Dans mans yok, hadi dağılın bakalım!

Dans mans yok, hadi dağılın bakalım!
Dans mans yok, hadi dağılın bakalım!
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

8-bit sound’un en dinlenebilir halini üreten Kanadalı grup Crystal Castles, geçen ay yayımladıkları üçüncü albümleriyle (ilk iki albüm gibi üçüncü albümün de ismi yok, (III) diye anılıyor) yılın en iyi albümleri listelerinde kendileri için ayrılan yere yerleşti. Zira, albüm öncesi yayımladıkları ‘Plague’, ‘Wrath of God’ ve ‘Affection’ı duyanlar, listelerde zaten onlar için bir yer ayırmıştı.
İkinci albümde, ilk albümdeki pürüzleri biraz daha törpüleyen ikili; son albümlerinde iyiden iyiye uslanmış. Tabii yalnızca müzikal anlamda. Canlı performanslarında seyircilerinin kafasına mikrofon fırlatmaya, bodyguard yumruklamaya ve viski şişesi kırmaya devam ediyorlar. Albümün geneline bakıldığında, ikilinin tutkularının azaldığı, otokontrollerinin ise arttığı gözlemlenebilir.
Önceden servis edilen ‘Plague’ ve ‘Affection’ın yanı sıra, 12 şarkılık albümün en dikkat çeken ve kolayca adapte olunan parçaları, ‘Telepath’ ve ‘Sad Eyes’; henüz dinlemediyseniz bir kulak verin. Grubun müzikal anlamda kendini iyiden iyiye özgür bıraktığı şarkıların başında ise şüphesiz dinlemesi diğerlerine göre daha zor olan ‘Insulin’ geliyor. Kısacası, yeni albümde de synthesizer’ın izinde giden; acı, hoyrat ve karanlık sound’larından ödün vermeden yoluna devam eden grup 8-bit’le arasına belli bir mesafe koymuş. Bilgisayarın etkisinden çıkan yeni sound’ları için “eskiye nazaran” daha temiz denebilir. İlk iki albümün “acı verirken dans da ettiren” muhteviyatı üçüncü albümde yerini “acı verirken dans mans ettirmeyen” bir atmosfere bırakmış. Alice Glass’ın insanın karnına karnına yumruk atan, pürüzlü ve boğuk vokali ise yerli yerinde duruyor. Merak etmeyin.


    ETİKETLER:

    Mikrofon

    ,

    Karanlık