"Cesedin denize atılması günah"

"Cesedin denize atılması günah"
"Cesedin denize atılması günah"
ABD tarafından öldürülen El Kaide lideri Usame bin Ladin'in cenazesi, müritleri tarafından 'putlaştırılmaması' için denize bırakıldı. Amerikalı yetkililer her şeyin usulüne uygun yapıldığını söylese de İslam dünyası 'denize gömme'ye tepkili

11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’nin bir numaralı hedefi haline gelen terör örgütü El Kaide lideri Usame bin Ladin’in cesedi, öldürüldükten yaklaşık 12 saat sonra USS Carl Vinson adlı Amerikan uçak gemisi tarafından Umman Denizi’nde bilinmeyen bir noktaya bırakıldı.
Yetkililer, Bin Ladin’in cesedinin önce İslami kurallara göre yıkandığını, daha sonra ise beyaz bir kefene sarılarak içinde ağırlık olan bir çuvala konulduğunu açıkladı. Açıklamaya göre daha sonra bir askeri yetkili yine İslami kurallara uygun olarak bir dini metin okudu. Metin, dili bilen bir kişi tarafından Arapça’ya çevrildi. Bu işlemlerden sonra Bin Ladin’in cesedi, Greenwich saatiyle pazartesi sabah 06.00’da, yerleştirildiği tahta platformun üzerinden denize bırakıldı.
Amerikalı yetkililer, cenazenin denize bırakılmasının nedeninin, Bin Ladin’in müritleri için kutsallaştırılmasını ve mezarının bir ibadet alanına dönüşmesini önlemek olduğunu belirtti. CBS News’un da aralarında bulunduğu bazı haber kaynaklarına göre ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri önce Bin Ladin’in doğum yeri olan Suudi Arabistan’a cenazeyi almaları için teklifte bulundu. 1994’te Bin Ladin’i vatandaşlıktan çıkaran ülkeden ‘hayır’ cevabı alındı. İslam’a göre muamele edilmesine karar verilen cenaze için ‘24 saat içinde defnedilmesi gerektiği, bu süre içinde de cenazeyi kabul edecek başka ülke bulunamayacağı’ düşünülerek bu yönteme başvuruldu.
ABD Başkanı Barack Obama’nın terörle mücadele konusunda en üst düzey danışmanı olan John Brennan, “Bin Ladin çatışmada öldürülmeden önce de cenazenin denize bırakılacağına karar verilmişti. Cenazenin İslam’a uygun olması için önceden hazırlık yapmıştık. Cenazeyi nasıl kaldırmamız gerektiği konusunda İslami uzmanlara başvurduk” dedi. Brennan, gazetecilerin gemide imam olup olmadığı sorusuna ise “Orada kim olması gerekiyorsa vardı, her şey usulüne uygun yapıldı” cevabını verdi. 

İslam dünyasında tartışma
Cenazenin denize bırakılması, Amerika’nın tüm uğraşlarına rağmen İslam dünyasında tepkiyle karşılandı. Zira İslam’da denize gömülmeye ancak çok istisnai koşullarda izin veriliyor. Dubai müftüsü Muhammed El Kubaisi, “Yaptıklarının İslam’a uygun olduğunu söyleyemezler. İslam’da ölünün denize atılması ancak çok istisnai koşullarda kabul edilebilir ve bu onlardan biri değildi” diyor. 

