Çolpan İlhan Sadri Alışık'la nasıl tanışmıştı?

Çolpan İlhan Sadri Alışık'la nasıl tanışmıştı?
Çolpan İlhan Sadri Alışık'la nasıl tanışmıştı?
Bu sabah hayata veda eden usta oyuncu Çolpan İlhan, Türkiye sinemasının efsane oyuncularından eşi Sadri Alışık'la nasıl tanışmıştı? 200'e yakın filmde rol alan Çolpan İlhan, Alışık'la tanışmasını, ilk elektriklenmenin olduğu 'Yalnızlar Rıhtımı'ndaki o sarılma anını ve kariyerinin zirve yıllarını Haber7.com'dan Kübra Doğru'ya anlatmıştı.

Şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan Güzel Sanatlar Akademisi’nin konservatuar tiyatro bölümünden mezun olan Çolpun İlhan, o yıllarda amatör bir heyecanla kurduğu Akademi Tiyatrosu’ndan Sadri Alışık Tiyatrosu’nu kurduğu günlere dek uzanan yaşantısında asil duruşundan bir şey kaybetmedi. Bazen kederli de olsa gamzelerinden sıcacık gülüşü hiç eksik etmedi. Cennet Kültür Merkezi’nde ‘Yeşil Papağan Limited Şirketi’ oyunun provaları sırasında görüştük Çolpan İlhan ile:

O amatör tiyatroyu kurduğunuz günlerde yaşananlardan başlayalım mı sohbetimize; mesela o günlerde “Akademi bitmeden oyunculu olmaz” demiş aileniz ancak siz her ikisini de bir arada gerçekleştirmişsiniz? Nasıldı o günler?
Hedefleri olan bir genç kızdım. Ailemde alıştığım üzere okumanın şart olduğunu planlayan bir yapım vardı. Zaten önümde gördüklerimde öyleydi. Ailemde herkes okuyordu. Onun dışında bir şey düşünmem imkansızdı. İşte bende bu doğrultuda hayata başladım. Yalnız hedeflerim derken oyunculuk, çocuk yaşımdan beri kafama takılan bir şeydi. Üstelikte öyle çok oyun falan seyretmemiştim. Fakat ilkokul temsillerine önce katılan, küçük kitaplardan uyarlamalar yapan, bir çocuktum. Bir keresinde anneannemin gözlüklerini aldım, nineyi oynamak için, sahnede düşürüp kırmıştım. Çok tutkuluydum ama eğitimi de hedeflemiştim. Kandilli Kız Lisesi’nde okudum. Ondan sonra İzmir’de üniversiteler vardı fakat, babamda o sırada İzmir’de valilik yapıyordu. Benim için çok avantajlıydı orda okumak. Fakat çok istedim İstanbul ’da okumak.


Çolpan İlhan'ı kaybettik



Temelde amaç İstanbul’a gelmek...
Yani burada bir yol, bir kanal bulacağımı biliyordum. Burada konservatuara devam edebileceğimi biliyordum. Sevgili ağabeycim Atilla İlhan’ın kendine ait bir evi vardı. Yaz tatili için geldim İstanbul’a. Atilla İlhan ağabeyim ile planlar yaptık. İşte Mimar Sinan’a başvurdum. Konservatura başvurdum ve hazırlandım. İlk imtihanımı hiç unutamam 39 derece ateşim vardı. Bebek Evi, Nora rolünü hazırladım. Antigon’dan bir pasaj hazırladım ve girdim. Çok kalabalık bir jüri vardı. Çok heyecanlıydım. Çok kararlı ve istekliydim. O nedenle çok iyiydim.

