Cinsel tedavi

Sevişme sahneleri, genellikle filmlerin baharatı gibidir. Yani eksik olsalar pek bir şey değişmez ama olmaları filmi...

Sevişme sahneleri, genellikle filmlerin baharatı gibidir. Yani eksik olsalar pek bir şey değişmez ama olmaları filmi daha
'lezzetli' kılar. Monster's Ball'un, yani Türkçe adıyla Kesişen Yollar'ın sevişme sahnesi ise, filmin çok önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. Kasvetli bir idam, intihar ve ırkçılık hikayesinin geriye çekilerek, umut ve tutku dolu bir aşk hikayesine yol verdiği sahne bu. Billy Bob Thornton, elektrikli sandalyede idam ettiği mahkumun karısına aşık olan gamlı bir gardiyanı canlandırıyor. Thornton, kadının kim olduğunu, giysilerini parçalamadan hemen önce, kadın ona aşk ve şehvetle mırıldanmaktayken keşfeder. İnsanı derinden etkileyen filmin en çarpıcı sahnesi bu belki de. Aşağıda okuyacağınız söyleşi, Rufus Griscom tarafından, filmin yönetmeni Marc Forster'la nerve dergisinde yapılmış. Bu kadar etkileyici bir seks sahnesi çekmek ve Halle Berry'ye çarpılmak üzerine...
Sevişme sahneleri genellikle kötü olur. Mesela hiç umutsuzluk içermezler. Oysa bir parça umutsuzluk, bu sahneleri unutulmaz kılabilir. Kesişen Yollar'daki sevişme sahnesi, işte tam burada diğerlerinden ayrılıyor. İnsanı çarpan, neredeyse şiddete varan çıplak bir ihtiyaç izliyoruz. Oyuncuları yönlendirmek zor oldu mu?
Billy Bob ve Halle'yle ilk konuşmamda, kafamdakini açık açık anlattım. Duygusal olarak bastırılmış bu iki karakterin sevişmeye hayvani bir şekilde başlamaları çok önemliydi. Bu sahne aracılığıyla, yıllardır içlerinde bastırılmış her şey açığa çıkmaya başlayacaktı çünkü. İlk başlarda Halle konusunda endişeliydim. İyi bir sonuç almak için, sahneyle ilgili olarak kendini çok rahat hissetmesi gerekiyordu. Ben de bunu sağlamak için, kurgu sırasında son sözün ona ait olmasını kabul ettim.
Yani önceden, son sözün ona ait olduğunu bildirdiniz mi?
Halle bana dedi ki "Ya bana her bir açıyı tek tek baştan anlatırsın, ya da kurguda son söz benim olur." Bu tek tek anlatmak meselesi
çalışma ritmimizi kasacağı için, kurgu meselesine okey dedim. Böylece daha iyi oldu, tedirgin olmadıkları için çok daha özgürce çalıştık. Sahneyi çektikten sonra, üçümüz dikkatle filmleri inceledik. Neyin kalacağına, neyin çıkacağına o esnada karar verildi zaten. Filmdeki sahneden ikisi de çok memnun kaldı.
Sizce bu sevişme sahnesini bu kadar vahşice ve çıplak çekebilmenizin İsviçreli olmanızla bir ilgisi olabilir mi?
(Gülüyor) Evet, Avrupa filmlerinin de gösterdiği gibi, Avrupalılar çıplaklığa Amerikalılar'dan daha alışık. Seksin daha şiddetli olan kısmına yer verdik, bu da sahnenin daha doğal olmasına yol açtı. Aslına bakarsanız, filmimin kesilmekten paçayı kurtarmasına şaşırdım doğrusu. (Film, '17 yaşından küçükler ebeveyn eşliğinde izleyebilir' ibaresiyle gösterime çıktı.)
Halle Berry'den hoşlanıyor musunuz?
Yaaa, bence güzel bir kadın, evet... Yani soruyu şöyle soralım isterseniz, "Halle Berry'den hoşlanmasaydınız, kimden hoşlanırdınız?" Peki siz hoşlanıyor musunuz ondan?

Evet ama bir Amerikalı olarak benim bunu kabul etmem daha zor. Aslında, filmde inandırıcı bulmadığım tek sahne, bu süper modelin fakirlik sınırının altında bir yaşam sürmesiydi. Ama sanırım bir film yaparken
insan böyle şeylerle de boğuşmak zorunda kalıyor. Billy Bob'un Halle'ye oral seks yaptığı sahneye gelelim. Bu tür sahneler günümüz filmlerinde böyle ciddiyetle ele alınmıyor artık.
Kesinlikle katılıyorum. Zaten bu yüzden özellikle göstermek istedim bu sahneyi. Bir kadını oral seks yaparken sık sık görüyoruz ama bir erkeğe pek rastlayamıyoruz.
Sizce filminiz cunnilingus'a olan talebi artıracak mı?
(Gülüyor) Umarım.
Filmi birlikte izlediğim kadınlar sahneye bayıldı.
Sahi mi? O sahnenin nesine bayılıyorum, biliyor musunuz? Billy başını kaldırdığında, Halle öylece bakıyor ona. Bu planı biraz uzattım. Arka planda sadece hafiften rüzgar sesi duyuluyor. Başka hiçbir şey olmaması çok hoşuma gitti. Bu planı yaklaşık bir dakika tuttum.
Billy, "İyi miydi?" diye soruyor.
Halle'nin bu sahnede bakışları çok çok iyi.
Seks yoluyla birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışmaları bana Marvin Gaye'in Sexual Healing'ini (cinsel tedavi) hatırlattı.
Bence cinsellik tedavi olmanın çok önemli bir süreci. Sağlıklı bir şekilde var olmak için de sağlıklı bir cinselliğe sahip olmak gerek. Benim için bu filmin anlamı bu: iyileşme süreci.
Bir dergide, Don't Look Now ve The Man who Fell to Earth / Dünyaya Düşen Adam filmlerindeki sevişme sahnelerine çalıştığınızı belirtmişsiniz. Neydi sizi etkileyen bu filmlerde?
The Man who Fell to Earth'deki sahneler çok gerçekçiydi ve Nicolas Roeg bence yaşananı çok iyi yakalamıştı. Don't Look Now'daki sahne daha çok stil ve kurguyla ilgiliydi. Roeg, sahneyi çiftin giyinme görüntüleriyle kesmişti. Çok zarif ve güzeldi. Her iki filmde de cinsel tatmin ihtiyacı ve duygusal patlama ihtiyacı çok iyi yakalanmıştı. Kesişen Yollar için benim de istediğim böyle bir şeydi işte. Filmin çok önemli bir sahnesiydi ve işler istendiği gibi gelişmeseydi, hikaye bir anlam ifade etmeyecekti.
Sevişme sahnesi sanatında doruğa ulaşmış başka bir film geliyor mu aklınıza?
Tabii ki, Paris'te Son Tango; Avrupa versiyonu ama. Amerikan versiyonunu görmedim.
Ben de Avrupa versiyonunu görmedim. Derhal ele geçirmem lazım demek ki...