Çocuklara ikiyüzlü davranılıyor

Çocuklara ikiyüzlü davranılıyor
Çocuklara ikiyüzlü davranılıyor
Ressam Hale Karpuzcu, Türker Art'ta açtığı 'İnsan Yavrusu' başlıklı sergisinde yetişkinlerin elinde 'sıkıştırılmış' çocukluğumuza odaklanıyor.
Haber: BURCU AKTAŞ - burcu.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Hale Karpuzcu’nun yağlıboya tablolarındaki çocuklara bakmak biraz da kendimize bakmak gibi. Hem çocukluğumuzda sıkıştırıldığımız yeri hatırlatıyor hem de bugün bir yetişkin olarak çocukları nereye sıkıştırdığımızı yansıtıyor Karpuzcu’nun resimleri.
Hale Karpuzcu, her birinin ifadesi insanı anında etkileyen çocuklarını kuvvetli hikâyeleriyle sağlamlaştırıyor. Gelinliğiyle boyu kadar bir baykuşun yanında duran ya da oyuncak askerin kurşunuyla yaralanmış bir çocuk … Bu resimlerde yetişkinlere yer yok çünkü çocukları sadece oyun alanları içinden anlatıyor Karpuzcu. Sanatçıyla ilk kişisel sergisini ve ‘çocuk’u konuştuk.
Yetişkinler dünyasında zapturapt altına alınmış çocukların durumuna bir eleştiri mi ‘İnsan Yavrusu’...
 
Nasıl ürememizin içgüdüsel boyutu muhakkaksa, dünyaya getirdiğimiz bu yeni insanı istediğimiz gibi şekillendirme arzumuz da içgüdüsel. Ancak bunu yaparken yetişkin dünyasının zaaflarını ve tüm yanlışlıklarını çocuğun savunmasız dünyasına yapıştırma isteğimiz de söz konusu. ‘İnsan Yavrusu’nun buna başkaldırı olduğunu söyleyebiliriz. Yetişkinlerin, çocuğun masum dünyasını devamını sağlamak istedikleri kötülüklerle dolu bu sisteme hazırlayarak kullandığını düşünüyorum.
İngiltere’de erken modern dönem boyunca çocuklar edebiyatta yer almamış. Yetişkinlerin dünyasında marjinal figür olarak görülmüşler. Sanatın birçok alanında bu durum devam ediyor... Çocuk hiçbir zaman birey olarak görülmedi ve ne yazık ki hâlâ da görülmüyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında çocuğun sanat dünyasında boy göstermeye başladığını gözlemlesek bile bu varoluşun yine de sorunlu olduğunu görüyoruz. Çocuk idealleştiriliyor, milli ve politik değerlerin aşılanması ve yansıması doğrultusunda kullanılıyor örneğin. Günümüze kadar uzanan süreç, sanatta çocuğun duruşu anlamında olumlu yollar kat etse bile bakış açılarımızda ‘bireysel varlık’ anlamında bir oluş sergileyemiyor.
Peki, çocuklara karşı algımız bir yandan da bir kültür olgusu değil mi? Türkiye ’de değil de başka bir ülkede yaşayan bir sanatçı olsaydınız ‘İnsan Yavrusu’ için ne değişirdi?
İnsan Yavrusu’nun karşılaştığı bu durum tüm dünyada benzer özellikler taşıyor çünkü çocuk dünyasına yapılan müdahale bilinçsiz bir bakışı da sırtlanıyor. Ben çocuğa bakarken geçmişten, öngördüğüm gelecekten, savaş ve barış ortamındaki çocuklardan; edebiyattaki, sanatın diğer dallarındaki çocuklardan, hem çocuklar için kurulan dünyalardan hem de çocukların karakter olarak kullanıldığı dünyalardan kısacası hikâyeleri bana çarpan tüm çocuklardan yola çıkıyorum. Ancak ister istemez yaşadığım ülkede olup biteni sorgulamak önceliğimi oluşturuyor.
Resimlerinizin kompozisyonuna baktığımızda yetişkinleri asla görmüyoruz, hatta onlara ait nesnelerden bile eser yok...
Hikâyelerimi çocukların oyun alanı içine girerek anlatıyorum. O oyun alanı içinde bazen yetişkinlerin onlara yaptığı oyuncaklar bazen de karşılaşacakları ya da karşı karşıya bırakıldıklarını temsil eden hayvanlar olabiliyor. Her çocuğun sırları, hayalleri vardır ve bunları kimseyle paylaşmak istemeyebilirler, tıpkı bizim gibi. O dünyada gerçeklerden korunmak için bir sığınma alanı vardır yalnız, ben o alanın içinde durmayı tercih ediyorum.
Hikâyeleri yaratmak için nelerden besleniyorsunuz?
Anlatmak istediğim hikâyeler üzerinden hikâye biçimlerine, resim üzerinden tüm görsel sanat üretimlerine bakmaya çabalıyor, oralardan da besleniyorum. Bunun dışında yaşadığımız ve bize çarpan gerçeklikler de söz konusu elbette. Yaşadığım yer, çocuklara ikiyüzlü davranılan bir yer. Çocuk haklarının geçerli olmadığı, toplumda çocukların birey olarak algılanmadığı ama ne yazık ki hâlâ çocuk işçilerin, çocuk gelinlerin, şiddete uğrayan çocukların fazlaca olduğu bir yer. Çıktığım yolculukta beslenme sıkıntısı çekmediğim muhakkak. Ben yine de içinde yaşadığımız dünyanın böyle bir yer olmamasını ve başka bir konu seçebilmeyi tercih ederdim.