Size o dönemde şart koşulan bir şey varmış. Okul bitmeden oyunculuk yapamazsınız diye?
Ben akademinin 2. sınıfındayken, biz bir amatör heyecanıyla Modern Antigon’u sahnelemeye karar verdik. Vedat Demircioğlu yönetmenliğinde oyuncularla kadro yaptık ve Antigon oynanmaya başlandı. Müthiş bir ses getirdi. Burada tevazu gösteremeyeceğim ben çok ön plana çıktım ve basın çok bahsetmeye başladı. O sene bir şey yapamadım ama. İkinci sene aynı oyunu Balıkesir Gençlik Festivali’ne götürdük. Yazar Orhan Hançerlioğlu beni seyretmiş. Bizim sinema piyasasından çok iyi bir yönetmen, Kamelyalı Kadın’ı çekmek istiyorum, fakat bir kamelyalı bir kadın bulamadım demiş. Orhan Hançerlioğlu’da Balıkesir’de bir kız seyrettim, senin istediklerine çok uygun bir yetenek demiş. Bana o sırada ondan teklif geldi. Ancak ben o Antigon’dan sonra bütün tiyatrolardan teklif aldım. Fakat işte izin meselesinden ertelemek durumunda kaldım ve sonuçta 3. sınıftayken hem İstanbul Küçük Sahne şimdiki Sadri Alışık Tiyatrosu’nda Sevgili Gölge Oyunu ile Münir Özkul’la provalara başladım, hem de adada çekimine başladığımız Kamelyalı Kadın setinde Fikret Hakan ile çalışmaya başladım. Ama izin için ağabeyimle biz sömestrde İzmir’e gittik. İki ağabeyim, babam annemi almadılar toplantıya duygusal davranır diye. Benim bu oyunculuk kariyerim konusunda iki-üç gün toplantı yaptılar. Şimdi Atilla İlhan ağabeyim benim yanımdaydı. Ben çok heyecanlıydım o toplantılarda. Babamın endişesi ya başarılı olamaz mutsuz olursa, o zaman yıkılabilir, üzülebilir, diye. Ağabeyimde o şimdiden başarıyor bunları demiş. Bana izin çıktı fakat son sınıfta kesinlikle bitirmesi lazım diye. Ancak ben o sırada oyunculuğa başlamış oldum. 200 yakın filmim bulunuyor.

200 sinema filmi; geriye dönüp baktığınızda bu günkü Çolpan İlhan o yıllardaki Çolpan İlhan’a neler söylüyor?
O zamanki heyecanımı hiç kaybetmediğimi görüyorum. Çok enteresan bir şey. Bizim meslek çileli bir meslektir. Mutsuzlukları çok daha ağar basar. Küçücük mutluluklarla yetinmesini biliriz. Yani mesleğimiz çok acılıdır, hayallerinizi yakalayamazsınız. Bir mücadele bir savaştır. Ona rağmen hiç mutsuz olmadım diyebilirim. Her zaman mesleğin çok güzel bir yanı insanı yeniler, sürekli farklı heyecanlara atar. Sürekli değişik kimlikler oynamak, kişilikler oynamak. Zaten benim için en cazip tarafı oydu. Hayatın monoton akışının içinde çok farklı bir şey yaşamak. Bu çok önemli bir şey.

