Damar Grease: Bir 'Apaçi' müzikali

Damar Grease: Bir 'Apaçi' müzikali
Damar Grease: Bir 'Apaçi' müzikali
Küçükçekmece Kavaklı Lunaparkı'nda, John Travolta'lı meşhur rock n' roll müzikali 'Grease'in 'damar' hali var. Başrolünde Travolta'yı aratmayan saç stilleriyle 'Apaçiler'. 'Damar Grease' filmimiz, 'Apaçi Marşı' ile başlayıp, Cansever'den 'Nöbetteyim Sokaklarda' ile bitiyor
Haber: BERRİN KARAKAŞ / Arşivi

Ankara ’da sürüsüne bereketti, İstanbul’da Zeytinburnu Olivium, Mecidiköy Cevahir gibi AVM’ler, Bakırköy sahilleri, Sefaköy’ün bodrum kat kulüpleri takıldıkları yerlerdi. Apaçi arıyorsam, oralara gitmeliydim. Bayram zamanı Taksim’e baksam bile yeterdi. Tek tatil günleri pazarlar, en sık görüldükleri günlerdi. Net âlemi New York sokaklarından Bostancı’ya, yıkılıyordu ‘Apaçi Marşı’ eşliğinde danslarla. Facebook’taki “Her güne bir Apaçi” sitesini de ziyaret etmeliydim. Tüm bu ön araştırma sürecinde kendimi Apaçi avında kovboy gibi hissettim. Her gün bir ‘Apaçi’nin resmine bakıp eğlenenlerden, ‘Apaçiler’ var diye bayramda Taksim’den uzak duranlara ne çok kovboy vardı… Haklarında herkesin bir fikri vardı. Kimine göre bir zamanların ‘kıro’ları ‘Apaçi’ adını almıştı. Kimilerine göre bunlar ‘varoş’un ‘emo’larıydı. Kimilerine göre, Yılbaşılarda Taksim’de kadınları sıkıştıran abazanlardı. Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde akademisyen Orhan Tekelioğlu, yakın zaman önce Radikal 2’de, sözlüklerden okudukları eşliğinde “Sosyolojik anlamda “zayıf” bir profile sahip ama merkezi kültürde de yer almak isteyen genç bir erkek cemaati” diye tariflemeye çalışıyor ve merkeze ne kadar yaklaştırırsak ‘Apaçileri’, o kadar iyi olur demeye getiriyordu. Çakma kıyafetleri, yerçekimine başkaldırmış jöleli dik saçları, cep telefonlarında ‘Apaçi Marş’larıyla dolanan erkek grupları bir gün şehri saracak kaygısı duyanlar bile olduğuna göre sanal âlemde, “Apaçiler’in İstilası” fantezisine varmadan olay, yollara düşmekte fayda var.

“Araba çok abla; Ferrari, BMW…”
Bakırköy’de saçlarına “Apaçi stili” fön çektirmiş, Küçükçekmece Kavaklı Lunaparkı’na dans etmeye giden iki genç Cengiz ve Özgür; “Apaçi’yi buralarda arama. Hepsi bizim orada” diyorlar. Onların ora, Küçükçekmece. Toplanma yerleri sahildeki Kavaklı Lunaparkı’na gitmek üzere atlıyoruz arabaya. Cengiz de, Özgür de 18 yaşındalar. Cengiz Cem Karaca’nın şarkısıyla anlatırsak“Tamirci Çırağı”. Çalışmak zorunda olduğundan okulu bırakmış. Hız yapmayı seviyor. “Araban var mı?” sorusuna, “Araba çok abla; Ferrari, BMW, ne ararsan…” diyor.

