Cinsel filmlerimiz

Fantastik Türk Sineması'nın ardından Erotik Türk Sineması da birkaç hafta önce Kabalcı Yayınevi'nden çıktı.
Haber: NALAN SÖYLEMEZ / Arşivi

Fantastik Türk Sineması'nın ardından Erotik Türk Sineması da birkaç hafta önce Kabalcı Yayınevi'nden çıktı. Giovanni Scognamillo ve Metin Demirhan tarafından kaleme alınan kitap başlangıcından bugüne Türk sinemasının erotik serüvenini bol görsel malzeme ile okurlarına sunuyor. Özellikle bir dönem, aileleri sinema salonlarından uzaklaştıran ve salonlardaki erkek popülizmini artıran 1970'lerin pornografik sinemasına ağırlık veren kitapta, sinemanın sessiz döneminden, melodramların gözü yaşlı kızlarına, köy ve kent erotizmine, 80'li ve 90'lı yıllarda farklı bir boyut kazanan cinsellik anlayışına yer veriliyor.
Kültürel bir biçim
Türk sinemasının genelinde erotizmi nasıl tanımlarsınız? Bugüne kadar gelinen süreçte cinsellik nasıl bir aşama kaydediyor?
Giovanni Scognamillo: Erotik olan cinsel bir çağrışımdır, cinselliğin inceltilmiş, simgelere dayanan, kendi kodlamalarına (erotik kişilik, erotik davranış, erotik çağrışım) sahip kültürel ve sanatsal bir biçimdir. Türk sinemasında cinsellik, o sinemanın bilinçlenme ve gerçekçi olma ya da gerçeğe yaklaşma çizgisi içinde, her dönemi temsil eden başlıca yaratıcı yönetmenlerin, dönemin sansürünün izin verdiği kadarı ile yapıtlarında ve yorumlarında kendi evrimini yaşıyor. İlkin kapalıdır, sonradan denemelerde bulunuyor, bir ara yolunu şaşırıyor, pornografinin etkisi altında kalıyor. Belki de gitgide olgunlaşan bir sinemada, kendi doğal ve ruhbilimsel sorunsallığına kavuşuyor.
1970'li yıllarda Türk sinemasındaki cinsel patlama, yaşanan hangi olayların toplumsal yansımasıdır?
G.S: Türk sinemasının 70'li yılların ikinci yarısında yaşadığı 'seks furyası' ülke sinemasına özgü bir durum değildir. Aynı dönem Avrupa sinemasına baktığımızda ve 68 olaylarının genelde cinselliğe de bir özgürlük marjı tanıdığını anımsarsak furya, tecimsel nedenleri ile birlikte (televizyonun baskısına karşı koymak) ve yaşanan toplumsal çalkantıların bir deşarjı olarak kendi kendini açıklamış olur. Aynı dönemde Avrupa ülkelerinden gelen 'erotik' ya da 'cinsel' filmler Yeşilçam'ı harekete geçiren başka nedenler oluyor.
İyi ve kötü kadınlar
Seks filmleri furyası ile Türk sinemasında kadının rolü ve ahlak anlayışı nasıl bir değişim geçiriyor?
G.S: 1970'li yılların 'seks furyası', kanımca Yeşilçam'ın zorunlu olarak tabulaştırdığı, kimi yasakları yıktığı için olumlu bir yönlendirmeyi yarattı. İyi kız-kötü kadın, soyunan kadın-soyunmayan kadın, yatağa giren-girmeyen kadın ayırımları ve kalıp davranışları normalleşip daha gerçek ve daha doğal bir sürece girebildi. Zorlama bazen kaba bir şekilde oldu ama şöyle ya da böyle, olması gerekiyordu. 80'li yıllardan sonra, gerektiğinde, kimi soyunmayan oyuncuların daha rahat davranmaları, soyunanlara, sevişenlere artık kötü göz ile bakılmaması 70'li yılların ürünü olarak sayılabilir. Ahlak anlayışı, zorlamaların ötesinde, cinselliği kesinkes bir 'tabu', bir 'mahrem' olarak algılamaya başladı, tohumları 60'lı yıllarda atılan erotik bir eğilim (Erksan, Refiğ, Yılmaz) gelip yerleşti.
