Daima Depeche Mode

Daima Depeche Mode
Daima Depeche Mode
Son Depeche Mode şaheseri 'Delta Machine' başlangıçta biraz mesafeli gelse de sonrasında sizi ele geçiren modern bir 'electro-synthpop' klasiği.
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

Delta Machine’in iTunes üzerinden ücretsiz olarak dinlemeye açılmasına saatler kala, aklımdan sadece şu geçiyordu; ‘’An itibarı ile beni en çok heyecanlandıran grup ya da müzisyen başka kim olabilir ki?’’ Bütün kaleleri birer birer devrilmiş, boynu bükük bir müzik dinleyicisi olarak bu soruyu kendime sormama ve cevaplamama sebep, Depeche Mode’dan başkası değil. Bu yazının yazılmasına neden olan Delta Machine ise grubun 13’üncü stüdyo albümü.
Adlarıyla özdeşleşmiş plak şirketi Mute ile yolları ayırmalarının üzerimizde yarattığı üzüntü ve buhran bir yana, Columbia’nın kanatları altına giren grubun yeni albümü, korkulacak hiçbir şey olmadığının da kanıtı gibi aslında. Anlayacağınız alışkanlıklardan vazgeçmek kesinlikle düşündüğümüz kadar zor değilmiş meğer. Koskoca Depeche Mode bile Mute’u bıraktıktan sonra...
‘Delta Machine’de Dave Gahan’ın yaptığı açıklamayla birlikte resmiyet kazanan bir durum daha var. Bu albüm, ‘Playing the Angel’ ile başlayan ve ‘Sounds of the Universe’ ile süren bir üçlemenin de son ayağı aslında. Prodüktör Ben Hillier vazifesini böylece tamamlıyor. Bu ipucu, albümün genel havası ile ilgili size hızlı ve oldukça net bir fikir veriyor olmalı. Mark Bell prodüktörlüğünde yayımlanan ve ‘Ultra’nın getirdiği belirsizliği sona erdiren mucizevi ‘Exciter’ albümünden sonra çizdiği rotanın son durağındayız artık. ‘Delta Machine’, öncülleri ile kıyaslandığında en azından bir derece daha karanlık ve daha dijital tınlayan bir çalışma. Depeche Mode’un adet edindiği üzere, dört yılda bir albüm yayımlama kuralı da aynen geçerliliğini koruyor. Tam da buradan, bir sonraki albümün 2017 yılında yayımlanacağı sonucuna varıp biraz hayıflanabiliriz de...
Ekibin değişmez sanat direktörü Anton Corbjin’in hazırladığı çizgilerle gözler önüne serilen ‘Delta Machine’, eski hayranlarını kesinlikle mutlu ederken bir yandan yeni kuşağa da göz kırpmayı ihmal etmiyor. Sakin ve sessizce gelen ilk single ‘Heaven’, Dave Gahan’ın tanrısal vokalleriyle yükselebildiği kadar yükseliyor. İkinci single ‘Soothe My Soul’ ise biraz daha hareket beklentisi içinde olanları uçurmak için seçilmiş gibi görünüyor.
‘Delta Machine’, albüme de üç şarkı veren Gahan imzasının ağırlıkta olduğu dört ekstra şarkı eklenmiş olarak ‘Delüks Edisyon’ halinde de piyasaya sürüldü. Albümün, en kıymetli hazinelerinizden biri olan Depeche Mode koleksiyonunuzda yerini bu versiyon ile birlikte alması daha uygun. Altıncı şarkı ‘Slow’ ile bir anda boyut değiştiren albüm, başlangıçta bir miktar soğuk ve mesafeli gelse de, ikinci ya da üçüncü dinlemeden sonra sizi tamamen eline geçiren modern bir ‘electro-synthpop’ klasiği. Martin L. Gore’un o çok sevdiğimiz değişmeyen melodisi üzerine yeni yazılan sözlerle ‘The Child Inside’ın yanı sıra üçüncü single olması gerektiğine yürekten inandığım ve hızla ezbere yerleşiveren ‘Soft Touch/Raw Nerve’ için söylenebilecek tek şey elbette ‘kusursuz’ olduğu. Albümün elektronik dokusu insanı kuşkusuz biraz yoruyor. Ancak grup üyeleri bu kadarcık yorgunluğu hak ediyor doğrusu. Ha sahi hep ne diyorduk... ‘’Daima, Depeche Mode.’’


    ETİKETLER:

    sanat

    ,

    iTunes

    ,

    Müzik

    ,

    Dijital

    ,

    Modern

    ,

    Karanlık

    ,

    derece