“Herkesin içinde var bir Apaçilik” ‘Apaçi’nin müzikal felsefesi; neşeliysen dans et, dertliysen Müslüm, Ferdi, Selahattin Özdemir, Cansever’le damardan devam et… En büyük eğlenceleri, geceliği 300-400 liraya kiraladıkları düğün salonlarında dans turnuvaları düzenlemek. Kazananlara, çalıştıkları atölyelerde yaptıkları, yanlarında isimlerinin yazılı olduğu ayakkabılar, orijinal saatler, cep telefonları veriyorlar ödül olarak. Kolaya karıştırılmış az votka, favori içkileri bu ortamlarda. Avcılar’daki Fox, Bakırköy’deki Chriss, Sefaköy’deki Orient, Gökkuşağı ve Şamata, gözde kulüpleri… ‘Apaçiler’ kulüplerini sıralarken araya karışan Duygu’ya göreyse “Oralara kulüp demek Reina’ya Laila’ya ihanet. İki flaş üç lazerle bodrum katlarında ayna karşısında oynuyorlar işte”. Duygu’nun Apaçi yorumu şöyle; “Moda işte. Bizim okulun bahçesinde herkes Apaçi dansı yapıyor. Bir kültür. Herkesin içinde var bir Apaçilik. İnsanlar eğleniyorlar işte”

Benim me se nem
Kavaklı Lunaparkı ‘Apaçi’ sakinlerinin ne televizyonla, ne de gazeteyle pek işleri yok. Hele de Doğu Anadolu’da çekilmiş dizilerden hiç haz etmiyorlar. Varsa yoksa “face” diyorlar. Mesut abilerinin gençliği bozduğuna, arkadaş ruhuna halel getirdiğine inandığı “face” ve msn, herşeyleri. Müziklerini, dertlerini, aşklarını böyle paylaşıyorlar. Küçükçekmece’de bir internet kafede çalışan Aykut’un mail adresi hayat felsefelerini özetler gibi: rap-hiphop-yaniben@hotmail.com Neredeyse hepsinin mail adresleri hotmail. MSN’e de “Mesene” diyorlar. Keza sevdikleri arabesk rap’çi AdanalıBela da “MSN Aşkları” şarkısının nakaratında “Mesene de mesene aşık oldum msn’e” diyor. Şarkıdan bir kuple şöyle; “Dünyam durdu kanka galiba seviyorum ne oldu kanka kanadım yok uçuyorum/ İnternetsiz bir hayat artık düşünemiyorum/msn sevgilim bekle online oluyorum. Artık seni düşünerek oturum açıyorum/Arkadaşlar yazıyor ESCye basıyorum”

Apaçi’nin kökeni
Erken dönem Western filmlerinde kötü ve çapulcu karakterler olarak resmedilen Kızılderililerden haberdarızdır zaten. İlginçtir, devrin argosu, Amerikan emperyal kafasının  uydurduğu Kızılderili tiplemesini kolayca benimser, perdede  gösterilen Kızılderili kabilelerin en savaşkanı olan Apaçileri,  Amerikan izleyicisi gibi alımlamaya başlar. Böylece başıbozuk,  hayta gibi sözcüklerin yanına, “şehir serserisi” manasında  apaçi de yerleşir. (Orhan Tekelioğlu’nun Radikal 2’de yayınlanan yazısından alınmıştır)

