CUMA ERTESİ

Panjurlar kapalı. Burada çok panjur var. Evde çok özel durumların dışında tüle bile gerek yok çünkü İzmir'de az insan var.
Haber: Çiler İLHAN / Arşivi

Caz'ırtısız müzikler...
Panjurlar kapalı. Burada çok panjur var. Evde çok özel durumların dışında tüle bile gerek yok çünkü İzmir'de az insan var. Hafta sonu. Gerçek İzmirliler Çeşme'de. Yazın keyfini şehre bırakanlar yalancıktan
İzmirliler, bir de Romanlar.
İzmir'in güzelliği ile meşhur kızları rahat, göbeklerini ve omuzlarını caddelere saçan markalı kıyafetleri içinde geçerken kafelerin önünden, hayatı doya doya yaşayan, neşelerine, umarsızlıklarına içtenlikle özendiğim bir grup Roman da bir çöp bidonunun
yanında akşamı şakalaşarak karşılıyor. Gruptaki tek kadın, başına yalancıktan bağladığı oyalı örtüsünün altında varlığı etrafında odaklanmış sohbetten keyifli, yavaş
yavaş tüttürüyor sigarasını. Genelleşmiş ahlak kurallarına boyun eğmeyip kendilerine has kültürlerinin izinden giden bu insanlar, kimisine ahlaksızlık gibi görünecek kadar sık aşık oluyorlar. Evlenip boşanıyorlar. Tekrar aşık olup tekrar evleniyorlar. Evlenmek için aileden izin çıkmazsa sıklıkla kaçıyorlar, sonra yeniden eve dönüyorlar. Çocukları oluyor, çocukların yeni babaları, cici anneleri oluyor. Kadınlar daha istikrarlı bir iş hayatı ile iştigal ederken erkekler bir işe girip çıkıyor, sonra yeniden giriyor. İzmir, yazı bir Roman kaygısızlığı içinde geçiriyor. Bu şehrin yöneticisi uyumuyor besbelli, sokaklar çok bakımlı, kaldırım kenarları neşeyle çiçek açmış.
Tüm gün rütbeli, sadık bir asker edası ile gücünü hiç yitirmeden parıldayan güneş nihayet dünyadan bıkıp gökyüzünden çekilince,
İzmir'i bir uçtan bir uca saran, eskiden burun direklerini düşürürcesine kokan ama bugün harika bir yürüyüş, paten ve bisiklet yolu olan sahil yolu, her notadan halkı konuk ediyor geceye. Diğer konuklar ise aşk ve çiğdem -ayçiçeği çekirdeği. Bazen koca bir aile, bazen bir tekil şahıs, ellerinde çiğdem çıtır çıtır yürüyorlar, adımları acelesiz.
Dış kaynaklı pop müziğin en güzellerini çalan yerel bir kanaldan çok şey öğreniyoruz.
Bu nefis müzik gereksiz konuşmalar, kikirdemeler, aslında her zaman şarkıcı olmak istemiş, başaramamış ama bu fırsatı DJ'liği sırasında şarkılara mütemadiyen eşlik ederek yakalamaya çalışan eşlikçilerin akortsuz sesleri ile bölünmüyor. Sadece reklamlar bölüyor bazen yayını; hem çok eğlenceli, hem de çok eğitici. Alternatif Dershaneleri'nin ne harika dershaneler, Şeref Mobilya'nın da Ege'nin en güzel mobilya
mağazası olduğunu öğreniyoruz. Ayrıca artık biliyoruz ki Sesu, modern bayanın tutkusu; Delta Matik ise beklenen temizlik. Sesleri, "şimdi biz bir reklam sunuyoruz, iyi dinleyiniz, aslında gerçekten konuşmuyoruz" diyen iki hanımın arasında geçen bir konuşmadan da şu hikayeyi dinliyoruz, (çok) eğlenerek: Hanımlardan biri alışverişten geliyor, ellerinde bir markaya ait birsürü torba. Diğer hanım göstermekten hiç utanç duymadığı bir kıskançlıkla soruyor ki nereden? O hanım anlattıkça anlatıyor, fiyatlar ne uygun, aman neler var, alışveriş pek rahat... Diğer hanım (bu arada bu hanımın da tipik Türk kadını fiziğine ihanet etmeden aşağıya doğru genişleyen bir yapıda olduğunu ve paytak paytak koştuğunu hayal etmeden yapamıyoruz) da kocasına "bey bey, yetiş gidiyoruz!" demek için kendini konuşma mahalinden fırlatıp atıyor... Benim envai çeşit radyo kanalında sesini duymaktan hoşlandığım bir tek Mehmet Ali vardı, ne komiktir o; yeni favorim ise buradaki reklamlar. Zaten Mehmet Ali'nin de -İstanbul'daki billboardlardan aldığım bilgiye göre - Hot Station'da bir işi varmış ama o iş ne iş bir türlü anlayamadım, yazmamışlar...
İzmir'de olamayıp bu tür eğlencelerden mahrum kalanlara ise kendilerini avutmak için 9. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'ne gitmek düşer. Cazdan, tuzdan buzdan, sanattan sanat olmayandan iyi anlayan, zekası taşkın bilgisi derin, görgüsü engin, esprisi zengin Görgün Taner,
İKSV genel müdürlüğünü de yapacakmış bundan böyle, duymuşsunuzdur. Caz festivalinin havasından geçilmez artık... Gitmediyseniz bari festivalin son günlerine yetiştirin kendinizi...