Çin'e bakışım değişti

Çin'e bakışım değişti
Çin'e bakışım değişti
70'lerin sonunda Çin'e giden ve dünyanın en büyük Çin çağdaş sanat koleksiyonunu bir araya getiren Uli Sigg, "Batı dünyası daha çok politik olan eserleri popüler-leştirdi" diyor.
Haber: Müge Büyüktalaş / Arşivi

Dünyanın en büyük Çin sanatı koleksiyonuna sahip olan Uli Sigg geçen hafta İstanbul ’daydı. Sigg çağdaş sanat alanında eğitimler veren Spot’un davetlisi olarak Çin çağdaş sanatı hakkındaki deneyimlerini sanatseverlerle paylaştı. Konferansta Çin sanatı uzmanı Karen Smith ve Witte de With Müzesi Direktörü Defne Ayas da konuşmacı olarak yer aldılar.
Uli Sigg bir İsviçreli. Sigg’in Çin çağdaş sanatı toplamaya başlama kararı 89 Tiananmen Meydanı olayları sonrasına denk geliyor. Sigg bir belgeselci titizliğinde estetik ve ekonomik değerine bakmaksızın biriktirdiği Çin çağdaş sanatı eserleri sayesinde bir anlamda da y Çin tarihini belgelemiş. Hikâyenin tamamını kendisinden dinleyin. 

Çin çağdaş sanatı toplamaya karar verme süreciniz nasıl gelişti? 

70’lerin sonunda bir işadamı olarak Çin’e gittim. O zamanlar ekonomik anlamda kapıların ilk açılmaya başladığı dönemdi. Bu aynı zamanda Çin çağdaş sanatının da ilk dönemlerine rast geliyor aslında. Bir bakıma ilk gün ordaydım diyebilirim. Halihazırda Batı sanatı toplayan biri olarak Çin’deki sanatçıların neler yaptığına bakmak oldukça doğal gelişen bir durum oldu. Buna ek olarak Çin’deki her şeye çok yabancıydım. Bunu aşmanın ve Çin’e başka bir şekilde bakabilmenin yolunu bulmak istedim. Çağdaş sanat bu anlamda bana oldukça yardımcı oldu. İlk zamanlarda satın almıyordum çünkü Batı sanatından sonra Çin estetiği bana oldukça garip gelmişti. Büyük bir dönüşüm söz konusuydu ve neredeyse her şey propagandaya yönelikti. Zamanla kendi dilleri gelişti ve bu bana çok çarpıcı geldi açıkçası. 90’larda orada elçi olarak bulunduğum sırada daha fazla şeye ulaşabilme ve rahat seyahat edebilme imkânına sahip oldum. Sanatçılarla tanıştım ve fark ettim ki rasgele alanlar dışında kimse Çin sanatı koleksiyonu yapmıyor. Bunu fark edince kişisel zevklerimi bir yana bırakıp tamamen Çin çağdaş sanatında olanları yansıtmaya yönelik bir koleksiyon kurma fikrine yoğunlaşarak toplamaya başladım. 

Çin çağdaş sanatı Batı yoğunluğuyla kıyasladığımızda benzerleri içerisinde en başarılı örnek. Bu başarının arkasındaki faktörler sizce nedir? 

Çin çok eski gelenekleri olan bir ülke . Eğitim sistemi binlerce sanatçı yetiştirmeye odaklanmış durumda. Bir kere sayıları oldukça fazla olan eğitimli sanatçı grubu var. 80’lerin sonu 90’ların başında üretilen sanat ürünlerine baktığımızda Batı’da üretilenlerden oldukça farklı bir estetik dile sahip olduklarını görüyoruz. Çünkü yaşayış şekilleri bambaşka, fazla bilgileri yok, internete giremiyorlar, seyahat edemiyorlar. Bu nedenle de dünyaya ana akım kültürün dışında kalarak bakabiliyorlardı. Batı dünyası tabii ki bunların içerisinde belli bir segmenti beğenip popülerleştirdi. O da daha ziyade politik olan işlerden ibaretti. Öte yandan herkes Çin’de neler olup bittiğini merak ediyordu ve sanat bunları öğrenmek için uygun yollardan biriydi. Bir de tabii her zaman taze ete aç olan piyasa var. Bütün bunlar bir araya geldi. 

Koleksiyonunuzun önemli bir bölümünü Çin’e bağışladınız ve 2017 senesinde Hong Kong’da açılacak olan M+ müzesinin hazırlıkları başlatıldı. Bu karar süreci nasıl gelişti? 

Koleksiyonu yapmaya karar verdiğim zaman bunu gerçekten başarabilirsem bir gün Çin’e geri vermeliyim diye düşünerek başlamıştım. Çünkü ancak Çin’deki insanlar kendi kültürlerinin ürünü olan çağdaş sanatı gördüklerinde yaptığım şey anlam kazanabilirdi. Bu büyük bir dokümantasyon yapmaktan ibaret, tarihi yansıtmak. Ben de planladığım gibi yaptım. 

Koleksiyonerlikten sanatçılığa geçmek istediğinizi söylemek mümkün mü? 

Bazı Çinli sanatçılar benim de bir sanatçı olduğumu söylüyorlar. Ben pek öyle olduğumu sanmıyorum. 

Çinli sanatçılardan özellikle takip ettiğiniz bir isim var mı? 

Tabii ki. Örnekse aynı zamanda arkadaşım da olan Ai Wei Wei. 

Türk çağdaş sanatındaki gelişmeleri takip ediyor musunuz? 

Batılı koleksiyonerlerin genelinin Türk çağdaş sanatı hakkında fazla bir bilgisi yok. Benim de bildiğim birkaç sanatçı var açıkçası ama onlar en iyileri mi bilmiyorum. Şu anda dışarıdan bakıldığında oldukça hareketli bir dönem yaşandığı hissediliyor. Belli noktalarda bana Çin’deki daha çok politik işlerin üretildiği dönemi de anımsatıyor. Burada da alt metinde genellikle politik içerik var gördüğüm kadarıyla. Ama bu gözlemimin ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum çünkü biz sadece bazı Batılı küratörlerin seçkisine maruz kalıyoruz.

Müzayedeleri merak edenlere
Spot Contemporary Art Projects bu hafta da “Müzayedeler: Sormak İsteyip Soramadıklarınız Üstüne” başlıklı bir atölye gerçekleştiriyor. Yarın saat 14.00 - 17.00 arasında yapılacak atölyeyi Christie’s Müzayede Evi’nin üst düzey yöneticilerinden Leonie Moschner ve Paul Hewitt yönetecek. İngilizce olarak yapılacak atölye 3 bölümden oluşacak. Ücreti 400 TL olan atölye 30 kişi ile sınırlı. Bilgi için Esra Arslan: 0530 942 26 96