Çocuksuz sosyal hayat: Doğal bir hak mı, tahammülsüzlük mü?

Çocuksuz sosyal hayat: Doğal bir hak mı, tahammülsüzlük mü?
Çocuksuz sosyal hayat: Doğal bir hak mı, tahammülsüzlük mü?
Restoranlar, oteller ya da spor salonları gibi sosyal mekanlarda yayılan 'çocuk kabul etmeme' uygulaması makul bir durum mu, çocuk haklarının ihlali mi? Anne-babaların çocuklarıyla gezip tozmaya, çocuksuzların da kafa dinlemeye hakkı yok mu? İşletme sahiplerine ve ailelere sorduk
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Sevgilinizle, eşinizle baş başa yemek yemek, özel bir gece geçirmek üzere, yüklü bir hesap ödemeye hazır şekilde giriyorsunuz şık restoranın kapısından. İçeride ufak çocuklarıyla gelmiş, dahası çocukların gürültüsüne, ortalıkta koşuşturmasına falan oralı olmayan anne babalarla karşılaşıyorsunuz. Romantik geceniz, sizin hayatınızda henüz pek yeri olmayan çocukların baskın sesleri altında eziliyor. Daraldınız mı?
Tersini düşünelim: Çocuk sahibi bir çift olarak yaşadığınız şehirde, gittiğiniz tatil kasabasında; eşinizle, arkadaşlarınızla kendinize sıkı bir ziyafet çekmek istiyorsunuz. Küçük çocuğunuzu bırakacak kimse yok. Veya zaten o da sizinle olsun istediniz. Restoran henüz rezervasyon aşamasında, ‘Kusura bakmayın, çocuklu konuk alamıyoruz. Diğer müşterilerimiz rahatsız oluyor’ diyor. Öfkelendiniz mi?
Örnek vakayı restoranlardan çıkarıp butiğinden devasa tatil köyü otellerine, spor kulübü ve havuzlara hatta otobüs, uçak gibi toplu taşıma araçlarına kadar uzatmak mümkün. Dünyada da Türkiye ’de de sayısı artan ‘çocuk kabul etmeyen işletme’ uygulaması, yetişkinlerin bencilliği, tahammülsüzlük ve çocuk haklarının ihlali mi, yoksa ‘Biraz sakinlik istemek’ herkesin en doğal hakkı mı?
Mevzuyu geçtiğimiz günlerde sayfalarına taşıyan Time dergisiyle eşzamanlı olarak Radikal sayfalarında da benzer bir gündem vardı. Önce çocuksuz bir erkek olarak Cüneyt Özdemir, ardından bebek sahibi bir kadın olarak Evrim Sümer köşelerinde, kendi durdukları yerlerden yorumladı, kapılarını çocuklara kapatan mekanların tavrını. Artık sözün işletmelere ve diğer anne-babalara da geçme vaktidir diyerek ‘Çocuksuz sosyal hayat istemek makul bir talep midir?’ sorusunun peşine düştük...

‘Çocuksuz tatil de insan hakkıdır’
MUTLU TÖNBEKİCİ (‘Küçük Oteller Kİtabı’ yazarı, çocuksuz)
Çocuk kabul etmeyen bir sürü otel var. Çocuk sahipleri bunu insan haklarına aykırı demeye kadar getiriyor. Fakat çocuksuz tatil yapmak da insan hakkıdır. Nasıl ki sessiz oteller, nasıl ki tesettürlü oteller, nasıl ki sörf otelleri varsa aynı şekilde sessiz, sakin ve çocuk kabul etmeyen otellerin olması da çok normaldir. Bunun garip karşılanması bana garip geliyor. Aksine çocuk sahibi olmayan ve çocuk gürültüsü çekmek istemeyenlere de bir nefes olarak sunulması gerekir. Ve ülkemizde de buna imkân tanıyan çok güzel çok şık güzel küçük butik oteller mevcut. Bu tip otellerin çoğu ‘12 yaş üstü ve altı’ diye ayrım yapıyor. Çocuğun yaşı soruluyor, onun altındaysa ‘Kusura bakmayın’ deniyor. Bazı oteller yüksek sezonda çocuk kabul ediyorlar, diğer sezonlarda etmiyor. Böyle bir ara yol bulmuşlar.

