Çocuklara stresle baş etme yöntemleri

Bugüne kadar çocuk ve stres konulu birçok araştırma yapıldı, kitap yazıldı. Boşanma, anne-babanın kaybı gibi durumlarda çocukların yaşadığı travmalarda nasıl davranılması gerektiği anlatıldı.

Bugüne kadar çocuk ve stres konulu birçok araştırma yapıldı, kitap yazıldı. Boşanma, anne-babanın kaybı gibi durumlarda çocukların yaşadığı travmalarda nasıl davranılması gerektiği anlatıldı. Ama günlük stresle baş etme yolları konusunda çok az şey söylendi. 'Kabadayı' bir oyun arkadaşı tarafından oyundan atılmak, bir doğum günü partisine davet edilmemek, sanat ve spor alanlarında arkadaşlarıyla rekabet etmek, hemen her çocuğun sık sık yaşadığı gündelik strese örnek.
Mount Sinai Tıp Fakültesi'ndeki Stres Programı'nın müdürü Dr. Georgia Witkin,
"Şimdiki çocuklar hakikaten çok stresli," diyor: "Ama bu sanıldığı gibi derslere boğulmuş olmalarından ya da sanat, spor gibi alanlarda faaliyet göstererek rekabet duygusuyla tanışmalarından kaynaklanmıyor. Temel neden anne-babalarını ya da etraflarındaki diğer yetişkinleri sürekli stres içinde görmeleri. 1000 çocuk üzerinde yaptığım araştırmanın en önemli bulgusu bu. Elbette eski kuşaklar da anne-babalarını stres içinde gördüler ama onlar büyük aile yemeklerini, sokakta oynanan oyunları da gördüler. Değişen çekirdek aile yapısında böyle aktivitelere yer yok."
Anne-baba ne yaparsa...
Resmi kurumlar çocukların yaşadığı stresin kaydını, kanserin ya da şeker hastalığının kaydını tuttukları gibi tutmuyorlar. Yine de 1997'de ABD'deki lise öğrencilerinin yüzde 21'inin intiharı düşündüğü, yüzde 8'inin de intihara teşebbüs ettiği biliniyor. Dr. Witkin stresle birlikte kötüleşen astımın çocuklar arasındaki artışına da dikkat çekiyor. 1980'den 1994'e 5-11 yaş çocuklardaki astım vakalarında yüzde 75'lik artış var.
Kansas'taki Mercy Hastanesi'nde klinik psikolog olarak çalışan Dr. Edward Christophersen çocukların stresle baş etme yöntemleri konusunda anne-babalarını taklit ettiklerini söylüyor: "Stresli anne kapıyı çarpıp anahtarları fırlatarak, stresten kurtulma yolunun kapı çarpmak, anahtar fırlatmak olduğu mesajını veriyor. Dışarı çıkıp koşsa, meditasyon ya da yoga yapsa çocuk bu yolu öğrenecek."
Dr. Christophersen'ın en sevdiği rahatlama tekniklerinden biri su ve sabunla baloncuk yapmak. Bunu yaparken kullanılan düzenli ve ölçülü nefes, stresi ve öfkeyi azaltıyor: "Çocuklar fazla ya da az nefes kullandıklarında baloncuk yapamadıklarını hemen öğrenip nefeslerini ayarlarlar."
Dr. Christophersen çocuklara önce su ve sabunla balon yaparak nefes almayı öğretiyor. Sonra aynı nefes egzersizlerini balonsuz yaptırıyor. Çocuk öfkelendiği ya da kendini stres içinde hissettiği an hayalinde baloncuk yapmaya başlıyor. Christophersen, "Anne-babaların da balon yapmayı öğrenmesi lazım," diyor: "Çocuğunuzla alışverişe dışarı çıktınız. Deli gibi yağmur yağıyor ve otomobilinizi park edeceğiniz yer son anda doluyor. Sinirlenmek için daha iyi fırsat mı olur! İşte şimdi balon yapma zamanı. Çocuklar öfkelenmeyi de sakinleşmeyi de yetişkinlerden öğreniyor."
Mizaç meselesi
Uzmanlar stresin etkisinin herkeste farklı olduğunu söylüyor. Klinik psikolog Dr. Marc A. Nemiroff, "Bazılarımız strese daha dayanıklı geliyoruz dünyaya. Bunun bir mizaç meselesi olduğunu kabul etmek lazım," diyor.
11 yaşındaki Jeffrey'ye bakalım. Jeffrey'in annesi derslerinde başarılı, beyzbol takımında iyi bir oyuncu olan oğlunun görünürde hiçbir sorunu olmadığını söylüyor. Ancak Jeffrey belirsizlik durumunda aşırı öfkeli bir çocuk oluyor ve annesi bir psikoloğa danışıyor. Dr. Jones, Jeffrey için psikolojide 'visual imaging/görsel imajinasyon' denilen egzersiz yöntemini kullandı. Jeffrey öfkelendiği an kendini beyzbol maçında hayal ediyor ve derin nefes alıyor. Anneye göre bu egzersizler işe yaradı: "Jeffrey artık kendini sakinleştirmeyi biliyor."
Çocuk psikologlarının rahatlama tekniklerinin
işe yaradığını görmesiyle birlikte bu tekniklerin okullarda öğretilmesi de hız kazandı. Bir ilkokulun rehberlik bölüm başkanı olan Dr. Dorothy Youngs, "Stresle baş etmeyi öğrenen çocuklar kendilerini daha iyi hissediyor, bu da okuldaki başarılarını olumlu yönde etkiliyor," diyor.
Özgüven önemli
Amerika'da bir ilkokulda rehberlik danışmanı olarak çalışan Mary Minner'ın sekiz haftalık 'Stresle Baş Etme Yolları ve Özgüvenin Güçlendirilmesi' adlı seminerinde ise 7-8 yaşlarındaki minikler bir masanın etrafında toplanıp rahatlama tekniklerini öğreniyor ve pozitif düşüncenin gücünü keşfetmeye çalışıyor.
Minner pozitif düşüncenin anksiyeteyi kontrol etmede etkili olduğunu ve özgüvenin stresle başa çıkmada en büyük yardımcı olduğunu vurguluyor. Minner çocuklara iki ayrı duruş gösteriyor: Biri omuzların çökük olduğu ürkek duruş, diğeri gururlu ve dimdik bir yürüyüş. Sonra çocukları dik ve gururlu yürümeye davet ediyor: "Çocuklara bir araya gelme amacımızın içimizdeki güven duygusunu uyandırmak olduğunu anlatıyorum. Aslında onlara bir şey öğrettiğim söylenemez. Sadece zaten var olan bir şeyin ortaya çıkmasına yardım ediyorum."
(Çeviri: Zeynep Güven/New York Times)