Coldplay'den MP3 bahşişi

Coldplay'den MP3 bahşişi
Coldplay'den MP3 bahşişi
Coldplay, ağabeyleri Radiohead'in izinden giderek hayranlarına internetten bedava bir albüm hediye etti. Leftrightleftright adlı albümü www.coldplay.com adresinden indirebilirsiniz
Haber: OSMAN KAYTAZOĞLU / Arşivi

Sirkecide bir simitçinin önünde oturuyorum. Karbonatlı hamur işlerinin fırından çıkarıldığında yayılan o yoğun koku ortalığı bastı ve yanımdan geçen üç kadın hemen içeriye daldı. Coldplay’in albüm çıkarmasıyla fırından hamur işinin çıkması arasında ne benzerlik olabilir diye soracaksınız. Açıkçası ben de bilmiyorum ama simitçide albümü dinlerken bunlar oldu. Britanyalı grup Coldplay’in internetten bedava albüm yayımlamasının kokusu, grubun sevenlerinde de benzer etki uyandırmıştır herhalde.
Eskiden İstiklal Caddesi’nde dolaşırken kulağımıza iyi armoniler çalındığında dükkana girer “Afedersiniz şu çalan nedir?” diye sorardık. Bunlar çok eskidendi tabii. Mariah Carey’in bile Türkiye’de 100 küsur tane satıyorsa CD devri de kapanıyor olmalı. Abim geçenlerde yıllarca biriktirdiğim Suede singlellarımı tozlanmış halde görünce bazılarını arabasına asmak için istedi. Coldplay de birkaç tane satan albümlerinin dolmuşlara asıldığını fark etmiş olmalı ki albümünü internetten bedava dağıtıyor. Leftrightleftright adında.
Albüm www.coldplay.com’dan indirilebiliyor. Bu jest tabii hemen bize grubun her frsatta kıyaslandığı Radiohead’in ‘In Rainbows’u online kıyağı olarak hayranlarına dağıtmasını hatırlatıyor. Bir nevi Mp3 formatında hayranlık bahşişi. Dokuz sene evvel Parachutes çıktığında kendileriyle telefon bağlantısı yapmıştık. Henüz son sınıftaydılar. Will Champion hala davul dersleri alıyordu. Şaşkındılar zira NME’nin kapağına çıkmış, ‘En iyi yeni Britanyalı grup’ ilan edilmiş, albümleri peynir ekmek gibi satmıştı. Her şey aniden gelişmişti. Dört dörtlük bir ‘Trouble’ derken ardından’ kan beynime sıçradı’ mealindeki ‘A Rush of Blood to the Head’ geldi. Bu albüm Britanya müzik tarihinin en çok satan 20 albümünden biri oldu. X&Y ile beraber popülerliğin kromozomlarıyla oynamaya başladılar. Üç yıl sonra da Bir Ricky Martin albüm adı gibi başlayıp Manic Street Preachers gibi biten ‘Viva La Vida or Death of All Friends’ı yayımladılar. Gelsin Grammy’ler. Şimdi de Leftrightleftright’la internet ‘bandwidth’lerini meşgul etmenin peşindeler.
Onları en son Live Aid sahnesinde görmüştüm. Kameralar sık sık kucağında bebeğiyle sevgilisi Chris Martin’i dinleyen Gwyneth Paltrow’a zumluyordu. Live Aid, entelektüel ‘yardım ve yataklık’, ABD’de Demokratlara ve Barack Obama’ya destek çıkmak  derken solist Chris Martin giderek Bono’ya dönüşüyordu.
Şimdi bu hamur işi kokuları arasında albümü bir daha dinlerken müziğin güzel ya da kötü olduğuna hiç girmek istemedim. Zira ucuz etin yahnisi yenmez misali albümde eski kayıtlar, ‘Clocks’ gibi sevilmiş ‘Hardest Part’, 42 gibi tutmuş şarkılar var. Olsun yine de büyük jest öyle değil mi?
Bunlar Radiohead’in başlattığı müzikte devrimin işaretleriyse bize de ‘Ok Computer’ demek kalıyor. Hem internetiniz kotalı değilse bir külfeti de yok indirmenin. Sağım solum sağım solum deyip indir linkine tıklayıveriyorsunuz.