‘Nasıl yetiştirdiğimiz önemli’
ASLI TOHUMCU (Yazar, bİr çocuk annesİ)
Çocuğum yokken çocuklardan olabildiğince uzak dururdum. Özellikle seyahatlerde... En iyi çocuk gıkı çıkmayan çocuktur, derdim. Ama öyle bir çocuk yok. Çocuk ağlar, mızmızlanır, kahkaha atar, bir şekilde gürültü çıkarır yani… Şimdi çocuğum var. Ama bazen çocuğumdan uzaklaşmak, eşimle baş başa kalmak istediğim için insanların bu taleplerine çok da katı yaklaşamıyorum. Ama tabii, çocukların belli yerlere alınmasını istemeyenlere, kendilerinin de bir zamanlar çocuk olduklarını hatırlatmak lazım. Çocukları ya da çocuklu aileleri reddetmeye yönelik tavırları çok gerçekçi bulmuyorum. Çocuklu aileleri belli otellere vs. almamak yerine, belki de çocuklarımızı nasıl yetiştirdiğimize, onlarla nasıl iletişim kurduğumuza dikkat etmek lazım. Avrupa’ya seyahat eden herkesin dikkatini çeken bir şey vardır, Avrupa’da bir çocuk ağlıyorsa o muhakkak Ortadoğulu bir çocuktur. Demek ki bizde bir şey var. Ya şımartıyoruz, ya idare edemiyoruz çocukları...

‘Sıradan faşizm dediğimiz bu işte...’
MUHSİN KIZILKAYA (Gazetecİ-yazar, İkİ çocuk babası)
Eskiden ‘Köpek alınmaz’, ‘Yahudi alınmaz’ gibi şeyler vardı. Bu ayrımcılıktır. Irkçılıktır. Çocuk dediğimiz, kendini bizim gibi ifade edemeyen biridir. Bizimle aynı haklara sahiptir. Ona ayrımcılık yapınca faşizm yapmış oluyorsun. Sıradan faşizm dediğimiz de buradan doğuyor zaten. Bu, insanları ‘Gözümü bozan bir şey varsa o olmasın’a götürür. Başka bir dil kulağına geldiği zaman da tepki gösterirsin. Hayat dediğin köpek, çocuk, büyük, kedi, evcilleştirilmiş ne kadar yaratık varsa bunlardan ibarettir. Bu memleket hakikaten sıradan faşizme her anlamda açık bir toplum. Onun için böyle şeylere çok şaşırmıyorum, Batı’daki örnekler de beni ilgilendirmiyor. Batı’da sonsuz düşünce özgürlüğü var, öyle bir talepte bulunmuyorsun ama böyle bir şey görünce istiyorsun. Şık restoranlarda olabilir; iş yemeği vs. vardır ama tatil yerlerine, otellere geldiği zaman yaygınlaşır, başka türlü ayrımcılık başlar. Çocuğu olmayan insanların yapacağı şey, bir an önce çocuk yapmaktır, bu duyguyu anlayabilmek için!

‘Akşam başka, gece geç vakit başka’
AYŞE KUCUROĞLU (İşletmecİ, dört çocuk annesİ)
Çocuk restorana tabii ki alınır ortalık terörize edilmiyorsa. Ama ailelerin rahatı kadar çocuksuzların da rahatı önemli tabii. Geçen yaz plajımda ahşap bölüme çocuk almadım. Bol içki ve sigara tüketiliyordu, yüksek sesle müzik vardı. Fakat kum tarafında ve çim alanda çocuklara ayrılmış cok rahat yerler yaratmıştım. Buna rağmen epey tepki almıştım, sonra alıştılar. Bunu yaparken üç çocuğum vardı ve dördüncüye hamileydim. Kimse ‘Çocuk sevmiyor’ diyemez! Ben de anne olarak gece geç vakitte insanların keyif yaptığı yerlere çocuk götürmüyorum. Kendi keyfim için ne başkalarını rahatsız ederim ne de çocuklarımı. Akşam yemeğine çocukla gidilebilir. Fakat gece olunca işler seksileşiyor. Happily Ever After’a da sık geliyorlar. Hatta Chicco tuvaletlerden birini dekore etti. İçeride emziren anneler için bile her türlü şey var.

‘Çocuğun gitmeyeceği mekân olabilir’
BENNU GEREDE (Fotoğraf sanatçısı, dört çocuk annesİ)
Lokantalar vardır ki çocuklarını götürmemen gerekir. Kırıntı, House Cafe gibi çocuklara yönelik mekânlara götürülebilir tabii ama bir Paper Moon ya da Xuma’ya da çocukla gidilmez. Ayıp denen bir şey var. Daha şık, daha romantik yerlere insanlar sakin sessiz keyif yapmaya gidiyor. O yüzden bazı kurumla hak veriyorum. Öyle mekânlarda iş yemekleri de yenebiliyor. İnsan rahatsız oluyor gerçekten koşuşturmalar, bağırışlar falan… Tatil köylerinin de öyle bir hakkı var tabii. Hillside Fethiye’de mesela kesinlikle çocukların ulaşamayacağı bir beach var, sessiz beach. Bir de normal çocuk bölümü var, atıyorsun çocukları oraya rahatlıyorsun. Bu uygulamaya karşı değilim. Anne-baba olmayıp tatile gidenlere bu kahır olur. İnsan dinlenmek, kitap okumak, romantizm yaşamak istiyor olabilir.

