Çıkış yok gibi görünse de...

Çıkış yok gibi görünse de...
Çıkış yok gibi görünse de...
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Reklam, video, kısa film , belgesel derken ilk uzun metrajlı çalışmasına ulaşan eski ‘bilgisayar korsanı’ Nicholas Jarecki, 33 yaşında gerçekleştirdiği ‘Arbitrage / Entrika’yla geleceğin ustalarından olabileceğini gösteriyor. Richard Gere’e Altın Küre adaylığı getiren, Oscar adaylığında da son ana kadar adının geçmesini sağlayan film, iyi hesaplanmış entrikasıyla gerilimli atmosferini baştan sona koruyabiliyor, toplumsal saptamalara gebe meselesiyle de söyleyecek şeyleri olduğunu belgeliyor.
Büyük firma sahibi başkarakterin ‘emeklilik’ kararı alıp şirketi satmaya çalışması, ‘yasak aşk ’ıyla geçirdiği kaza sonrası kadının ölümü, bu durumu gizlemeye çabalayan adamın, ailesi ve mesleği arasında kalması gibi iç içe geçmiş hikâyeleri var filmin. Borcu nedeniyle şirketin batıyor olması da adamımızı iyice çıkışsızlığa sürüklüyor.
Roger Donaldson’ın enfes filmi ‘Çıkış Yok’un yolunu izleyen ‘Entrika’, Jarecki’nin yarattığı ‘olgun’ atmosferle dikkat çekiyor daha çok. Başkarakterin özelliklerini birer gerilim unsuru olarak kullanan sinemacı, onun statüsünün yarattığı avantajları da bir kenara koyarak, her türlü boşluğu iyi değerlendirip kaçmasına fırsat tanıyor, en azından belli bir süre. Sınıfsal gücün eziciliği de bu anlamda karakterin elini güçlendiriyor. Aşağıdakiler unufak olurken, yukarıdakiler yırtmayı başarıyorlar.
Gere, hikâyenin hiçbir anında empati kurulacak bir karakter olmayan ‘ zengin kaçak’ı canlandırırken, birçok filminde öne çıkan ‘güzel adam’ misyonuna tutunmuyor. Diğer karakterlerin korkuyla yaklaştıkları adamın bir yandan da ‘acınası’ özelliklere sahip oluşu, bütün dinamiklerin iç içe geçtiği ‘ikilemli’ bir durumu tetikliyor. Bu yolculuk, bize de ‘yargılama’ imkânı tanımıyor en nihayetinde; sadece seyrediyor ve onun hamle boşlukları arasında gerilime ortak olabiliyoruz.