Çıplak kadınlar evsiz kaldı

Evinde havuzları, duvarlarında gelmiş geçmiş en iyi ressamların tabloları, banka hesabında milyon dolarları olsa da Bob Guccione tüm bunlara elveda demeye hazırlanıyor.
Haber: Melis Çelebi / Arşivi

Evinde havuzları, duvarlarında gelmiş geçmiş en iyi ressamların tabloları, banka hesabında milyon dolarları olsa da Bob Guccione tüm bunlara elveda demeye hazırlanıyor. Brooklyn doğumlu 71 yaşındaki dergi simsarı, 1969'da ilk sayısını çıkardığı bebeği Penthouse dergisinin iflasın eşiğinde olmasına mı üzülsün, gırtlak kanseriyle mi boğuşsun? Nakliye kamyonları, bu günlerde New York'ta 5. Cadde ile 67. Sokak'ın kesiştiği köşeye, Guccione'nin 40 milyon dolarlık malikânesinin
kapısına yanaşıp, yaşlı kurtun servetinin kalıntılarını birer birer yükledikleri gibi götürecekler.
Nasıl oldu da kendisinin "Dünyanın cinselliğe
olan yaklaşımını liberalleştiren ve sosyal ilerlemede önemli etkisi olan dergi," diye tabir ettiği Penthouse bu hallere düştü? Felsefesi tartışılır ancak derginin cinsellik
konusunda bir çığır açtığı yadsınamaz. Eğer cinsel özgürlüğü dünyayla buluşturan hippiler
ise 'Sekste her şey mubahtır' anlayışını tartışmaya açan da Penthouse dergisidir. Tartışmayı kazanıp kazanmadığı bilinmez ama birçok yandaşı olduğu kesin. Zamanında yedi milyona varan okuyucusu varken, bu sayede şimdilerde 850 bine kadar düştü. Dergi aslında yandaşlarını kaybetmedi. Onlar, Penthouse'un çizdiği yoldan gidiyorlar gitmesine, sadece rota değiştirdiler ve yüzlerini internete döndüler.
'Bay Maço'nun hataları
Altın zinciri ve kıllı göğsüyle genellikle
'Bay Maço' diye anılan Guccione'nin parlak kariyerinde yanlış gidenin ne olduğuna gelirsek, durum diğer erotik dergilerinkinden
biraz farklı. Video kasetlerin ve internetin yaygınlaşması dışında, Penthouse'u ve bağlı olduğu General Media şirketini yıkıma iten bir sebep de Guccione'nin idealist yatırımları. Nükleer bir reaktör inşa etmek amaçlı ilk girişiminde başarısız oldu ve bu ona milyon dolarlara patladı. Hustler dergisinin kurucusu Larry Flynt bir keresinde, "Bu tarz hatalar insanı mahvedebilir, benim başarımın sırrı bilmediğim şeylerden uzak kalmamda yatıyor," demişti. Gidişat, Flynt'i haklı çıkarıyor. Hata yapmaya doymayan Guccione, imparatorluğunun çöküşünü belki de en çok Atlantik City'de bir kumarhane kurma çabalarına borçlu. 1978'de bu projesine 200 milyon dolar yatırdı ancak kumar ruhsatı alamadığı için koca çelikten iskelet 10 yıl öylece paslanmaya bırakıldı. Bununla da yetinmeyen risk meraklısı, şehrin girişinde Ramada ile ortaklaşa bir kulüp açmaya kalktı fakat bu hayali de suya düştü.
Ezeli rakip Playboy
Penthouse'un doğuşu, geleceğin medya kralının Londra'nın Mayfair semtindeki konforlu evinde gerçekleşti. Rahiplik eğitimi alan, Roma'da ressamlık yapan, bir İtalyan filminde başrolde oynayan ve William S. Burroughs ile uyuşturucu keyfi yapan adam şimdi de İngiltere'ye pornografiyi
sokan Amerikalı sıfatıyla boy gösteriyordu. Bu sırada Hugh Hefner'ın piyasaya sürdüğü Playboy, İngiltere çapında ayda 10 bin adet satılıyordu. Ancak dergi gerçek hayatla pek bağdaşmıyordu. Derginin sunduğu yaşam tarzı -bornoz, konyak, puro ve yakıcı güneş-İngiltere sokaklarındaki adamdan çok, üst sınıf erkeklere hitap ediyordu.
