'Cover' resimler

'Cover' resimler
'Cover' resimler
Çağdaş İspanyol sanatının önemli isimlerinden Manolo Valdés sergisi, sanatçının da katıldığı bir basın toplantısıyla Pera Müzesi'nde açıldı.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

“Mesela doğa resmi yapan bir ressam, tuvalini manzaraya yerleştirir. Bense başka ustaların yaptığı resimlerden yola çıkarım, onların eserlerini kendi resimlerimle yorumlarım. Tıpkı bir müzisyenin başkasının müziğini yeniden yorumlaması veya bir yazarın kendinden önceki edebi eserleri yeniden ziyaret etmesi gibi ben de aynısını resimde yapıyorum.” İspanyol ustaların eserlerinden ayrıntıları saplantılı bir şekilde çeşitlendirerek ya da natürmort gibi disiplinleri çağdaş New York’tan izlenimlerine uygulayarak sanat tarihinde sarsıcı bir açılım yapan İspanyol usta Manolo Valdés’in sergisi bugünden itibaren Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde. Farklı koleksiyonlara başvurularak ve sanatçının temsilcisi Marlborough’un katkılarıyla oluşturulan ‘Manolo Valdés: Resimler ve Heykeller’ sergisi, sanatçının 1980’lerden bu yana ürettiği, çoğu kadın konulu 46 resim ve 13 heykele yer veriyor.
Fotoğrafla hakkı yenmesin
Yazıya başlarken, basın toplantısında hazır bulunan Valdés’in kendi sözlerine başvurmamızın sebebi de onun kendi sanatındaki açılımı en iyi bu sözlerin aktarabiliyor olması… Zira, Valdés, Velazquez’in ‘Kraliçe Mariana’sını katman katman yeniden üretirken ya da Zurbaran’ın natürmortlarındaki toprak tonu güncel New
York ayrıntılarına (vitrindeki bir şapka veya iki dondurma külahı gibi) uygularken, sade suya tirit bir ‘yeniden ziyaret’ten ötesine ulaşıyor. Ressam, bu ziyaretleri yaparken sanat eseri ve izleyici arasındaki ilişkiyi masaya yatırıyor, kurumsal anlayışları tersyüz ederken pop-art’ın sınırları yıkıcılığına başvuruyor.
1960’larda Rafael Solbes ve Joan Toledo’yla pop-art grubu Equipo Cronicas’ı kuran (ve Toledo’nun 81’deki ölümüne kadar bu grupla bağlarını sürdüren), şimdilerde mesaisini New York ve Madrid arasında bölüştüren Valdés’in geçmişle ilişkisi ne sadece tipik bir saygı duruşu ne de eleştirel bir yapıbozumun sınırları içinde değerlendirilebilir.
Valdés, kendi sanatçı kimliğini sanat tarihiyle ilişkisi içinde kurarken, resimlerle fiziksel ilişkiyi yeniden hatırlatır. Çuvalbezi üzerine çuvalbezi yerleştirerek yaptığı ‘cover’ resimleriyle, fırça darbelerini bu resimlerin yüzeyinde küçük küçük tepeler oluşturacak kadar abartmasıyla, fotoğrafın hakkını veremeyeceği dokular yaratır. Farklı cinslerden ahşapları bir araya getirerek yaptığı ve bir nevi üç boyutlu kolaj olarak da nitelendirilebilecek heykelleri, insanı kendine çeken görünçlük manzaralar ortaya çıkartır. (Misal Pera sergisinde mermerden Kraliçe Mariana figürü arkasındaki ahşap ‘Kütüphane’ bu çekiciliğe iyi bir örnek). “Pop-art bana boyutu büyütebileceğimi öğretti” diyen Valdés’in pop-art motoruyla klasik eserlerle aramızdaki bağı yeniden kurmasındaki alışılmışın dışındaki durum ilgini çekiyorsa, Pera Müzesi’ne bekleniyorsunuz.
Manolo Valdés, ‘Resimler ve Heykeller’ 9 Haziran’a kadar
Pera Müzesi’nde. Etkinlik kapsamında bugün 18.30’da sanatçıyla bir söyleşi var.