Bütün tamire bırakılan arabalar, sahibi gelene kadar onların… Cengiz’in amcası omzunda teyp, ‘break’ yaparmış aynı mahallede bir zamanlar. Şimdi Cengiz tektonik eşliğinde Apaçi dansı yapıyor.
Paris gettolarından çıkma, techno ile elektronik müziğin birleşimi ‘tektonik’in bir örneği yükselirken telefonundan, Özgür “Askerliğe kadar zaten bunlar. Askerden sonra millet başka türlü düşünür. Biz isteriz ama izin vermezler” diyor. Şimdilik izin var. Aileler ilk başlarda “Bu şekil nedir!” diye söylenseler de artık alışmışlar. Alışamayan da varmış lakin, kimi ‘Apaçiler’ eve girmeden önce saçları bir güzel yıkar, yana tarar öyle giderlermiş.
“Benim yaptığım devrim işte…”
Fonda Apaçi Marşı, türbanlısı, çarşaflısı, dövmelisi, Müslümcüsü, hapçısı, hiphop’çısı, Samsunlusu Bitlislisi, dönüyorlar dönmedolapta. Yedi tepeli İstanbul’umuzun çok da iyi bilmediğimiz tepeleri Şahintepe, Bayramtepe, Sefaköy, Soğuksu, Kanarya, İkitelli, Söğütlüçeşme gençleri, kimi dans hünerlerini, kimi yeni elbiselerini göstermeye, kimi sade tespih çevirip muhabbet etmeye, toplanıyorlar yavaş yavaş parkta. İlk olarak Mesut’la tanışıyoruz. Parka takılan, ‘Apaçi’ olan olmayan bütün gençlerin abisi bir nevi. Dönmedolap da , parkta dönen dolaplar da ondan soruluyor. 28 yaşında. Kolları façalarla, boynu gümüş kolyelerle dolu. Zincirin ucunda Che ile Türk bayrağı yan yana. Bu birleşimin açıklaması; “Benim yaptığım devrim işte. Dünyanın evrenin ötesinde bütün insanlar eşit.” İlkokuldayken Elazığ’daki evinden kaçıp uzun zaman Adana’da kalmış Mesut, eski dansçılardan. Gereğinden uzun askerlik yapmış, hapislerde yatmış… Halaydan teknoya kaymış. Eskiden Tiesto’dan şaşmazmış. Şimdi ilahi de dinliyormuş. “Ruhunla, kulağınla duyup kalbinle hissetttin mi vücut bağımsız olarak dans eder. Kalem nasıl kendinden gidiyorsa yazarken, dansta da öyledir” diyor. Dans etmek için alkol almasınlar diye nasihat ettiği gençlerden biri, 19 yaşındaki Mardinli Kasım; “Apaçi müziği kopmaya müsait her ruha hitap eder” diyor. Konuştuğum onlarca gençten öğrendiğim; “Apaçilik demek dans ederken kopmak demek.” İster “Şemmamme’yle kop, ister Tiesto’yla. İster Türkü Bar’da kop, ister Lunapark’ta…

“Sade takılıyoruz, Ok şekilde”
‘Apaçiler’ arasında bütün gün tekstil atölyesinde pedal basıp paranın yarısıyla orijinal spor ayakkabısı alan da var, ayakkabı atölyesinde çalışıp kardeşini okutan da. Saçını komşu kadın berberinde oksijenle açtıran da, saçları kazıtan da. İstanbul’u seven de var, memleketinde iş bulsa bir dakika durmayacak olan da. Beyoğlu’na giden de var, “Mahallenin caddesi bin Beyoğlu’na bedel” diyen de. Selda Bağcan, Ahmet Kaya dinleyen de var, Gökhan Özen seven de. İçtikçe kendini jiletleyen de, ağzına içki sürmeyen de… Bu kadar “var da var” içinde, “Apaçi nedir?” en iyi anlatansa bence, Kanarya’dan “Dilsiz”. Sağır, dilsiz ama Kanarya tayfasında en iyi dans edenlerden biri kendisi. Söylediklerine göre “Dilsiz’in Yüreği de çok temiz”. Samsun’dan Tokat’a, memleketin dört yanından ‘Apaçi’ bulmak mümkün burada. Ve hepsinin ortak fikri; “Kürt, Türk, sağcı, solcu fark etmez bize.” 20 yaşındaki Cihat’ın söylediği gibi; “Ne sağa ne sola ayrımcılık yok. Biz sade takılıyoruz… Ok şekilde…”

“Kız bizi bozar”
Herkese dert olan ‘Apaçi’nin toplu halde erkek erkeğe gezmesi’ meselesini açıklığa kavuşturmaya geldi sıra. Lunaparkta da kızlar pek erkeklere yanaşmıyorlar. Birbirlerini uzaktan seviyorlar. Keza ‘Apaçiler’ için kız demek, bir arkadaşı hapse, diğerini ölüme götürebilir. Gemiye kadın almayan kaptan mantığında çoğu. “Kız bizi bozar. Biri laf atar, kavga çıkar…” diyorlar. Nette ki “Abazan bunlar” yorumlarına yine Mc Drej ve Derbeder’in rap’iyle cevap veriyorlar; “Rakıyı sek içer diskoya giderim/ abazan değilim kendimi bilirim/Babanın parasıyla senin hayat bayat/ asfaltta da yatarım dokunmaz adamım/ her türlü soruya yanıtları sokarım/ Hayat okulunda ilk sıradanım”