Sadri Alışık, Çolpan İlhan’ın hayatına ne zaman, nasıl, nerde dahil oldu ve evlilik hikayeniz?
Daha önce tanıyordum. İki üç film üst üste çektik. Bunlardan biri ‘Kalpaklılar’dı. Kuva-i Milliyeci bir paşa kızını canlandırıyordum. Ardından Zümrüt diye benim çok önemli filmimdir. Sonra da Yalnızlar Rıhtımı’nı çektik. Üçüncü filmde olay farklı bir boyuta taşındı. O iki filmde çok normaldi. Hatta Sadri’nin şakaları oluyordu bana. Ben o sırada bir film çekiyorum Akçakoca’daydı set. İşte bir Küçük Sahne’de oyun oynuyorum. O esnada Sadri’de tiyatroda yok. Beni Küçük Sahne’den aradılar. Turne var Caddebostan’da kalk gel diye. Ben de otobüsle oncu yolu geldim. Bir açık hava sineması oturuyorum orda. İşte bütün turnedeki oyunların provaları oluyor orda.
O sırada sinemaya bir adam girdi esmer, yakışıklı, neşeli bütün ekip yanına gitti. Sarıldılar, ben hiç oralı olmadım açıkçası. Çünkü bir kere vaktiyle bir yerde tanışmıştık. Akşam oyuna çıkıcağız Çayhane ben o oyunda oynamıyordum. Ama oyundaki rollerden birini sen komponse et dediler onun için geldim. Sadri de o sırada bir kalem kağıt defter arıyor. Münir Özkul’la sahneleri var. Sadri o sırada aksesuarım yok diyor. “Sadri bey bende var, kullanın” dedim. Beni görünce “Bu küçük kız çocuklarını kim alıyor tiyatroya” dedi. Gecenin sonunda şaka falan dediler ama kızmıştım.
Hakkaten o jenerasyona göre küçüktüm. Arkadaşça başladı. Arkadaş olarak filmleri çekmeye başladık. Yalnızlar Rıhtımı filminde biz iki mahalleli önceden birbirlerine aşık iki genci canlandırıyorduk. Yılar geçiyor ve İzmir’de rıhtımda bir barda şarkı söylemek üzere kız çıkıyor. O sırada limana bir gemi geliyor. Gemiciler rıhtımdaki bara geliyorlar ve bu iki genç o barda karşılaşıyorlar. Etkileyici bir kurguydu. Ağabeyimin senaryosuydu. Bizim döneminde çok etkileyici bir aşk hikayesiydi. Bir sahnesi vardı. Ben bulunduğum bardan kaçmak isterken bir sahne vardı. Ben koşuyorum Sadri’de beni kollarıyla yakalıyor. Birden kamera stop dedi. Plan değişti. Biz öyle sarılmış halde kaldık. Ben gene farkında değildim. Belki küçüktüm çok, ondan. Sadri’nin röportajlarında vardır. İlk elektriklenme o zaman başladı diye. Böyle bir hikaye ile biz başladık.


Sizin modacı yönünüzü konuşalım biraz da...
76-77’ler. Sinemanın kötü dönemi, türkücü ve seks filmlerinin revaçta olduğu yıllar, bir kısım sanatçıların sahneye çıktı. İşte o dönem bir boşluk oldu hayatımızda. Gelen senaryoları beğenmedik, içimize sinmedi. İşte o yıllarda, ünlü mimarımız Yılmaz Sanlı ünlüler pasajı yapmış. Sadri’ye de “Size burada bir oda ayırdım” dedi. Sadri de “Ben anlamam ticaretten ama Çolpan’ın canı sıkılıyor belki o yapar” dedi. Ben de “Peki” dedim ama, “Ne yapacağım diye düşündüm. Kitapçımı yapıyım ne yapıyım” diye düşünmeye başladım. Benim o dönem giydiklerim çok beğenilirdi. İşte herkes dedi ki butik falan yap dediler. Butik yaptım, ama hiç sevmedim. Hazır alıp satmak hiç yaratıcılığı yok. Sonra oturdum, annemin çeyizime verdiği dikiş makinasını salonun ortasına koydum. Hadi bakalım Çolpan İlhan burada bir atölye kuruyorsun dedim. İşte çizdim, koştum, kumaşını buldum, modelist buldum, kalıbını çıkarttım. Şimdide 30 yıldır bu işi yapıyorum. Yaratıcılık, işte sezonda neler yapmalıyım diye düşünürken geceleri uykularım kaçar. Yaz için ayrı, kış için ayrı modeller hazırlarım. Geniş bir potansiyelim vardır. Hepsi beni çok sever, çünkü ben insan severim. Gözümden o ışığı alırlar. Böyle götürüyorum işte.
Söyleşi: KÜBRA DOĞRU (Haber7.com) 2 Mart 2009

SÖYLEŞİNİN UZUN VERSİYONU İÇİN TIKLAYINIZ...
www.haber7.com/kultur/haber/383788-colpan-ilhan-sadri-alisik-ile-nasil-tanisti