Hefner yokluktan gelip hayalini kurduğu serveti elde etti. Guccione, Hefner'ın egemeni olduğu diyarları istila etmek üzere yola çıktı. Oliver Burkeman, The Guardian'daki makalesinde Hefner'ı,
'komşunun kızını afişe eden, inci dişli ve beyaz bornozlu komşunun oğlu' olarak nitelendirirken Guccione'yi, mahallenin kötü kızına göz koymuş sokak serserisi olarak tanımlıyor. İlk defa kadınların mahrem yerlerini gözler önüne seren Guccione olduğu gibi, mizansene deriyi ve kırbacı ilk sokan ve tele-seks ilanlarını ilk kez dergi sayfalarına taşıyan da yine o.
'Saygıdeğer' olamadı
Penthouse'un tirajı 7 milyonu buldu ama Guccione hiçbir zaman Hefner ile boy ölçüşemedi. Playboy ünlü kadınları poz vermeye ikna etmesiyle tanınırken Penthouse, adı sanı olmayan kadınları para karşılığı soyan dergi imajından kurtulamadı. Clinton'ın seks skandalları serisinin kahramanları Gennifer Flowers ve Paula Jones bile ikişer kere Playboy'da boy gösterdiler. Guccione yola çıkarken rakip olarak Heffner'ı gösterse de, hiçbir zaman aynı cephede savaşamadı. Playboy pornografik çizgisini sürdürürken, saygıdeğerliğini koruyordu. Penthouse'un olasılığı ise imkânsıza yakındı.
Porno kralının 1977'de yapımcılığını üstlendiği Caligula adlı film de ona istediği
saygıyı kazandırmadı. Guccione'nin tiyatro seyircisinin sinemaya bakış açısını değiştireceğini iddia ettiği film, cüretkâr sahnelerinden dolayı olumsuz tepkiler aldı ve pornografik bir yapım olarak nitelendirildi. Oysa Guccione'nin amacı pornonun da bir sanat dalı olabileceğini göstermekti. Derginin 20'inci yıl kutlamalarının ardından Caligula yeniden piyasaya sürüldü. Bir tane alana, yanında bir de Penthouse DVD'lerinden kliplerin yer aldığı CD'lerden verildi. Sanatsal bir filmin yanında verilmeyecek bir ekstra kuşkusuz. Guccione ise "Bu parayla 200 porno çekebilirdim," sözleriyle Caligula ile Penthouse tarzı pornoyu kesin çizgilerle ayırıyor.
Artık bir tuş ötede
1980'lerde feministlerin pornografiyi eleştiren çığlıkları arttıkça arttı. Hareketin köktenci lideri Andrea Dworkin geçenlerde Penthouse'un kapanma haberinden duyduğu mutluluğu dile getirdi ama "Sorun ortadan kalkmıyor, yerini başka bir şekle bürünmüş olan yeni bir soruna bırakıyor," sözlerini eklemeden de edemedi. Nitekim video ve internet evlere girdi. İnsan bedava, yüzlerce çıplak kadın sitesine tek bir tuşla erişebilirken, neden köşedeki bayiye gidip, üstüne para vererek dergiyi alsın ki? Guccione video sektörüne de, internet sektörüne de el atmakta fazlasıyla gecikti. İnternetteki porno sitelerinde patlama olsa da, sahibinin "Yetişkinlerin Disneyland'ı" diye tabir ettiği Penthouse.com'u ayda iki buçuk milyon kişi ziyaret ediyor. İnternette öyle siteler var ki, zamanın cüretkâr medya patronu Guccione bile yanlarından geçemiyor.
