Charlotte Gainsbourg'un başarısız olma şansı yok

Charlotte Gainsbourg'un başarısız olma şansı yok
Charlotte Gainsbourg'un başarısız olma şansı yok
Sinema ve müziğin iki önemli ismi Jane Birkin ve Serge Gainsbourg'un çocuğu olmak Charlotte için önemli avantaj oldu. Oyuncu, Lars Von Trier filmi 'Deccal/Antichrist'in ardından bu kez Julie Bertucelli'nin yönettiği 'Ağaç'la beyazperdede
Haber: BANU ÖĞÜT / Arşivi

Son 40 yılın müzik dehası Fransız yazar, oyuncu, yönetmen Serge Gainsbourg’u alın, başarılı oyunculuğunun yanı sıra, sesiyle de ön plana çıkan 60’ların en seksi kadınlarından İngiliz Jane Birkin’le karıştırın. Ortaya çıkan ne mi? Şarkıcılığıyla olduğu kadar özellikle son dönemde yer aldığı filmlerle gönlümüze taht kuran Charlotte Gainsbourg.
Charlotte’un yeteneği kuşkusuz müzik ve sinemanın bir araya getirdiği çift Jane Birkin ve Serge Gainsbourg’dan geliyor. Charlotte’u sinemayla tanıştıran 1960’lı yılların en çekici kadınlarından anne Jane Birkin. Antonioni’nin meşhur filmi ‘Blowup’taki çıplak sahneleriyle unutulmazlar arasına giren Birkin, sonrasında Serge Gainsbourg’la tanışmalarına vesile olan Fransız yapımı ‘Slogan’ filmi ile tanınmıştı. Bundan sonra sık sık annesinin çekimlerine gidecek Charlotte, sinema kariyeri boyunca annesini örnek alacaktı. Charlotte, müzikal kariyerine de 60’lardan 80’lere kadar yaptığı farklı tarzda müziklerle bir idol haline gelen baba Serge Gainsbourg’la sağlam bir adım atacaktı.
Yeteneğinde olduğu gibi fiziksel anlamda da tamamıyla bir Gainsbourg-Birkin karışımı Charlotte. Babasının sert ve iddialı yüz hatlarıyla birlikte kendine has güzelliğiyle bilinen Jane Birkin’in zarafetini almış. Ortaya da en az annesi gibi çekici bir kadın çıkmış. Dağınık saçlar, alınmamış kaşlar ve country giyim tarzıyla Charlotte Gainsbourg, pek çok Hollywood starının aksine dudaklarını şişirtmeden de çekici olunabileceğinin bir göstergesi.
Bu kadar yetenekli bir aileden gelme Gainsbourg’un albümlerinden mi yoksa sayısız filmde canlandırdığı rollerden mi başlanır şimdi… 

Bir dönemin çocuk yıldızı
Charlotte Gainsbourg çocuk yıldız olarak Catherine Deneuve’ün başrol oynadığı filmde rol alarak başladığı kariyerinin basamaklarını 1996’daki ‘Jane Eyre’ uyarlaması ve 1993’teki, Ian McEwan’ın kitabından uyarlama ‘The Cement Garden’ filmindeki problemli ergen rolüyle tırmandı. 2002’de eşi Yvan Attal’ın yönettiği ve başrolünde birlikte oynadığı ‘Karım Bir Artist’ filmini, Alejandro González Iñárritu’nun yönettiği ve Sean Penn’in başrollerinde oynadığı ’21 Gram’ takip etti. Gainsbourg’un belki de en fazla tanındığı ve sevildiği filmlerinden biri 2006 yapımı Michel Gondry filmi ‘Rüya Bilmecesi’ oldu. Gael Garcia Bernal’le başrolü paylaştığı filmde Gainsbourg, masum yüzü ve kulaklara çalınan tatlı ses tonuyla Gondry’nin masalları andıran filmine tam anlamıyla cuk oturdu. Bu arada Gainsbourg’un Bob Dylan’ın hayatını konu alan ‘I’m Not There’ filminde Dylan’ın eşlerinden birini oynadığını da unutmamak gerek…
Gainsbourg’un müzik kariyerinden bahsetmek gerekirse, filmlerde şahit olduğumuz tatlı ses tonunu müziğiyle birleştirmeye karar veren Gainsbourg, babasının da biraz iteklemesiyle müziğe de elini atmış. 12 yaşındayken babası Serge Gainsbourg’un tüm sözlerini yazdığı ‘Charlotte Forever’ isimli bir de albüm çıkaran Gainsbourg, çok beğenilmese de müzikle olan bağını koparmamış. Tamam, babasıyla birlikte söylediği ‘Lemon Incest’ parçası onun için pek de başarılı bir başlangıç sayılmaz, fakat 2006 ve 2009’da yayımladığı ‘5:5’ ve ‘IRM’ albümleri Gainsbourg’un Air, Jarvis Cocker ve Beck gibi ünlü sanatçılarla çalışması sonucu başarı yakaladı diyebiliriz. Onlarca filmde kamera karşısında yer almasına karşın Gainsbourg’un konu müzik olduğunda tek bir çekincesi varmış: Sahne korkusu. 5:5 albümünün yayımlanmasından sonra artan korkusu Gainsbourg’a turnelerini bile iptal ettirtmiş. 

Cannes’da oyuncu ödülü
Gelelim Gainsbourg’un son dönemde yer aldığı filmlere… Daha güçlü karakterlerde izlemeye başladığımız oyuncu, en son Lars von Trier’nin çok konuşulan ve birçok ülkede sansürlenen ‘Antichrist’ filminde yer aldı. Willem Dafoe ile kendini tamamıyla doğanın ellerine bırakan bir çifti canlandıran Gainsbourg, Trier’nin sert üslubunu en iyi şekilde sergilemeyi başardı. Filmdeki rolüyle 2009 Cannes Film Festivali ’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü alan Gainsbourg, törende Isabelle Huppert’i öpmüş, tatlı sesiyle teşekkür ederken kariyerinde önemli yer tutan babası için de “Umarım benimle gurur duymuştur” demişti.
Gainsbourg, ‘Antichrist’in “müstehcen” sahneleri tartışıla dursun Julie Bertucelli’nin yönettiği ‘Ağaç’ filmiyle bir kez daha sinemalara konuk oldu. Elini attığı her işten yüzünün akıyla çıkmayı başaran Charlotte Gainsbourg’u kendini fazla özletmeden yeni bir filmde görmek heyecan verici olacak. Bundan sonra da Gainsbourg’u birçok başarılı projede göreceğiz gibi görünüyor. Jane Birkin ve Serge Gainsbourg gibi iki idolün kızına yakışır bir şekilde.