Çocuklu tatil rehberi!

Çocuklu tatil rehberi!
Çocuklu tatil rehberi!
Çocuklu tatilde nelere dikkat etmeli, nereye gitmeli, çantaya neler eklemeli? İşin uzmanlarına ve tabii ki anne- babalara sorduk.
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Geçen yaza kadar sırtınızda bir çanta, iki şort ve üç tişörtle tatile çıkarken artık yolunuza ‘anne-baba’ olarak mı devam ediyorsunuz? Dert etmeyin, yalnız değilsiniz. Zira Türkler, çocuklarla tatile çıkma planı yapan aileler arasında açık ara Avrupa birincisi! Uçak bileti satan Skyscanner’ın verilerine göre yüzde 43 ile birinci sıradayız. Arkamızdan Danimarka geliyor. Yani çocuklu tatil bizim için bu hayatın kaçınılmaz bir gerçeği… Çocuklu tatil konusunda tecrübesizseniz tüyolara ve deneyimli anne-babalara kulak verin...

Nasıl bir yer?

Yer ararken anne-baba olarak temel bir konuda karar vermeli. Bol yıldızlı, çocuklar için parkları, yuvaları olan tatil köylerine mi gideceksiniz, yoksa lüksten uzak, doğayla iç içe bir tatile mi? Üçüncü bir seçenek de sezonluk kiralık evler, devremülkler… Üç seçeneğin de hem iyi hem kötü yanları var. Lüks tatil köylerinde çocukları oyalayabilecek her türlü imkân mevcut: Spor sahaları, oyun salonları ve onunla ilgilenen çalışanlar… Mütevazı tatillerde böyle bir imkân olmamakla birlikte çocuğunuzla sizden başka ilgilenen de olmayacaktır. Ama yıldızsız otellerde yapılan tatilin de olumlu yönleri var. Uzun doğa yürüyüşleri yapmak ve çocuğunuzla birlikte keşfedebileceğiniz yeni şeylerin zevkini yaşamak da size ve çocuğunuza unutulmaz bir tatil yaşatabilir. Tatil yapmak için uzun bir zaman varsa devremülkler de iyi bir seçenek olabilir. İstediğiniz kadar yayılabilir, rahat bir ev ortamında tatilinizi daha rahat geçirebilirsiniz. Devremülk tutarken ya da pansiyonda kalırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sağlık merkezlerine yakın yerler tercih etmek olacaktır.

Nereye gitmeli?

Gezi yazarı Fatih Türkmenoğlu, tatil köyü dışında seçenek arayanlara sığ suları öneriyor: “Hem tatil köyü olmasın hem rahat edelim’ diyenlere Bitez uygun. Deniz güzel ve sığ, her yer ayak altı. Eczanesi, doktoru, dondurmacısı var. Bir de ‘hamburger-patates-kola’ aldınız mı, bu kadar işte... Bitez’in yanı sıra Didim Altınkum, Antalya Konyaaltı, Çeşme Ilıca çocuklu aileler için en uygun plajlar. Tatilinizi bu plajlara veya benzer “kumlu ve sığ” plajlara yakın yerlerde geçirmenizde fayda var. Uzmanlar serin denizleri çocuklar için çok fazla önermiyor. Aynı şekilde fazla dalgalı ve hırçın denizler de tehlikeli olduğu için sakıncalı.” (Hangisinegitsek.com)

Ya hasta olursa?

Yaz aylarında en fazla görülen çocuk hastalıkları güneş çarpması, ishal ve deri hastalıkları. Uzmanlar çocukların saat 10.00 - 16.00 arasında güneş ışığından uzak tutulmasından yana. Ek olarak bol sıvı tüketilmesi ve güneş kremi kullanılması gerekiyor. Tehlike arz eden bir başka durum da böcek ısırıkları. Bu yüzden ısırıklara karşı ilaçlar valizde olmalı.

Havuz mu deniz mi?

Havuz daha kontrollü bir alan olmasına rağmen deniz bir adım önde! Havuz düşünüyorsanız hijyen konusunda emin olmanız gerekiyor. Fazla klorlanmış havuzlar deri, kulak ve gözde alerjik hastalıklara sebep olabiliyor. Ayağa batabilecek deniz canlılarına dikkat etmek kaydıyla deniz çocuklar için daha sağlıklı. Ayrıca havuz kenarı kaygan bir hal alabiliyor. Bu sebepten çocuğunuzun sandaletli olmasına dikkat etmek gerekiyor.

Bunları unutmamalı!

1) Çocuğunuz alerjik bir bünyeye sahipse çarşaf, yastık kılıfı, havlu gibi eşyaları yanınızda götürmenizde fayda var. Farklı bir deterjanla yıkanmış eşyalar çocukları rahatsız edebilir.