Yarışı başlatan o olsa da, birileri bayrağı Bay Maço'nun elinden kapıp koşuya devam edeli çok oldu. Bu arada yeni bir erkek dergisi formülü de doğdu. Loaded, FHM ve Maxim gibi hafifin de hafifi porno 'erkek' dergileri sehpalarda yerlerini aldılar. Buna karşılık Penthouse, gazete bayilerinde raflardan indirilebilecek, ağır pornoya kaydı. Guccione'nin atladığı nokta genç erkeklerin pornonun envai çeşidine videolar yoluyla ulaşabildiği, dergi sayfalarında ise eğlenceye yönelik bir erotizm aradığı idi.
Gelecek elektronik medyada
Penthouse 31 yıllık ömründe, 3.5-4 milyar brüt, yarım milyar dolar net kazanç elde etti. Ancak şimdi günbegün büyüyen borçlarının altında eziliyor. Guccione'nin sahibi, Penthouse'un ise bağlı olduğu General Media şirketinin denetleyicileri, yıllık raporlarında, kredi borçlarını ödeyemeyeceklerini bildirdiler ve Bank of New York'u, şirketi satın almaya çağırdılar ama bankadan ses çıkmadı. Guccione havluyu atarken, erotik dergilerin artık bu pazarda yeri olmadığını, geleceğin elektronik medyada yattığını söyledi. Ne yazık ki büyük oynayanlara, başarısızlıkları da aynı oranda büyük sonuçlara mâl oluyor. Her ne kadar sosyal cephede Hefner'la aşık atamasa da, Sicilyalı porno kralı 'Bay Maço', Penthouse'un ona, onu eleştirenlerin ya da ona gölge düşürmek isteyenlerin hayal bile edemeyecekleri kadar çok prestij kazandırdığı
kanısında ve bunu "Yaptığım şeyden utanmıyorum," sözleriyle destekliyor.



"Erotik dergilerin Türkiye pazarında hiç şansı yok"

Penthouse dergisi Türkiye'de ilk kez 1991 yılında yayımlandı. Derginin ilk yöneticisi Mehmet Y. Yılmaz, Penthouse ve benzeri dergilerin Türkiye piyasasında neden tutunamadığını ve dünyada düşüşe geçişinin sebeplerini anlatıyor.
Sizce Penthouse neden Playboy gibi daha istikrarlı bir başarı grafiği tutturamadı?
Playboy da bugünkü ortamda ticari açıdan çok başarılı bir yayın sayılmaz. İnternetin keşfiyle beraber, zaten insanlar bu tür yayınların sunduğu tarzda şeylere bedavaya ulaştılar. Ama bu dergilerdeki esas kriz, video kasetin ucuzlayıp yaygınlaşmasıyla başladı. Daha önce erotik resim basan dergiler bu sektörde rakipsizdi. Video yaygınlaşınca, ilk rekabet dalgası hem Penthouse'u hem de Playboy'u Amerika'da da sarstı. Onlar o sarsıntıyı nispeten kolay atlattılar çünkü kendileri de o işe girdiler.
Derginin bir parçası olarak film yapımcılığı işine soyundular. Orada yaratılan kaynak da o şirketleri ayakta tuttu. Yine de esas büyük tiraj kayıpları bu döneme rastlar. Tamamen bedava ve kolay erişilebilir olan erotik internet siteleri de, bu dergileri hepten işlevsizleştirdi. Playboy, Penthouse'a
göre belki biraz daha fazla direnebildi. Bunun da sebebi iki derginin temel felsefeleri arasındaki fark.
Nedir bu fark?
