Coen'lerden mini başyapıt

Coen'lerden mini başyapıt
Coen'lerden mini başyapıt

Ethan (solda) ve Joel Coen kardeşler Cannes ın gediklisi.

Haber: ATİLLA DORSAY / Arşivi

Coen Kardeşler’in görkemli serüvenini öncelikle Cannes’da izledik. 1987’deki ‘Raising Arizona’dan beri hemen tüm filmlerini Cannes konuk etti. ‘Barton Fink’ten ‘Fargo’ya, ‘Büyük Lebowski’den ‘Orada Olmayan Adam’a, ‘ Kadın Katilleri’nden ‘İhtiyarlara Yer Yok’a... Ve elbette ‘Burn After Reading’den ‘True Grit’e ve elbette son filmleri ‘Inside Llewyn Davis’e...
Üç yıl sonra gelen bu yeni çabanın yine Cannes’da baş tacı edilmemesi düşünülemezdi. Sakın yanılmayın: alçakgönüllü görünümü ardında, yine derin Amerika’nın nabzını çok iyi tutan ve bu kültüre şapka çıkaran bir küçük başyapıt yatıyor.
‘Inside Llewyn Davis’ gerçek bir kişiliği, 1960’ların folk şarkıcısı Llewyn Davis’i ele alıyor. Şarkılarının sözlerini ve bestelerini yapan ve Bob Dylan tarzı sesiyle yorumlayan kendine özgü bir sanatçı. New York’un bohem hayatı içinde yolunu arıyor ve bir türlü bulamıyor. Hem özel hayatını berbat etmiş hem de kariyerini sağlam bir yöne çevirememiş. Büyük kenit terk edip taşraya gitmesi ve Chicago’da şansını araması da işleri kolay kolay düzeltemiyor.
Film bir yandan tam bir dönem tasvirine soyunurken öte yandan Amerikan pop dünyasına da son derece alaylı bir bakış atıyor. Özelikle country müzik âlemine. Bu müziğin demode, kalıplaşmış hatta apaçık yeteneksiz insanların elinde nasıl yozlaştığını ve gerçek yetenekleri nasıl ezdiğini gösteriyor. Baştan sona o tipik Coen mizahıyla örülü film, popüler olma uğruna alabildiğine taviz veren ve aptalca bir duygusallığa saplanan country ile iyice dalga geçiyor. Zaten bu müziği Amerikan kültürünün temel taşlarından biri olarak gören ve daha önce de ‘Oh Brother Where Are Thou?-/ Neredesin Be Birader?’ filminde George Clooney’ye bile country söyleten kardeşler, bu kez gerçek bir şarkıcıdan, Justin Timberlake’den de yararlanıyorlar. Ama başrolü sanırım o da şarkıcı olan genç sanatçı Oscar Isaac’e vererek. Yanı başına iliştirilen John Goodman, Murray Abraham gibi deneyimli ve Carey Mulligan, Garrett Hendlund gibi gençlerden de yararlanarak. Yağmurlu festivale bir California güneşi getiren ve kalplerimizi ısıtan bir film..