2) Yemeği için gerekli olan malzemeler (kaşık, biberon vs.) alınmalı.

3) Yazlık bir yere gidilse dahi her havaya uygun birkaç kıyafet alınmalı. Çocuk bu, geceleri üşür…

4) Tatile çıkarken (sağlık birimine uzak bir yere gidiyorsanız) yanınıza ecza dolabından hallice bir ilaç çantası almanız gerekiyor.

5) Tuvalet eğitimini tamamladıysa ona özel bir lazımlık işe yarayabilir. Çocuğunuz evde normal tuvaleti kullanmaya başladıysa bile farklı bir tuvalete uyum sağlayamayıp tatilde zor anlar yaşatabilir.

6) En sevdiği bebek, boya defteri, oyun hamuru gibi oyalayıcı şeyler de çocuğunuzla çıkacağınız tatilde hayat kurtarıcı olabilir.

Dört ebeveyn, çocuklu tatillerini anlattı
'Pansiyon tatiline devam!'

Umay Aktaş: İstediğin saatte uyandığın, kimi zaman tüm gün deniz kenarında kitap okuduğun, müzik dinlediğin, hava durumunu, suyun sıcaklığını hesap etmeden çıkan yaz tatiller kızımız Güneş doğduğundan beri geride kaldı. Şikâyet sanmayın, çocuksuz tatilin tadı başka ama çocuklu tatilin de keyfi ayrı. Tatil anlayışımız ve kaldığımız yerler değişmedi. Ama artık algımız daha başka işliyor tabii. Onunla ilk tatilimizi henüz dört aylıkken yapmıştık. Şimdi iki yaşında. Bazı arkadaşlarımızın “Biz de eskiden 5 yıldızlı otellere ve tatil köylerine gitmezdik oyun yeri, yemek her şey tek bir yerde. Etrafta oynayacağı alan ve materyal çok, eğleniyorlar” sözlerini kulak ardı yapıp, “Güneş buraların varlığını bilmezse istemez. Nasıl alıştırırsak öyle” mantığıyla hayatımıza kalabalık, gürültülü, kaydıraklarda helak, animasyonlarda telef olunan tatili sokmadık. Tabii tercih meselesi ama böyle bir tatil bize göre değil. Biraz daha büyüyünce kamp yapmaya alıştırmak istiyoruz. Pansiyonlarda, butik otellerde kalmaya devam ediyoruz. Tatil anlayışımız değişme de algımız ve önceliklerimiz tabii ki değişti. Eskiden in cin top oynarken sezon dışı yaptığımız tatilleri hava ve deniz suyu soğuk olur diye biraz daha sezona çektik mesala. Doktora ve eczaneye rahatlıkla ulaşabileceğimiz yerler tercihimiz oluyor. Bazı mekânlara çocuk kabul edilmiyor ve bunu açıkça belirtiyorlar. Kimi yerlerin ise çocuğumuz olduğunu duyana kadar boş olan odaları birden doluyor. Masaya sadece anne baba için servis açıldığı yerler yerine çocuğun da birey olarak görüldüğü, bebek sandalyesinden yatağına kadar rahatlıkla bulabileceğimiz yerler daha da önem kazandı. Bir zamanlar bir tek yatağın olduğu ufak odalar artık dar gelir oldu. Eskiden kummuş, taşmış, kıyadan ya da iskeleden denize giriliyormuş pek de önemli değilken bazen kumluk plaj ararken bulabiliyoruz kendimizi. Bir de mekânlara, nesnelere ayrı bir taraftan bakan ‘anne gözü’ var tabii: “İskele güvenli mi”, “Odanın dolabı sağlam mı”, “Aman üstüne düşmesin...”


‘Spontane tatil rotaları geride kaldı’

Tahsin Aksu: Benim için tatil kavramını ‘Rüzgar’dan önce ve sonra’ şeklinde ikiye ayırmak mümkün. Aslında bu durum biraz da çocuğunuzun ne kadar meraklı ve enerjik olduğu ile alakalı. Rüzgar şu anda üç yaşında ve doğduğu günden bu yana sürekli hareket halinde! Eskilerin ‘küçükken düz duvara tırmanırdı’ dedikleri cinsten. Hal böyle olunca tatil günlerini bir yandan iple çekerken diğer yandan yaşayacağınız aksiyon dolu maceraları da düşünmeye başlıyorsunuz. Rüzgar’ın doğumundan önce tam teşekküllü tatil köylerinden mümkün olduğunca kaçınırdık. Salaş ve daha çok doğal güzellikleriyle öne çıkan destinasyonlar önceliğimizdi. Spontane gelişen tatil rotalarıyla yüreğimizin götürdüğü yere gittiğimiz günler ne yazık ki mazide kaldı. Şimdilerde durum oldukça farklı. Artık “Otelin plajı iskele mi kum mu?”, “Animasyonlar nasıl?”, “Kids Club hizmeti var mı?” gibi sorulara tatmin edici yanıtlar almadan tatil seçimi yapamıyoruz. Tüm bu kriterler çocuğunuzun yaşam tarzına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Her ne kadar Mısır piramitlerini kucağında 10 aylık bebeğiyle görmeye gelen Danimarkalı çift karşısında hayranlığımı gizleyemesem de halimizden memnunuz. Tabii ki günün birinde Rüzgar’ın da babası gibi motosiklet kullanmayı sevmesi ve birlikte iki teker üzerinde dünya turuna çıkmak hiç fena olmazdı.