‘Türbelerin önemi büyük’
Mısır’daki El Ezher İslami Araştırmalar Kurumu’ndan Mahmud Aşur’un yorumuysa “Bin Ladin’in cesedinin denize atılması günah. İslam inancına göre, ölen kişinin mutlaka toprağa defnedilmesi gerekir. Cesedin bilinmeyen bir mezara defnedilmesi daha uygun olurdu” şeklinde.
Tunuslu din âlimi Şeyh Ahmet El Garbi, ancak uzun bir deniz yolculuğunda gemidekilerin sağlığına tehdit unsuru olabilecek bir cesedin denize atılabileceğini söylüyor. İslam’da kabul gören ikinci durum ise ölen kişinin düşmanlarının mezarı açarak cesede zarar vermesinden korkulması. Şimdi, bu ikinci ihtimalin Bin Ladin’in denize atılmasını haklı gösterecek sebeplerden biri olduğu tartışılıyor.
Washington’daki Amerikan Üniversitesi’nin İslami Bilimler Departmanı başkanı Ekber Ahmed, The New York Times gazetesine “Türbeler İslam’da çok önemlidir. İslam tarihinde bu tür liderlerin türbeleri, kızgın müritlerinin toplandığı güç merkezleri haline gelir. Türbe, dini karizmayı devamlı kılar. Eğer Bin Ladin’in Pakistan’a gömülmesine izin verilseydi, müritleri mezarı ziyarete gelecek, çiçekler bırakacak, insanlar türbenin iyileştirici güçleri olduğuna inanacaktı. Özellikle de eğitimsiz insanlar bunlara çok çabuk kanacaktı. Bin Ladin efsanesi, büyümeye devam edecekti”diyor.
İngiliz The Guardian gazetesi ise Bin Ladin’in takipçilerinin bağlı olduğu Selefi mezhebinde türbeye ibadet geleneğinin olmadığını, Suudi krallarının bile yerleri gizli mezarlara gömüldüğünü iddia ediyor.
Bin Ladin’in birçok sempatizanının bulunduğu Endonezya’da ise tepkiler daha aşırı ve tehditkâr. Ülkenin en üst düzey İslami kurumu olan Ulema Konseyi Başkanı Amidhan Şaberah, “Bin Ladin’e duyulan nefret bu yöntemi seçmelerine neden oldu. Ama katil de olsa her Müslüman toprağa gömülmeyi hak eder” diye konuşuyor.
İslam Savunucuları Cephesi adlı şiddet yanlısı radikal grup, ülkenin başkenti Cakarta’da bugün Bin Ladin için toplu dua çağrısında bulundu. Yas tutanlar, ‘Şehit Şeyh Usame bin Ladin’e şükranlarını sunmaya’ davet edildiler. Bir El Kaide sözcüsü ise Bin Ladin’i şehit ilan ederek Amerika’dan öç almaya yemin etti.



“Amerika’nın cesede saygı göstermesi beklenemezdi”
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi (İstanbul Üni. Hukuk Fakültesi):  Yapılan kin doğuracak ve intikam hareketlerine sebep olacak bir davranış. Cenazeye saygı gösterilmesi, cenaze namazının kılınması ve toprağa defnedilmesi gerekilirdi. Ama başka bir ülkenin sınırları içinde baskın yaparak o devletin yardımı olmaksızın cinayet işleyen, bu şekilde yargısız adam öldüren bir ülkenin cesede saygı göstermesi zaten beklenmez. Bu olaydan sonra şiddet şiddeti doğuracak, Taliban ve El Kaide gibi örgütler elbette yerinde durmayacak.

“Kuran’a göre her insan ölüyken de hürmeti hak eder”
Prof. Dr. Saffet Köse (Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı):
Bir Müslüman açısından yapılması gereken şey, izlenmesi gereken yol bellidir. Belli görevlerin yapılmasından sonra toprağa gömülme esastır. Ancak bir deniz kazası olmuşsa, artık o insanlardan ümit kesilmişse veya toprağa gömülecek imkanlar yoksa ya da gömülene kadar uygun şartlarda saklanamıyorsa böyle bir şey olabilir. Çünkü İslamiyet’te insanın sağı olduğu kadar ölüsü de hürmete layıktır. Kuran’a göre insan, insan olduğu için şereflidir, değerlidir. İsra Suresi’nde “Biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık” der. Hata yapmıştır hatta çizgiden çıkmıştır, teröre bulaşmıştır; bunlar ayrı konu. Ama ölüyken de hürmeti hak eder.

