psychedelic Pill’, yine Crazy Horse eşliğinde, yalın melodiler ve hırçın gitar doğaçlamalarıyla yaklaşık 90 dakika süren, bol gelgitli, uzunlu kısalı sekiz modern folk şarkısından oluşan, iki CD’lik bir albüm. Bob Dylan’ı, Roy Orbison’ı ve Grateful Dead’i ilk dinlediği günleri yâd eden vefalı şarkı ‘Twisted Road’a sıra gelince, insan Neil Young’ı ilk dinlediği günleri anmadan edemiyor. Young bu albümde sık sık gençliğine dönüyor, ama nostalji yapmıyor, tarih yazıyor!
Varan üç: Kitap okumayı pek sevmeyen Young, spor yazarı olan babasının izinde, gitarı bırakıp kalemi almış eline. ‘Waging Heavy Peace - A Hippie Dream’in (Barış Harekâtı - Bir Hippi Rüyası) sayfalarından iyimserlik ve naiflik akıyor. Daldan dala, konudan konuya atlayarak yazdığı bu etkileyici otobiyografide, hem şarkılarının perde arkasını hem de antika otomobillerden oyuncak trenlere uzanan takıntılarını birinci ağızdan öğreniyoruz. ‘Bir aile babasının portresi’ olarak da okunabilecek kitapta, çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık problemleri (çocuk felci, epilepsi, anevrizma) ve ‘benim kahramanım’ dediği zihinsel engelli oğlu Ben Young önemli yer tutuyor. Jean-Luc Godard etkisinde çektiği gerilla tarzı filmler, dolunaya denk getirerek yaptığı olağanüstü kayıtlar, Mp3’lere savaş açan (aslında ‘barış açan’ demeliyiz) Pono teknolojisi, siyasi ve ekolojik angajmanları, menajerinin öğütleri ( Hayat bayat bir sandviçtir, ister yersin ister aç kalırsın) ve daha neler neler... Young’ın cephanesi hiç tükenmiyor. Başı sıkıştıkça lafı –balla kesip–Dylan’a bağlıyor. Şu cümlenin altını çizdik: “Dylan’ın kelimeleri, haritanın üstündeki ülke isimleri gibidir”. 

İstanbul ’a gelir mi? 

Patti Smith, 1999’daki Açıkhava konserinde seyircilere “Neil Young, hiç buraya geldi mi?” diye sormuştu. Hayır, cevabını alınca “Gidince söyleyeyim de hemen gelsin” demişti. Patti Smith, sözünde durmuştur elbette, ama Neil Young’ı buraya getirtmek deveye hendek atlatmaktan zor. Malum, sponsorların müziğe burnunu sokmasını hiç istemiyor.
Sanatçıyla hayranları arasına umacı gibi giren birtakım kendini bilmez şirketlerden fena halde gıcık kapıyor. 1988 tarihli ‘This Note’s For You’ klibini hatırlayalım: Şarkıda “Bu notalar yalnız sizin için” diyor, klibin sonunda ‘Sponsorumuz Hiçkimsedir’ yazılı kutu birayı kafasına dikiyordu…
Günün birinde Neil Young’ı burada seyretmek: Hayali cihan değer. Bir tek Roger Waters abimiz halden anlıyor. Bir Neil Young hastası olan Waters, 2006’daki Kuruçeşme konseri öncesi bangır bangır onun şarkılarını çaldırtıp hem kendini hem bizi ne biçim havaya sokmuştu. 2013 Ağustos’unda da belki aynı şeyi yapar!