“Soğuk savaştan kaçtım”
Kendisi okuyamadığı için çalışarak kardeşlerini okutan 19 yaşındaki Hamit Aydın için de “‘Apaçilik’ dans ederken kendini kaybetmek. Hamit ve arkadaşları ayakkabı atölyesinde çalışıyorlar. Özel istekle MC isimlerini ayakkabıların kenarlarına yazmak en sevdikleri görevleri. ‘Apaçi’ olmalarının en büyük sebebi bu yolla arkadaş edinip sosyalleşmeleri. Kıyafet meselesine gelince, ‘Apaçi’ dediğin “Herhangi bir giyiniş tarzını benimsemeden serbest takılır” Kıyafet muhabbetimiz devam ederken yanımıza yanaşan bir grup da dahil oluyor meseleye. Tekstil sektöründe çalışıyorlar onlar da. Apaçi’lerden çok hazzetmiyorlar. Kendilerine “Tikiyiz biz” diyorlar. “Biz tikileri şımarık zengin çocukları bilirdik” deyince, itiraz edip anlatıyorlar hikayelerini. “Tiki demek düzgün, temiz, marka giyinmektir.“ Sonra paçaları çekip yukarı, ayakkabılarını gösteriyorlar. “Bu ayakkabılar için her gün sabahtan akşama pedal basıyoruz abla” diyor içlerinde en genci Necmettin Orhan. ‘Devlet adı’ Necmettin, arkadaşlar arasında Orhan’ı kullanıyor. Resmi kurumlarda Necmettin’i tercih ediyor. “1993’te Mardin’deki soğuk savaş yüzünden geldik buraya” diyor. Orhan bir yaşındayken ağabeyi ve ablası vurulmuş. Hayat pek de güzel değilmiş özetle çocuklukta. Tek istediği okulunu bitirmekmiş ama bitirememiş. Karşı köşedeki gruba doğru yönelirken, “Abla kurtar bizi şu tekstil işinden” diye bağırıyor Orhan. ‘Necmettin’e duyurulur.

“Mardin, Apaçi ne alaka!” Parkta bir bankta etrafı seyrediyor amca çocukları Ayaz, Metin ve Oğuz. Zeytinburnu’nda deri işçiliği yapıyorlar. “Nereden geldiniz?” soruma Mardin deyip ekliyor Ayaz; “Tuhaf değil mi? Mardin, Apaçi ne alaka!”… “Apaçi müziği hoş geliyor kulağa ama biz dans etmiyoruz. Kendi yöremizden oynuyoruz. Kendi kulübümüzde Şemmamme ile kopuyoruz” diyorlar. Üçü de iş olsa Mardin’den hayatta gelmezlermiş. “Bu kılıkla geri dönerseniz ne olur?” deyince de “Bastonla kovalarlar herhalde” deyip gülüyorlar. Mardin’deki kardeşliği anlatıyorlar uzun uzun. Allahtan aynısı burada da var. Kürt-Türk kardeş bu parkta da.

“Yüreğimizi görmüyorlar”
Rahim( 18), Serhat(17), Zeynel(17) ve Kasım(17) parkın en utangaç Apaçileri. Tekstil işinde çalışıyorlar.Serhat ve Rahim Şırnaklı. Zeynel ve Kasım Iğdır. İstanbul’a geleli üç sene olmuş. Daha çok arabesk rap dinliyorlar. Çünkü onlar “Aşktan, sevgiden, hayattan anlatıyorlar”.
Dj Ateş, ve Zagor sevdikleri arabesk rap’çiler. “Taksim’e gidiyor musunuz gezmeye?” deyince, “Bizim çarşı Taksim’den güzel” diyor Zeynel. Sonra Serhat; “Serseri diyorlar abla, bizim içimizdeki yüreği görmüyorlar” diyor.