Penthouse daha çok çıplak kadın resimleri ve okuyucu mektupları üzerine kurulmuş bir yayındı, oysa Playboy'un bir gazetecilik misyonu da vardı. Playboy'da siyasetçilerle, sanatçılarla ve edebiyatçılarla yapılan röportajlar ve önemli insanların hikayeleri yer alıyordu. Bunlar Playboy'u daha bir dergi havasına soktuğundan, dergiyi ayakta tuttu. Penthouse ise çıplak kadınlarla dolu bir resim albümü şeklindeydi. Onun yerini kolayca başka şeyler alabildi çünkü orada esas olan erotik resimdi.
Türkiye'de de durum aynı mı? Penthouse bu yüzden kapatılmadı herhalde.
Türkiye'de Muzır Neşriyat Kanunu'nun çıkmasından sonra sadece Penthouse değil, Erkekçe, Playmen, Playboy gibi dergiler de düşüşe geçti. Bunlar ciddi yayınevlerinin yayımladığı dergilerdi. Ama dergileri poşete girmeye zorunlu kılan yasa ve daha sonra poşete rağmen açılan ve büyük cezalar içeren müstehcen neşriyat davaları, büyük yayınevlerini bu işten soğuttu. Bunun sonucu olarak da bu dergiler kapandı, erotik yayın pazarı tamamen yeraltına indi ve daha da denetim dışı kaldı. Yeraltındaki bu çok daha büyük, kontrolsüz ve vergisi ödenmeyen pazardaki dergiler kendilerini herhangi bir ahlaki kurala bağlı hissetmediklerinden, artık erotik denemeyecek, 'hot porno' sayılacak resimler basmakta kendilerini özgür hissettiler. Legal erotik dergi pazarı tehlikeli bir hale geldi ve illegale kaydı.
Yani bu dönemde dergilerin kapatılmasının nedeni satmamaları değildi, öyle mi?
Yok, satmamaktan değil. Tam tersine hepsi çok iyi satıyordu. Amerika ile Türkiye'deki durum tamamen farklı. Playboy daha internet ortaya çıkmadan önce, kanunun getirdiği ağır cezalar nedeniyle kapatıldı.
Penthouse'un kurucusu Guccione ile tanıştınız mı?
Evet, tanıştım. New York'taki, şimdi sattığı evine gittim.
Nasıl biriydi?
Ben tanıştığımda, yanlış hatırlamıyorsam, 65 yaşındaydı. Estetik ameliyatı olmaktan dolayı yüzü bozulmuştu. Derisi o kadar gerilmişti ki dudakları kapanmıyordu. Evine gittim, şirketinin diğer yöneticileriyle de beraber içki içip yemek yedik. Öyle karizmatik bir adam değildi. Bende görgüsüz bir kasaba tüccarı izlenimi uyandırmıştı. Evi görgüsüz insan eviydi. Duvarlarda değerini ölçemeyeceğimiz tablolar vardı. Evi New York'ta bir 'town house' diye tabir ettiğimiz evlerdendi. Tüm bina ona aitti. Kapıdan girdiğinizde karşınıza çıkan yüzme havuzunun mozaiklerini Roma'dan getirtmiş. Yine Roma'dan sütunlar taşıtmış ve sütunların üzerine kendisinin ve karısının heykel başlarını koymuş. Duvarları Chagal'lar ve Matisse'ler süslerken, sehpalarda işportada satılan küçük plastik filler, camdan kurbağalar falan vardı. Oldukça 'kitsch' bir evdi.
Buraya geldi mi hiç?
Sonra İstanbul'a da geldi. Penthouse'un güzellerinden biriyle beraber kaldı burada.
Sizce Playboy'un geleceği de Penthouse'unkiyle aynı mı olacak?
Playboy kendisini bir genel merak dergisine dönüştürmeye çalışıyor. Bunu başarabilirse, insanların kafasında yer eden 'Playboy çıplak bir kadın dergisidir' anlayışı silinebilirse, ayakta kalır. Yoksa onun da sonu yakındır.
Türkiye'de erotik dergiler için yeni bir ortam yaratılır mı sizce?
Erotik dergilerin Türkiye piyasasında hiçbir
şansı yok.