‘Yurtdışı tatili çocukla da olur’

Erkan Canan: Oğlum Çınar, ekimde dört yaşına giriyor. Ve itiraf ediyorum ki, doğduğu 2009 yılından bu yana, “Rahat etmeyiz, sürekli telaş içinde oluruz” kaygısıyla bir kez olsun yurtdışında tatil yapmadık. Özellikle ilk kez çocuk sahibi olmuş ebeveynlere tatile dair verebileceğim ilk öneri çocuklu gitmeyi dert etmeyerek tatili sürekli ertelememeleridir. Çocuklu tatilin, keyfine göre takılmamak olduğunu çocuk sahibi olmayanlar dahi bilir. Yalnız bunu bilmekle uygulamak arasındaki farkı da sadece anne-babalar bilir. Gittiğiniz yerde yanınızda bir çocuk olduğunun bilincinde gidiyorsanız; yani onun gezilip görülen yerlerle sizin gibi ilgilenmeyeceğini, size olağanüstü gelen yerlerden çabuk sıkılacağını da bilirseniz, sorun yaşamazsınız. Bunun yanı sıra çocuğumla yaptığım tatilden son derece memnun kaldığımı da belirtmem gerekiyor. Çünkü tatil, kimi zaman rutinleşen ebeveyn-çocuk ilişkisine heyecanlı bir boyut da katıyor. Çocuğunuzu çok iyi tanıdığınızı düşünseniz bile yeni bir yerin onda yarattığı tepkileri gözlemlemekten büyük keyif alıyorsunuz. Çocuklu tatilin belki tek dezavantajı, birlikte uzun müze ziyaretleri gerçekleştirememek. Fakat ebeveynlerin çocuğa dönüşümlü bakması, bu sorunun aşılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca gittiğiniz yerde, çocuklar için park imkânlarının olup olmadığı da önemli. Biz Floransa’da kaldığımız beş gün içinde, Çınar bir salıncağa, kaydırağa hasret kaldı. İstanbul’a döndükten sonra, civardaki mütevazı parktaki tahtırevalliyi görünce keyiften dört köşe olduk.

'İhtiyacınız yaratıcılıkta!'

Evrim Sümer: 10 yıldır sektirmeden geldiğim otele, Leyla doğduğu sene gitmedik. Sıcakla baş edemeyiz, aman akrep-örümcek vardır falan filan… Onun yerine Laylu 5 aylıkken kolayı (!) seçtik, arabayla önce Bozcaada sonra mavi yolculuğu da kapsayan 2 haftalık bir yolculuğa çıktık. Hâlâ kendime soruyorum, neden bu saçmalığı yapmışız diye. Hiç kötü değildi, bilakis harikaydı ama en büyük cazibesi galiba arabalı olduğumuz için yanımıza bütün evi alabilmiş olmamdı. “o rahatsa, ben de rahat ederim” kafası. Bir yaşına bastığından beri yıllardır gittiğim otele geliyoruz kızımla. Sade, yıldızsız, doğanın içinde. Kum yok, çocuk kulübü yok, televizyon yok. Onun yerine deniz var, atlar, kediler, köpekler, ördekler, boyanacak taşlar, keşfedilecek börtü-böcek var. Bir kere beş yıldızlı bir tatil köyüne de gittik. Tesis harikaydı ama bütün günüm renkli topların arasında, çişli havuzlu çocuk kulübünde geçince nefret ettim. Ben nerede, Leyla orada artık... En ve belki de tek önemlisi, güneşten korumak. Doğanın içindeyseniz eğlence doğal haliyle geliyor. Laylu’nun bugünlerde en sevdiği şey, eline karınca alıp vücudunda gezdirmek, taş boyamak, köpek Penny onun yanında yüzsün diye seslenmek. Diyeceğim şudur; çocuğunuz oldu diye tatil koşullarınızı değiştirmek zorunda değilsiniz. İhtiyacınız olan kudret, beyin kıvrımlarınızdaki yaratıcılıkta saklı!