‘Çocuk alan sakin mekanlar da olsun’
GONCAGÜL SUNAR (Oyuncu, bİr çocuk annesİ)
Birkaç yıl öncesine kadar değil otel, tatil köyü vs. çocuklu bir masanın yakınına oturmazdım. Uçakta, otobüste ya da bir kafede ‘Aman çocuktan uzak olalım’ durumundaydım. Tabii ben de ebeveyn olana kadar… Ancak çocuk sahibi insanlar birbirlerini anlayabilirler. Başka bir frekansa geçiyorsunuz çünkü. Biraz pusetli, çoluk çocuklu ezici çoğunluğa katılıyorsunuz… Bu uygulamanın olması bir yanıyla iyi. ‘Huzurlu bir tatil yapayım, kitabımı okuyayım, müziğimi dinleyeyim’ diyen insanları rahatlatacak bir şey. Anne olarak ‘İnsanları rahatsız ediyoruz’ gerginliği de sevimsiz çünkü. Etrafta ‘Çocuklu tatil köyü’ olduğunu bilerek gelmiş insanlar olması, ailecek gidilebilir mekânların varlığı biz ebeveynleri çok daha rahatlatır. Çocuğunuz başka çocuklarla arkadaş olabilir, aktiviteler olabilir. Çocuğa ‘Şunu yapma, aman buraya, gitme, ses çıkarma, gürültü yapma’ şeklinde özgürlüğünü kısıtlayıcı ültimatom vermekten de kurtuluruz. Ancak mesela biz eşimle hâlâ sakin, doğal, bakir, hafif bohem tatil kafasındayız. Böyle yerlere de çocuğumuzla gitmek zor. Söz konusu olan rahatsızlık verme, çocuğun sıkılabilme ya da klasik tabirle ‘tatilin çocukla burnumuzdan gelmesi’ gibi riskleri de var. Sonuçta uygulama yanlış değil, el altında çocuk alan ‘sakin’ yerler varsa, bizim tercihimiz o olsun.

Mekanlar ne diyor?

VARSAN ÇEKİÇ

*Atami Tatil Köyü, Bodrum: Burası doğanın içinde, huzurlu, butik bir otel. 14 yaşından küçük çocuk almıyoruz. Bu gelen müşteri profilinin talebi. Misafirlerimiz de kafa dinlediklerini ve bu uygulamadan memnun olduklarını söylüyor. 

* Ortunç Butik Otel, Ayvalık: Geçtiğimiz ağustostan beri 12 yaşından küçük çocukları almıyoruz. Buna müşterilerimizin doldurduğu anketler üzerine karar verdik. 

* Sakızlıhan Otel, Çeşme: Otelimize yedi yaşından küçük çocukları kabul edemiyoruz. Odalar birbirine çok yakın, bu kararı da kurulduğumuz zaman misafirlerimizin rahatsız olmaması için almıştık. 

*Oyster Residence, Ölüdeniz: Yetişkinlere yönelik bir konseptte kurulduğumuz için 14 yaşından küçük çocukları kabul edemiyoruz. 

*Sunset Restoran, İstanbul: Çok küçük bebek almıyoruz ancak gelince de geri çevirmiyoruz. Bebekler için mama koltuğumuz yok. 

* Mimoza Restoran, Bodrum: Rezervasyon yaptırırken beş yaş altı çocuk almıyoruz. Ancak kapıdan, çocuklu müşterileri de geri çevirmiyoruz. Uygulamaya geçen sene geçtik çünkü çocuklarıyla ilgilenmeyen aileler oluyordu. Çocukları ağlıyor, zırlıyor, koşuşturuyor diğer müşteriler iki saatte yemeğini yiyip kalkıyordu. Aileler de ‘Benim çocuğum ağlamaz’ diyorlardı. 

*Topaz Restoran, İstanbul: Rezervasyon sırasında müşterilere çocuk getirmemelerini rica ediyoruz. Ancak müşteri çocuğunu getirmek istediğini söylerse de ‘hayır’ demiyoruz. 

*Mikla Restoran, İstanbul: Altı yaşından küçük çocukları almıyoruz, çocuklara uygun bir mönümüz yok. Kimi müşteriler çocuklarıyla gelememekten rahatsız oluyor ama uygulama kurulduğumuzdan beri var.
kBorsa Lokantaları, İstanbul: Bizde böyle bir uygulama yok. Çocuklar için ayrı bir mönümüz yok ama onlara uygun yiyeceklerimiz de var. 

*Vogue Restoran, İstanbul: Brunch saatlerinde çocukların gelmesinde bir sorun yok. Ancak akşam yemeklerinde müşterilerimizin rahatsız olmaması için 12 yaşından küçük çocukları almıyoruz. 

*Changa Restoran, İstanbul: Bizde böyle bir uygulama yok. Bu tarz bir uygulamayı komik buluyoruz. 

*Yakup Meyhanesi, İstanbul: Çocuklu müşteri almama gibi bir kuralımız yok. 

*Hillside Spor Kulübü: Üyelerimizin çocukları için özel seans ve aktivitelerimiz var. Bunun dışında çocuk kabul etmeme gibi bir uygulamamız yok.