Che’yi de nasıl gömeceklerini bilememişlerdi
Bundan tam 44 yıl önce, Gustavo Villoldo adlı CIA ajanı, efsanevi devrimci Che Guevara’nın cesedinin ne yapılacağına karar vermek durumunda kalmıştı. Bolivyalı yetkililer, Che’yi yakarak küllerini saklamak istemişlerdi ama Villoldo bunu reddetti. 9 Ekim 1967 sabahı, saat 02.00’de, haber için gelmiş gazeteciler uyurken, Villoldo ve yardımcıları Che’yi gizlice gömdüler. Tam 30 yıl sonra keşfedilen mezardan çıkan Che ve altı silah arkadaşının kemikleri, 17 Ekim 1997’de Küba’nın Santa Clara şehrinde özel olarak inşa edilen bir anıt mezara taşındı. Villoldo, ABD Başkanı Barack Obama’nın Bin Ladin’in mezarını gizleme kararında kendilerini örnek almış olabileceğini söyledi. “Castro’nun Che’nin mezarını türbeye çevirmesini engellemek için yerini gizleme kararı almıştık. Bugün Obama’nın yaptığı da aynı sebepten kaynaklanıyor. Çok ustaca ve akıllıca bir hareket” diye konuştu. 

Ölüm uçuşları
Latin Amerika’da 1976 ile 1983 arasında Amiral Luis Maria Mendia tarafından gerçekleştirilen ‘ölüm uçuşları’ (Vuelos de la muerte) sırasında birçok muhalif, helikopter ve uçaklardan Atlantik Okyanusu’nun açıklarına atılmıştı. Ölüm uçuşları 1957’de Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nda da Fransız paraşütçü askerleri tarafından uygulanmıştı. Askerler, cesetlerin bazen su yüzeyine çıktığını fark edince kurbanlarının ayaklarına beton ağırlıklar bağlamaya başladılar. Paraşütçülerin komutanı Marcel Bigeard’ın vahşetlerine maruz kalan bu kurbanlara ‘Bigeard’ın karidesleri’ ismi takılmıştı.

Kimler nasıl gömüldü?
*Bin Ladin’in cenazesinin İslami kurallar gereği 24 saatte kaldırılmasına büyük önem veren Amerika, her zaman ‘24 saat kuralı’na uymadı. 2003’te ABD askerleriyle Musul’da girdikleri çatışmada öldürülen devrik Irak lideri Saddam Hüseyin’in oğulları Uday ile Kusay’ın cesetleri tam 11 gün Amerikan ordusu tarafından tutulmuştu. Daha sonra ise ceset resimlerinin medyaya gösterilmesi İslam dünyasında aşırı tepki çekmişti. Uday ve Kusay, babaları Saddam Hüseyin’in yanıbaşında yatıyorlar. 

*İdam edilen Saddam Hüseyin’in cenazesi ise Bağdat’tan bir Amerikan helikopteri ile doğum yeri Tikrit’e getirilmişti. Saddam’ın nereye gömüleceği de çok tartışılmıştı. ABD’nin yoğun baskısı üzerine Başbakan Nuri Kemal Maliki, Saddam’ın cenazesini ‘bilinmeyen bir yere’ gömmekten vazgeçerek Amerikan ordusuna teslim etmeyi kabul etmişti. Doğum yeri olan Tikrit’in Avca köyündeki mezarını binlerce destekçisi, Saddam’ın doğum ve ölüm yıldönümlerinde ziyaret ediyordu. Bu yıl mezar, üzeri kapatılarak türbeye dönüştürüldü. 

*Hamas’ın kurucusu ve dini lideri Şeyh Yasin, 2004 yılında bir sabah namazı çıkışı İsrail helikopterinden açılan roket ateşiyle öldürülmüştü. Gazze’de gerçekleşen cenaze töreninde on binlerce Filistinli sokağa döküldü ve intikam yemini etti. Hamas’ın askeri kanadının silahlı askerleri tarafından taşınan cenaze, Gazze’nin merkezindeki camiye götürüldü ve cenaze namazı kılındı. Şeyh Yasin daha sonra ‘Şehitler Mezarlığı’nda toprağa verildi. 

*Guantanamo’da tutulan Müslüman mahkumlar arasından intihar veya doğal nedenlerden ölenlerse Pentagon tarafından anavatanlarına yollanıyor. Cenazeleri, çoğunlukla Amerikan karşıtı gösterilere dönüşüyor.