Peki, iyi ve kötü kadını birbirinden ayırmak için Türk sinemasında ne tür simgeler kullanılmış?
G.S: Ayrım genelde ve özellikle
70'li yılların cinsel furyasına kadar, kolayca çözümlenen, karşıtlıklar üzerine kurulu simgeler ve simge değerindeki nesnelere dayanıyordu. Örneğin açık renklere, beyazlara bürünen saf genç kızın karşısında tahrik edici, çarpıcı giysiler sergileyen kötü kadın, genç kızın uzun ve saydam olmayan geceliği ile kötü kadının siyah kombinezonu ya da baby-doll'u, yine saf genç kızın tek parçalı mayosu ile şehvet dolusu kötü kadının bikinisi ya da birinin adeta makyajsız yüzü ile diğerinin bol makyajlı yüzü ve benzerleri... Tüm bunlar tiplerin daha da açık koordinatlara dayanmalarını, seyirciye ilk baştan çokça çözümleme unsurlarını vermeye yarıyordu. Artı seçilen oyuncunun fiziksel özellikleri ve oyunundaki davranış ya da diyalog çeşitlemeleri, artı kimi açık bağımlılıklar; alkol gibi, sigara gibi, uyuşturucu gibi.
Tabu filmler
Kitapta son dönem porno filmleri ile ilgili bazı saptamalarınız var. Sizce bu konuda 70'li yıllar ile bugün arasında farklılıklar var mı?
Metin Demirhan: 1970'lerde erotik ve porno olarak 100'ün üstünde film çekilirken bugün ancak birkaç tane çekilmekte. O yıllarda 16 mm'lik pelikül üzerine kayıt yapılmaktaydı. Bugün ise ucuz el kameraları ile evlerde çekim yapılmakta. Oyuncu olarak 70'li ve 80'li yıllarda figürasyon yapanların yanı sıra az çok bilinen kadın oyuncular da yer almaktaydı. Bugün ise tamamen barlardan ve pavyonlardan toplanmış kişilerle yapılmakta.
Kitap görsel anlamda oldukça zengin. İçinde bol miktarda afiş ve lobi var. Tüm bu malzemeleri nasıl temin ettiniz?
M.D: Bunları toplamak benim hobim. Bu nedenle zaman içinde topladığım zengin bir arşive sahibim. Dolayısıyla bu pek tabii kitaba da yansıdı. Aynı zamanda kitapta Giovanni Scognamillo, Agâh Özgüç ve Murat Kuru'nun kişisel arşivinden de pek çok malzemeye yer verdik.
Fantastik Türk Sineması'ndan sonra neden Erotik Türk Sineması? Bu dizinin devamı olarak başka tasarılarınız var mı?
G.S: Galiba her şey benim bir Türk Sinema Tarihi'ni yazmamla başladı. Sonradan, ona bol sayıda ek malzeme getirmek amacı ile Metin Demirhan ile bir dizi tasarladık. Türk sinemasının başlıca türlerini hedefleyerek ve üzerinde yeni yeni durulmaya başlanan tür sinemasını önemseyerek, popüler sinemanın geniş, ayrıntılı bir panoramasını çizerek. Devamında tabii ki aynı çizgide başka çalışmalar tasarlanıyor, örneğin Türk Sinemasında Macera, Türk Sinemasında Güldürü, Türk Sinemasında Melodram gibi. Niyet bu, uygulama yayıncımızın okeyine bağlı.
M.D: Seks furyası döneminde çekilen filmler bugün artık birer tabu olarak görülmekte. Çok düşük bütçelerle çekilmiş eksikliklerle dolu filmler. Dolayısıyla ne yönetmenlerin ne de oyuncuların hatırlamak istedikleri bir dönem. Bugün her ne kadar hatırlanmasa da bir dönem Türk sinemasında adından sıkça söz edilen bu filmlerin kaleme alınmasını gerekli gördük.