Çok daha iyisini hak ediyordu

Çok daha iyisini hak ediyordu
Çok daha iyisini hak ediyordu
Prenses Diana'nın Charles'tan ayrıldıktan sonra malum kazaya kadar yaşadıklarını ve son aşkını konu alan 'Diana', 'kalplerin kraliçesi'nin hakkını vermekten çok uzak.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Prenses Diana, ‘hayatının aşkının’ yaşadığı Pakistanlı cerrahın ameliyat odasında… Henüz ortada aşk yok, iki karakter de birbirini nasıl etkileyeceğinin derdinde. Bir parodi gibi görünmemesi, ciddiye alınması için fazladan bir çaba gösterilmesi gereken sahneler… Ancak bu hafta gösterime giren Diana Spencer biyografisi ‘Diana’nın böyle bir çabayla hiç işi yok. O yüzden “Ameliyatı sen icra etmezsin, o seni icra eder”, “Rüyamda kendimi düşerken görüyorum ama asıl önemli olan düşmem değil, beni kimin tutacağı” gibi bayat replikler havalarda uçuşuyor. Rumi göndermeleri, Kuran referansları gibi artık kâğıt üstünde bile utandıracak banallikte numaralara girişmekten kaçınılmıyor. Diana’nın monarşideki çatlaklar, medya – kamuoyu ilişkisi gibi meseleler üzerine çok şey söyleyebilecek gerçek hayat hikâyesi, bir pembe dizi evrenine hapsediliyor. Filme girmeden önce Guardian’ın film eleştirmeni Peter Bradshaw’un “Diana’yı bir kez daha öldürdüler” tespiti gayet ağır bir ithammış gibi duruyordu. Ancak ‘Diana’yı seyrettikten sonra başka türlüsünü düşünmek pek de mümkün değil.
Aslında ‘Diana’da ters giden şeyler, her yıl sayısız örneğini izlediğimiz biyografi filmlerinin ortak sorunundan da bağımsız değil… Ortada Diana gibi çok yönlü, herkesin hafızasına kazınmış, (medyada görünürlüğü sayesinde) artık neredeyse insan olduğuna inanmayacağımız bir figür söz konusuyken, onu tek bir boyuta hapsetmenin ve “aslında bu böyle oldu” demenin zararlarına sinema izleyicileri olarak yıllardır talimliyiz. Zaten geleneksel bir dramatik yapıya sahip filmlerle ‘gerçek’ hayat hikâyelerinin başı hiçbir zaman hoş olmamıştı. Bunun ‘Diana’ için değişeceğine de ihtimal vermiyorduk. Ne var ki AIDS, uyuşturucu bağımlılığı, evsizlik gibi öncesinde Kraliyet’in radarına girmeyen meseleleri gündemine alan, mayın tarlalarının temizlenmesi için kampanya yürüten ve belki de en önemlisi hem kırılgan hem de eğlenceli hallerini gözlerden sakınmayıp kraliyetin gardını düşüren bir kadın Diana. Filmde yansıtıldığı haliyle ise tüm bunları, etrafında dolaştığı erkeklerin gözüne girmek için yapıyor! Hatta öyle ki ölümünü getiren paparazzi çılgınlığının merkezinde de Diana’nın bir erkeği kıskandırma hamleleri yatıyor.
Belli ki Kate Snell’in, prensesin Charles’tan ayrıldıktan sonra kazaya kadarki iki senesinin ve Hasnat Khan, Dodi El Fayed ilişkilerinin anlatıldığı kaynak kitabı ‘Diana: Her Last Love’, yönetmen Olivier Hirschbiegel’e (şaşırtıcı ama önceki işleri ‘Çöküş’ ve ‘Das Experiment’) ve senarist Stephen Jeffreys’e böyle bir fikir vermiş. Ama bu da filmin kendi içindeki tutarsızlıkları ve eksiklikleri için yeterli bir açıklama değil. Misal Hirscbiegel’in ‘yönetmekten’ bu kadar imtina edip tüm hikâyeyi standart bir televizyon filmi gibi kotarması tam bir muamma. Tıpkı Diana’nın haletiruhiyesiyle ilgili her şey gibi… Olur da bambaşka bir gezegenden Diana – Charles hikâyesini hiç bilmeyen birisi gelse bu filmdeki karakter motivasyonlarını hiç anlayamayacağı aşikâr. Diana’nın kraliyet ailesinden neden “tıpkı tilkiler gibi” kaçtığı, çocuklarını beş haftada bir görmesinin etkisi, yardım faaliyetlerine neden kendisini adadığı gibi meseleler filmdeki her şeyde olduğu gibi yüzeyde kalıyor. Diyaloglar, Türk işi bir pembe dizi kadar bile hallice olmayınca, motivasyonlar deşilmeyince de Diana’yı canlandıran Naomi Watts’un elinde sadece prensesin mimikleri, konuşma tarzı ve imzası yerine geçen hareketleri kalıyor. Ki bu da maalesef standart bir televizyon komedi programında bulabileceğimizden daha derin bir performans değil.
Aşağı yukarı yakın bir süreci bu sefer kraliçeye odaklanarak yansıtan Stephen Frears filmi ‘The Queen’le Kraliçe Elizabeth’in çok daha nitelikli bir sinemasal muameleye maruz kalması tarihin garip bir cilvesi. Ama durum bundan ibaret... Diana, halen hikâyesinin doğru dürüst anlatılmasını bekliyor.